THE THINKING OF FUTURE
BİZ DÜNYA SİYASETİNİN TÜM SIRLARINI AÇIYORUZ

Türk Askeri Umut Yeri – "Zeytin Dalı" Operasyonuna Bakış

Siz buradasınız: Baş sayfa »» Uluslararası teşkilatlar »»
 0 Mesaj Yazı Aralığı+- AFont Ölçüsü+- Çap
763
Yazı Aralığı+- AFont Ölçüsü+- Çap

Bakü, 31 Ocak 2018 – Newtimes.az

Tarihsel acıdan Azerbaycan'ın bulunduğu Kafkasya ve yakın temasta olduğumuz Ortadoğu bölgeleri dünyanın jeopolitik açıdan en hassas ve sıcak bölgeleri hesap olunmuşlar. Dünyanın büyük güç merkezlerinin bu bölgedeki kalıcı çıkarları her zaman istikrar için büyük bir tehdit olmuştur. Günümüzde de bölgedeki büyük güçlerin farklı konum ve niyetleri jeopolitik manzara üzerinde ciddi bir etkiye sahiptir. Gözlemlerimiz, 21`inci yüzyılın başında gerçekleşen süreçlerin, birçok özellik bakımından 20`nci yüzyılın başlarında yaşanan olayları andırıyor olduğunu göstermektedir. Geçtiğimiz 100 yıl boyunca, jeopolitik koşullarda ve süreçteki katılımcılar arasında bazı değişiklikler yapılsa da, olaylar içerik bakımından değişmedi.

Bilindiği gibi, 1990'ların başında Sovyetler Birliği'nin çöküşünden sonra bağımsızlığını kazanan Azerbaycan Cumhuriyeti zor zamanlar yaşıyordu. Bir yandan ekonomik sistemin tam çökmesi sonucu yaşanan sefalet, diğer yandan ise çeşitli dış hamileri tarafından silahlandırılan ve desteklenen Ermenilerin kanlı askeri saldırısı Azerbaycan`I bir devlet olarak var olma veya olmama tehdidi karşısında bırakmıştı. Bir tarafta yurtdışından ciddi mali ve askeri yardım alan, çeşitli yabancı ülkelerden deneyimli teröristler toplayan Ermeniler, diğer tarafta ise silahsız ve tek "suçu'' Türk olmak olan Azerbaycanlılar.

Yaşadığım Nahçıvan da dahil olmak üzere Azerbaycan'ın her bölgesinde büyüyen her çocuk gibi, benim de o yıllardaki derin hatıralarım var. Ermenistan taraftan Azerbaycan'ın esas kismi ile tüm bağlantıları (demir yolu, kara yolu, iletişim) kesilmiş, ışık, doğal gaz, su temini olmayan Nahçıvan'da yaşayan çocuklar her gün Ermeniler taraftan sınır köylere yapılan saldırıları duyar, televizyonda ise Karabağ'da Ermenilerin yaptıkları vahşiliklere tanık olurlardı. Hocalı'da Ermenilerin Azerbaycanlı çocukları süngüye takmasını, kadınlara karşı insani duygulardan kenar şiddetlerini televizyondan gören ve Ermeniler taraftan ablukaya alınmış bir bölgede yaşayan çocukların hayalinde gelecek nasıl görünebilirdi ki?! Büyüklerimizin silahsız olsa dahi el-obamızı metanetle korumalarını görsek de, çocuk hayalinde cellat, kan içen Ermeni korkusu da yok değildi.Ermenilerin dünyadaki en korkak olduğunu bilmemiz için büyümemiz gerekiyordu.

Bu anlamda, o yıllarda hafızama kazınan duyguları hatırlamak istiyorum. O yıllarda çocuklar da dahil olmak üzere yerel toplumun iki esas umutu vardı. Birincisi, Azerbaycan halkının büyük liderleri Haydar Aliyev'in Moskova'dan kendi vatanına dönüşü oldu. Herkesin bu büyük insana umdu vardı ve olayların daha sonraki gelişimi o insanın bu umutları gerçekleştirdiğini gösterdi. Ulusal Lider, Azerbaycan halkını Ermeni işgalcilere karşı bir araya getire ve askeri işgali önleyebildi.

Bir başka umut ise kan belleği ile ilgiliydi. Aynı dönemde Ermenilerin saldırıları arttıkça ihtiyar nenelerimizden duyduğumuz en umutverici söz – "Korkmayın, Türk askeri gelecek, bizi kurtaracak" idi. O zamanlar, bu sözlerin neden bu kadar cesaret verici olduğunu anlamazdık. Fakat yaşlı insanların 20`nci yüzyılın başlarında aynı olaylara maruz kaldığı anlaşıldığında, kan belleğinin anlamı belli oluyordu. Kafkasya'daki 1905-1907 ve 1918 yıllarında Ermeni-Müslüman savaşları sırasında benzer olaylar yaşanmıştı. 100 yıl önce de, silahlı Ermenilerin karşısında yerel halk için tek umut Türk askeriydi. Bu nedenle, Türk askerine olan güven, yaşlıların yaklaşık 100 yıl önce yaşamış ya da duymuş oldukları kan belleğinden kaynaklanıyordu.

İşte çocuklukta hafızamıza yazılan "Türk askerine güven" bu günlerde Türkiye'nin başlatttığı anti Terör operasyonlarında da aynı anlamı taşıyor. Bilindiği gibi, Türk Silahlı Kuvvetleri komşu bölgelerden Türkiye'ye karşı işlenen terör olaylarının, PKK–PYD terör örgütünün devlet yaratmak girişimlerinin önünü almak ve sivil halkın güvenliğini sağlamak için "Zeytin dalı" operasyonu gerçekleştiriyor. Çeşitli büyük güçler tarafından silahlandırılan bu teröristler, Suriye topraklarından Türkiye'yi karşı sürekli  tehdit oluşturuyor, füze saldırıları yapıyor, bölgedeki yerel nüfusun etnik yapısını değiştiriyor ve geleceğe yönelik yeni planlar inşa ediyor. On günden fazla süren operasyon, teröristlerin ana hedefinin Türkiye olduğunu gösteriyor. Bu anlamda Türkiye'nin anti Terör operasyonunun öncelikle kendini savunma olduğunu belirtmek gerekir.

Türkiye'deki yetkililer, "Zeytun dalı'' operasyonunun nihai hedefinin asla Suriye topraklarını ele geçirmek olmadığını, bölgeyi teröristlerden kurtarmak ve yerel halkın barışçıl bir çevrede barış içinde yaşamasının temin edilmesi olduğunu belirtti. Bu, Türk askerlerinin 100 yıl önce de üslenmiş olduğu misyonudur. Yer, tarih ve katılımcılar farklı olabilir. 20`nci yüzyılın başında Kafkasya'da Ermeni zulmüne maruz kalmış Azerbaycanlı kardeşlerini kurtaran Türk askerinin bu görevi, 100 yıl sonra da unutulmadı. "Kurtarıcı Türk Askerine güven" Azerbaycan halkının kan belleğinde sonsuza dek yazılmıştır. Şimdi ise farklı bir coğrafyada – Suriye'de teröristlerin zulmünden muzdarip olanlar Türk askerine kurtarıcı gözü ile bakıyor.

Türkiye`nin bu haklı davasında dualarımız Türk askerleri içindir. Bu yolda, Yüce Tanrı kahraman Türk askerinin yar ve yardımçısı olsun!

Arastü Habibbeyli

Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı İdaresi Dış Politika Meseleleri Daire Başkan Yardımcısı

Twitterde izlemek için@AHabibbayli

Benzer Makaleler

Diplomatik köşe

Azərbaycanın xarici ölkələrdəki diplomatik nümayəndəlikləri twitterdə

↳Yeni layihə

Dış basın

Türkiye-Azerbaycan: Savunma iş birliğinden askeri ittifaka
03 Kasım 2017 Anadolu Ajansı

Türkiye-Azerbaycan: Savunma iş birliğinden askeri ittifaka

Türkiye ile Azerbaycan arasındaki kardeşlik bağları Güney Kafkasya stratejik dengesini değiştirecek bir askeri ittifak haline gelmiş durumda.

Daha...
Conflit au Karabagh, où l'urgence de rendre à Bakou ce qui appartient à Bakou
13 Ekim 2017 Mediapart

Conflit au Karabagh, où l'urgence de rendre à Bakou ce qui appartient à Bakou

Je reviens du Karabagh. S'il y avait bien un lieu au monde où je n'aurais jamais pensé aller, c'est bien dans ce Caucase incertain et méconnu.

Daha...

Dünya Kentleri