THE THINKING OF FUTURE
BİZ DÜNYA SİYASETİNİN TÜM SIRLARINI AÇIYORUZ

Güney Kafkasya: Jeopolitik gerçeğin iki yönü

Siz buradasınız: Baş sayfa »» Uluslararası teşkilatlar »»
 0 Mesaj Yazı Aralığı+- AFont Ölçüsü+- Çap
3125
Yazı Aralığı+- AFont Ölçüsü+- Çap

Bakü, 1 Ekim 2018 – Newtimes.az

Son dönemde dünyanın büyük güçleri arasında jeopolitik mücadelenin önemli ölçüde keskinleşmesi konusunda çeşitli haberler yayılmaktadır. Bu açıdan bakıldığında ABD, Rusya ve İran arasında çekişmeler güçlenmiş durumda. Çekişmelerin güçlenmesi Orta Doğu'da daha açık görülmektedir. Söz konusu devletler Suriye meselesiyle ilgili daha sert tutum sergiliyorlar. En son Birleşmiş Milletler (BM) 73. Genel Kurulu'nda ABD ve İran Cumhurbaşkanları, birbirileri ile ilgili çok sert sözler söylediler. Ardından İran'ın Ahvaz kentinde askeri tören sırasında terör saldırısı meydana geldi. Bu korkunc olaylar doğrultusunda Güney Kafkasya'da yaşananlar bir hayli ölçüde ivme kazanmıştır. Türkiye ve Rusya Cumhurbaşkanları Azerbaycan'a ziyarette bulundular. New York'ta Nikol Paşinyan ile Hasan Ruhani arasında görüşme gerçekleşti. Gürcistan, askeri birliklerini Abhazya ve Güney Osetya'dan geri çekmesi için Rusya'ya çağrıda bulundu ve b. Tüm bu gelişmeler doğrultusunda Güney Kafkasya'da jeopolitik sürecin başlıca özellikleri nelerdir? Bu sorunun cevabı konusunda geniş inceleme yapma gereksinimi duymaktayız.

Küresel ve bölgesel gelişmeler açısından etkinleşen güçler

Güney Kafkasya küresel jeopolitik aktörlerin ilgi alanından uzaklaşmamış. Tam tersine, son dönemde bu altbölge ile ilgili dikkat çeken gelişmeler başlamış durumda. Bu süreci tek bir cümleyle şöyle özetleyebiliriz: Güney Kafkasya ile ilgili mücadelenin yoğunluğu yeni düzeye ulaştı. Bu süreçte yerel devletlerin kendi tutumları boy gösteriyor. Bu husus Güney Kafkasya'da jeopolitik hareketliliğin giderek daha karmaşık hale gelmesi görüntüsünü oluşturuyor. Bu kanaat bir yönden küresel düzeyde Batı-İran-Rusya çerçevesinde ilişkilerin daha da gerginleşmesinden, bir başka yöndense Ermenistan'ın hala belirsiz ve yapısal olmayan dış politika yürütmesinden kaynaklanıyor. Bu doğrultuda İran meselesinin bölge için daha hassas düzeye ulaşması izlenimi oluşmaktadır. ABD Cumhurbaşkanı, BM 73. Genel Kurulu'nda Tahran'a karşı en sert önlemler alabileceklerini açıkca dile getirdi. Bunun nedeni İran'ın nükleer silah yapma niyetinden geri adım atmamasının yanısıra, Orta Doğu'da Amerika ve İstail'in çıkarlarına zıt politika gütmesidir. Bu sırada Trump, eğer İran ABD'ye ve Orta Doğu'daki müttefiklerine (özellikle İsrail, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri) her hangi tehlike oluşturursa, hemen "kıyamet kopacağı" konusunda kesin uyarıda bulundu.

Böyle tehditler doğrultusunda İran'ın güneyinde bulunan Ahvaz kentinde meydana gelen terör saldırısı akıllara daha korkunc senaryoların ortaya çıkabileceği düşüncesini getirdi. İran istihbarat güçleri terör saldırısının arkasında ABD, İsrail ve onların Orta Doğu'daki müttefiklerinin bulunması konusunda açıklama yaptılar. Hatta net isim vermeleri fazla zaman almadı, terör saldırısını Suudi Arabistan'ın Suriye'de destek verdiği radikal grupun yaptığı ileri sürüldü.

Birkaç gün sonra medyada yeni bir haber yer aldı. İran, Suriye'de Fırat'ın doğu kısmında konumlanan radikal gruplara füze darbeleri indirdi. Çok sayıda militan etkisiz hale getirildi. Tahran, darbeleri Ahvaz kentinde terör saldırısı düzenleyen gruba karşı gerçekleştirdiğini açıkladı. Uzmanlar, ABD ve İsrail'in bu saldırıya karşılık vereceği kanaatındalar. Böylece, Orta Doğu'da jeopolitik gerilimin daha da artması beklenmektedir.

Bu eğilim doğrultusunda İran ile Rusya'nın Güney Kafkasya'da da etkinleşmesi görülmektedir. Ermenistan basını, BM 73. Genel Kurulu çerçevesinde Paşinyan ile Ruhani'nin görüşmesi ile ilgili ağız dolusu yorum yapmağa özen gösteriyor. Yorumlara göre, iki ülke işbirliğini güçlendirmeğe büyük önem veriyor. Paşinyan'ın neredeyse Tahran'da uzun bir süre beklenildiği iddiası yorumlarda özellikle kaydedilmektedir.

Aslında, gerçek durum tamamen farklı. Batı'nın baskıları ve yaptırımları karşısında Tahran, Erivan'ın kendisi ile ilişkileri geliştirmesini isteyebilir. Fakat, Ermenistan yönetimi için dost yoktur ve aslına bakılırsa bağımsız olarak karar veremez. Konunun bir diğer yönü Paşinyan'ın Batı'nın merhametini kazanma dileğidir. Bu yüzden İran ile her hangi yakınlaşma Paşinyan'ın bu yöndeki yolunu tıkayabilir. Bu nedenle Paşinyan, iki ay önce açıkladığı İran ziyaretini bir türlü gerçekleştirememektedir. Böylece, Erivan'ın Tahran ile kirli jeopolitik oyun oynamak istediği aşikardır.

Bir yönden, Rusya, İran-Ermenistan ilişkilerinin belirli çerçeveden ileri düzeye gitmesini istemiyor. Özellikle enerji alanında iki ülkenin işbirliğine kıskançlıkla yaklaşıyor. Ermenistan, İran için tam da enerji güzergahı açısından gerekli. Fakat yıllarca Gazprom, Tahran'ın bu arzusunun gerçekleşmesine olanak tanımamaktadır. Bu engeli Paşinyan'ın bertaraf edebileceği ihtimali hiç yok.

Yapıcılık ve yıkıcılık: Bakü ile Erivan'ı farklı kılan iki yön

Erivan'ın İran ile ilişkilere türk karşıtı histeri bazında anlam vermeğe çalışması kendisini her zaman başarısızlığa uğratıyor. Ermeni uzmanlar, BM 73. Genel Kurulu'nda Paşinyan ile Ruhani görüşmesini de direkt Azerbaycan karşıtlığı bazında yorumladılar (bkz.: Akop Badalyan. Paşinyan ve Ruhani sürprizi / Lragir.am, 26 Eylül 2018. Акоп Бадалян. Сюрприз Пашиняна и Рухани Баку / Lragir.am, 26 sentyabr 2018). Ermenistan yönetiminde bulunanların duygusal ve politik düşünce trajedisi aşikar. Fakat şimdi İran'ı Azerbaycan'a karşı koymak için sersem bir girişimdeler. Çünkü güçlü bir devlet olan İran Ermenistan gibi arka bahçe değildir. Koskoca İran diplomasisi Azerbaycan ile Ermenistan arasında kıyaslama yapamıyor mu? Yahut, İran Orta Doğu'da müttefiki olan Türkiye'nin çıkarlarına aykırı adım atacak kadar saf mı?

Ermenistan diplomasisinin ilkelliği ve güçsüzlüğü bu hususlarla sınırlı kalmamaktadır. Ermeniler, Putin'in Azerbaycan ziyareti ile Paşinyan-Ruhani görüşmesini kıyaslamağa çalışmaktalar. Bu olaylar gerek düzeyine bakıldığında, gerekse de ele alınan konuların içeriği ve amacı açısından kıyaslanamaz.

Öncelikle Putin, Azerbaycan'a ziyarette bulundu ve net işbirliği konularına değindi. Azerbaycan ile Rusiya arasında enerji, ulaşım, insani konular, ekonomi-iş alanında işbirliği meselesi ele alındı. Oysa, Paşinyan ile Ruhani BM Genel Kurulu'nda sınırlı süre zarfında nezaketen görüşme yaptılar. Acaba, Ermeni uzmanlar neyi kıyaslamağa gayret etmelerinin farkındalar mı?

Ermeniler, kendilerini Rusya'ya karşı koymaktalar. Moskova'nın Azerbaycan ile ilgili yaklaşımında bağımsız devlet gibi davranması Ermenileri kaygılandıran en önemli neden. Putin, son ziyaretinde Rusya ile Azerbaycan'ın ilişkilerinin birbirinin çıkarlarına saygı duymakla eşit hukuklara haiz iki bağımsız devletin ilişkileri gibi geliştirildiğini açıkca beyan etti. Rusya devlet başkanı, bu süreci "devletlerarası ilişkiler kuruculuğu'' olarak değerlendirdi.

Peki, Ermeni liderler Moskova'da ne söylüyorlar? Kendileri ile bağımsız devletin temsilçisi gibi konuşulmasını, Ermenistan'a baskı uygulanmamasını, emirler verilmemesini, egemenliklerine saygı duyulmasını rica ediyorlar. Evet, fark işte açık şekilde gözler önünde. Fakat, Ermeniler her hangi bir ülkenin egemenliğine rica ve ya minnet ile saygı duyulamayacağını unutmuş olmalılar. Devlet, bağımsızlığını kendi faaliyetiyle ispatlamalı ve uluslararası sistemde jeopolitik ağırlığa sahib olmalı. Oysa, Ermenistan, hiçbir programı, politikası, diplomasisi, devlet olarak bağımsız tutumu ile bu imajı kazanamamıştır. Bu durumda Ermenistan'a neden saygı duyulmalı?

Tüm bu söylenenlerin yanısıra, az önce belirtilen kıyaslamalar Erivan'ın "işbirliği'' söylediğinde mutlaka her hangi komşusuna zarar vermeğe hizmet eden ilişkileri kastettiğini açıkca göstermektedir. Rüyasında Azerbaycan ile Türkiye'yi düşmanı olarak görüyor, uyanıyor ve tekrar Azerbaycan karşıtı hastalığa yakalanıyor. Rusya, Ermenistan'a silah veriyor, Erivan hemen "Azerbaycan'a gözdağı veriyoruz” diye haykırıyor. Rusya, Azerbaycan ile işbirliğini derinleştiriyor, Ermenistan "bu iyi hal değil'' söyleyerek küsüyor. Kendisinin gerçek sorunlarını sivil yolla çözmek yerine, diğerlerinde kusur aramak devletci düşünceye hizmet edemez.

Bu söylenenler Güney Kafkasya'da aslında jeopolitik sürecin yoğunlaşmasına iki yönden yaklaşıldığını onaylamaktadır. Öncelikle, Azerbaycan, bağımsız politikasını geliştirerek konumunu daha da güçlendiriyor. Şimdi Bakü'nün bölgesel büyük devletlerle – Rusya, Türkiye ve İran ile ilişkileri çok iyi düzeydedir. ABD ile karşılıklı yarara dayalı ilişkiler geliştiriliyor. Gürcistan ile ilişkiler stratejik ortaklığa uygun biçimde hızla gelişmektedir.

Oysa, diğer yön Ermenistan örneğinde çaşkınlık, hiçbir mantıka dayanmayan, yapıcı olmayan davranış temelinde oluşan başarısız dış politika yürütmekle ilgilidir. Erivan, bir kez daha kendi aşırı radikal, insani değerlerle uzlaşmayan asılsız iddalarına devam etmektedir. Ayrıca bu doğrultuda Rusya, Azerbaycan ve Türkiye'ye karşı asılsız iddialar seslendiriyor. İran ile bir kez daha gerçek dışı ve yanıltıcı jeopolitik oyun girişiminde. Bu sürecin sonunun iflas olacağı tamamen kuşkusuz.

Güney Kafkasya için önemli mesele büyük aktörlerin yoğun biçimde mücadele ettiği bir aşamada Ermenistan'ın karmaşa ve tehlike kaynağına dönüşmesidir. Beraber olmayan jeopolitik-diplomatik manevralarıyla süreci daha da karmaşıklaştıran ve yeni zorluklara neden olan Paşinyan yönetimi tüm bölge halklarını trajediye doğru sürüklüyor.

Newtimes.az

Benzer Makaleler

Diplomatik köşe

Azərbaycanın xarici ölkələrdəki diplomatik nümayəndəlikləri twitterdə

↳Yeni layihə

Dış basın

Bu adam Erdoğan'a düşman
10 Ekim 2018 Habertürk

Bu adam Erdoğan'a düşman

Daniel Pipes aynı zamanda Erdoğan'a da, Türkiye'ye de düşmandır.

Daha...
Trade war set to be the United States' next foreign policy quagmire
24 Eylül 2018 The Hill

Trade war set to be the United States' next foreign policy quagmire

History is littered with real wars, like those in Afghanistan, Iraq and Vietnam, that were supposed to be won quickly and cheaply but turned out to be the most expensive and inconclusive of quagmires.

Daha...

Dünya Kentleri