THE THINKING OF FUTURE
BİZ DÜNYA SİYASETİNİN TÜM SIRLARINI AÇIYORUZ

Türkiye Cumhurbaşkanı Almanya'da: jeopolitik çıkarlar ve yeni sorular

Siz buradasınız: Baş sayfa »» Uluslararası teşkilatlar »»
 0 Mesaj Yazı Aralığı+- AFont Ölçüsü+- Çap
3274
Yazı Aralığı+- AFont Ölçüsü+- Çap

Bakü, 5 Ekim 2018 – Newtimes.az

Türkiye-Almanya ilişkilerinde gerilimin olduğu her kese malum. İki ülke birtakım konularla ilgili ortak tutum sergileyemiyor. Berlin, Ankara'yı insan hakları ihlallerinde bulunmakta suçluyor. Oysa, Ankara, Almanya'nın Türkiye aleyhine bozucu faaliyetler yürütenleri savunduğunu iddia ediyor. Net olarak Türkiye, FETÖ ve PKK'ya Alman resmi makamlarının imkanlar sunduğunu belirtiyor. Ayrıca, Avrupa Birliği'ne (AB) üyelik konusunda da iki ülke arasında belirli görüş ayrılıkları bulunmaktadır. Tüm söylenenlerin yanısıra, Berlin-Ankara ilişkilerinin gelişmesini zorunlu kılan diğer jeopolitik nedenler de var. Bu hususlar küresel ve bölgesel niteliktedir. Bu tür karmaşık durumda Türkiye Cumhurbaşkanı'nın Almanya ziyareti güncel konulardandır. Üstelik, Recep Tayyip Erdoğan'ın, Köln'de inşa edilen DİTİB Merkez Cami'nin açılış töreninde konuşma fırsatı doğdu. Bu konuşma fırsatı son birkaç yılda Erdoğan'ın Almanya'da konuşmasına engel olmağa çalışanlara gereken cevap niteliğindedir. Tüm bu hususlar doğrultusunda Türkiye Cumhurbaşkanı'nın Almanya ziyaretini jeopolitik bağlamda detaylı biçimde ele almak ilginç olabilir.

Eski sorunlara yeni yaklaşım: Ankara-Berlin hattında değişiklikler

Türkiye Cumhurbaşkanı'nın Almanya ziyareti birkaç açıdan önem taşımaktadır. Öncelikle, iki ülke arasında büyük dostluk geleneği mevcuttur. Tarihten bilindiği üzere, Osmanlı-Almanya ilişkileri son yüzyıllarda stratejik çıkarların uygunlaştırılması bağlamında geliştirilmekteydi. Sonrasında Türkiye Cumhuriyeti ile Almanya arasında yakın ilişkiler oluştu. Bu süreçte Almanya'ya göç eden Türkler büyük rol oynadılar. Günümüzde Almanya'da 3.5 milyon Türk yaşamaktadır. Onlardan büyük kısmı Türkiye sevgisini korumaktadır. Nihayet, Almanya, Türkiye'nin on yıllardır üye olmak istediği Avrupa Birliği'nde en çok gelişen güclü ekonomiye ve ileri teknolojiye sahip büyük ülke konumundadır.

Fakat son dönemler Almanya-Türkiye ilişkilerinde ciddi sorunlar görülmekteydi. Ankara, Almanya'nın FETÖ ve PKK'ya gizli destek vermesinden dolayı bu ülke karşısında bir takım taleplerde bulundu. Karşılığında Almanya, Türkiye'de demokrasi ve insan hakları konusunda sorunların olduğunu ileri sürdü. Ardından Berlin, Türk siyasetcilerin Almanya'da konuşmasını engelledi. Bu durumda Türkiye-AB ilişkileri tümüyle aksamaya başladı.

Bu sorunlar gerek Almanya'da, gerekse de Türkiye'de yapılan seçimlerden sonra yumuşamaya başladı. Türkiye'nin yürüttüğü kararlı dış politika Berlin'in kendi tutumunu bir kez daha gözden geçirmesine neden oldu. Bunun yanısıra, Washington'un sert Avrupa politikası ve Rusya'nın Ankara ile hızla yakınlaşması Almanya'da politikacıları harekete geçirdi. Alman resmi makamlarıı, Türkiye ile ilişkileri geliştirmekte kararlı olduklarını defalarca belirttiler. Nihayet, Eylül'de Almanya dışişleri bakanı Türkiye'yi zyaret etti. Bu ziyaret başarılı oldu ve her iki tarafın milyarlarca euro değerinde proje gerçekleştirmek niyetinde oldukları konusunda haberler hızla yayıldı.

Bunun yanısıra Berlin, İdlip ve göçmen konusunda Ankara'nın haklı tutumunu görmezden gelemezdi. Bu iki sorunun çözümünde Almanya, Türkiye'ye destek verdiğini açıkça beyan etti. Aslında Angela Merkel, Türkiye'nin göçmenlerle ilgili politikasını hep yüksek değerlendirerek AB'de bazı liderlerle açık tartışmaya girmekten bile kaçınmamaktaydı. Nitekim, zaman Almanya Başbakanı'nın haklı olduğunu gösterdi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın iki ülke arasında görülen bu süreç bağlamında Almanya'da resmi ziyarette bulunması doğal olarak ilgi uyandırmağa başladı. Tüm siyaset yorumcularının bu konuya objektif açıdan yaklaşmadıklarını da itiraf etmek gerekmektedir. Bazı siyaset yorumcuları Erdoğan'ın ziyaretinin önemini azaltmağa gayret ettiler. Hatta Türkiye Cumhurbaşkanı'nın Almanya resmi makamlarınca üst düzeyde karşılanmasına kıskançlık duyanlar da oldu. Aynı kişiler, ''neden Vladimir Putin'e böyle yüksek ilgi gösterilmedi'' diye soruyorlar. Cevapların bir kısmı ciddi olmaktan bir hayli uzak. Bu durumu Erdoğan'a karşı duydukları kişisel ilgi, yani ''Erdoğan'ı iyi karşıladıkta taviz veriyor'' gibi sersem düşünceler doğrultusunda yorumlama çabalarını da görmek mümkün.

Rusya Cumhurbaşkanı ile ilgili bir şey söylemeyiz. Bu, Almanya ve Rusya'nın kendi meselesi. Ancak Erdoğan'ın üst düzeyde karşılanmasının temelinde Türkiye'nin Orta Doğu'nun güclü devleti vasfında Avrupa ile sıkı işbirliğine özen gösteren, gelişen ve dünya genelinde söz sahibi büyük devlet olması yatıyor. Şimdi bunu herkes itiraf ediyor. Hatta ABD bile İdlip meselesiyle ilgili Türkiye'ye teşekkür ediyor. Almanya ve Fransa ayrıca memnun olduklarını belirtmekteler. Şimdi Türkiye tüm alanlarda, özellikle politika ve güvenlik konularında ciddi başarılar kazanan büyük güçtür. Erdoğan'ın Almanya'da büyük saygıyla karşılanmasının baska bir küresel nedeni de bulunmamaktadır.  Konuyu iki ülkenin net ilişkileri bağlamında ele alırsak diğer ilginç gerçekleri de görebiliriz.

Yakınlaşma imkanları: ortak tutum arayışı

Türkiye'nin Avrupa'nın güney sınırlarının en güçlü koruyucusu olması konunun temel noktasını oluşturmaktadır. İtalya ve Yunanistan'ın göçmen konusunda farklı tutumları AB'nin demografik dengesinin sağlanmasında Ankara'nın rolünün hayati önem taşıdığını bir kez daha öne serdi. Çünkü Türkiye, imza attığı anlaşmanın hükümlerini kaç yıldır tamamen yerine getirmekle Avrupa'ya göçmen akınının önünü kesmektedir. Böyle bir partnerle soğuk ilişkiler Almanya için büyük kayıp olabilirdi.

Avrupa Birliği liderlerinin Salzburg'ta yapılan Zirvesi'nden sonra bu durum daha net şekilde görülmeye başladı. Zirve'de İtalya, Macaristan, Çek Cumhuriyeti ve bir takım üye ülkeler Brüksel'in göçmen politikasının hükümlerini yerine getirmeyebileceklerini açıkça gösterdiler. Oysa Türkiye, Brüksel'in çıkarlarına tamamen uygun bir tutum sergiledi. Bu tutum doğal olarak Almanya ve Fransa için önemli fırsat niteliğindedir.

Türkiye-Almanya ilişkilerinin gelişmesini gerektiren bir diğer neden ABD-Rusya geriliminin tırmanması bazında Moskova'nın Ankara ile stratejik partnerlik düzeyinde ilişki kurması ile ilgilidir. Hızla güçlenen Türkiye'nin hangi safta yer alacağı konusu büyük önem arzetmektedir. Ayrıca dünyanın büyük devletlerinin hepsi buna büyük ilgi göstermekteler. Özellikle, Rusya daha fazla gayret ediyor. Moskova, İdlip konusunda Ankara'nın tutumunu savunmakla bu yönde daha kararlı olduğunu sergiledi. Aynı zamanda Moskova, Türkiye'ye S-400 füze savunma sistemlerini daha kısa sürede verebileceğini beyan etti. Yani, konu Orta Doğu ve Avrupa için büyük önem arzeden süreçle ilgilidir. Büyük bir ülke olan Almanya, bu sürece seyirci durumunda kalabilir mi?

Tabii ki kalamazdı ve kalmadı bile. Recep Tayyip Erdoğan, Almanya'da verimli görüşmeler gerçekleştirdi. Ancak bu tüm konularda mutabakat sağlandığı anlamına da gelmemeli. Her iki taraf kendi aralarında açıkta kalan konuları detaylı görüştüler. Birtakım konularda görüş ayrılıkları çözüme ulaşmadan kaldı. Örneğin, Berlin, insan hakları konusunda eleştirilerini yineledi. Türkiye Cumhurbaşkanı da terör gruplarına karşı Almanya'nın kesin adımlar atmasını istediklerini bir kez daha beyan etti.

Bu konuda ilk sırada FETÖ'cülerin Almanya'da rahat şekilde hareket ede bilmeleri yer almaktadır. Berlin, hiçbir FETÖ'cüyü Türkiye'ye iade etmeği düşünmediğini belirtti. Angela Merkel, FETÖ ile ilgili ek delillerin sunulması gerektiğini söyledi. Türkiye politikacıları bu sözlere sert tepki verdiler.

Bunun yanısıra, Ankara, PKK'ya karşı Almanya'nın daha kararlı davranması talebinde bulundu. Bu konuda da belirsizlik hala kalmaktadır. Berlin'in elinde bulundurduğu kozları açmağı düşünmediği açıkça görülmektedir.

Türkiye Cumhurbaşkanı, bundan ziyade bir diğer konuyu da ele aldı. Erdoğan, Avrupalıların Türkiye'nin AB'ye üyeliği ile ilgili tutumlarını netleştirmelerini istedi. Net olarak Erdoğan, Merkel'e ''kabul etmiyorsanız, açık açık söyleyin, biz de işimizi bilelim'' söyledi. Fakat Merkel, kesin olarak ''hayır'' söylemedi. Bununla ilgili Türkiye Cumhurbaşkanı, AB'ye üyelik konusunda halk oylamasına gidilebileceğini beyan etti. Yani, Ankara, halkın AB'ye üyelik meselesine ilişkin fikrinin alınmasına fırsat tanımağı düşünmektedir. Eğer halk ''hayır'' söylerse, bu durumda yönetim gereken adımları atacaktır.

Türkiye yönetiminin tutumunun çok ciddi olduğunu Berlin'de biliyorlar. Aslında Erdoğan, AB konusunda kesin karar vermeği düşündüğünü uzun süredir söylüyor. Hatta Türkiye'nin AB'ye ihtiyaç duymadığı da sık sık konuşulmakta. Çünkü Türkiye lider güçe dönüşmektedir. Bunun yanısıra, Türkiye Cumhurbaşkanı, Brüksel'in meseleyi ne amaçla uzattığının temel nedenini anladığını da saklamıyor. Böylece, Türkiye-AB ilişkileri gerçekten derin kriz aşamasına girebilir. Sonuç AB konusunda Türkiye'de yapılacak halk oylamasından sonra belli olacaktır.

Böylece, Erdoğan'ın Almanya ziyareti büyük önem taşımaktadır. İki büyük ülke ileri dönemde ilişkilerinin hangi prensipler üzerinde kurulabileceğini ele aldı. Sonraki ziyaretlerde başka şartların ortaya çıkabileceği de mümkün. Fakat şimdilik İstanbul'da Angela Merkel, Fransa ve Rusya Cumhurbaşkanları ile beraber Erdoğan'la küresel konulara ilişkin tekrar müzakere yapmak zorunda kalacaktır. Yani, aslına bakılırsa, Almanya, Türkiye'nin dünyadakı rolünü kabullenmiş durumda. Bu açıdan Türkiye Cumhurbaşkanı'nın Almanya ziyareti jeopolitik ortamda çok şeyi değiştirebilir.

Newtimes.az

Benzer Makaleler

Diplomatik köşe

Azərbaycanın xarici ölkələrdəki diplomatik nümayəndəlikləri twitterdə

↳Yeni layihə

Dış basın

Bu adam Erdoğan'a düşman
10 Ekim 2018 Habertürk

Bu adam Erdoğan'a düşman

Daniel Pipes aynı zamanda Erdoğan'a da, Türkiye'ye de düşmandır.

Daha...
Trade war set to be the United States' next foreign policy quagmire
24 Eylül 2018 The Hill

Trade war set to be the United States' next foreign policy quagmire

History is littered with real wars, like those in Afghanistan, Iraq and Vietnam, that were supposed to be won quickly and cheaply but turned out to be the most expensive and inconclusive of quagmires.

Daha...

Dünya Kentleri