THE THINKING OF FUTURE
BİZ DÜNYA SİYASETİNİN TÜM SIRLARINI AÇIYORUZ

"Türk Akımı": Avrupa'nın Enerji Güvenliği ve Jeopolitik Çıkarlar Bağlamında

Siz buradasınız: Baş sayfa »» Uluslararası teşkilatlar »»
 0 Mesaj Yazı Aralığı+- AFont Ölçüsü+- Çap
1123
Yazı Aralığı+- AFont Ölçüsü+- Çap

Bakü, 10 Temmuz 2017 – Newtimes.az

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin Haziran ayının sonlarında "Türk akımı" projesinin gerçekleşmesinin bir sonraki aşamasının startını verdi. O, Anapa`da gemide düğmeye basarak "ileri" dedi. Bu, "Türk akımı" projesinin denizin dibi ile çekiminin başlaması demektir. Uzmanlar kabul ediyorlar ki, bu süreç başarıyla tamamlanacaktır. Çünkü şimdi teknoloji o kadar gelişti ki, bu gibi işleri hızla görmek zor değil. Üstelik, bu boru hattı çevresel olarak tam zararsızdır. Rusya boru hattını Türkiye kıyılarına kadar çekecek. Sonrasını Türk tarafı hayata geçirmelidir. Uzmanların görüşüne göre, bu olayın jeopolitik önemi az değildir. Yani o, sadece enerji meselesi ile sınırlı değildir. Bir yandan, Ortadoğu'daki jeopolitik dinamiğe, diğer taraftan ise Avrupa'nın enerji ile teminatına ciddi etkisi olabilen faktördür. Burada Amerika'nın olası tepkisini ve cevap adımlarını da dikkate almak gerekir. Tüm bunlar "Türk akımı" projesinin Batı'nın enerji güvenliğinin temininde önemli rol oynaya bilmesinin yanında, belirli jeopolitik riskleri de meydana çıkardığını gösteriyor.

"İleri": Moskova-Ankara İlişkileri Yükselen Hatta

Rusya-Türkiye ilişkilerinin gelişme temposu artıyor. Son aylarda bu, daha çok hissediliyor. İki büyük devlet Suriye konusunda işbirliğini genişletmenin yanı sıra, ticaret, ekonomi ve enerji teşkilatlarında da ilişkileri derinleştiriyorlar. Bu süreçte "Türk akını" denilen boru hattı projesinin gerçekleşmesi özel bir yere sahiptir. Haziran ayında Başkan Vladimir Putin gaz hattının sığ ve derin bölümlerinin birleşmesi ile ilgili Recep Tayyip Erdoğan'a telefon etti. Bu, Rusya'nın Karadeniz kıyılarındaki teknede V.Putin`in start düğmesine basmasından sonra oldu. Başkanlar projenin gerçekleşmesi ile ilgili birbirlerini tebrik ettiler.Rusya Devlet Başkanı bu çalışmada Türkiye Cumhurbaşkanının oynadığı özel rolü ayrıca kaydetti.

Uzmanlar bu olayı sıradan karşılıklı tebrik olarak takdim etmiyor. Onlar iki devlet arasındaki işbirliğinin içeriğinin yeni düzeye yükselmekte olduğunu vurguluyorlar. Bu sırada Türkiye ile Rusya arasında askeri alandaki ilişkilerin gelişmesi dikkati daha fazla çekiyor. Çünkü Türkiye bir NATO üyesi olarak, bu örgütün rakibi sayılan Rusya'dan yeni silahlar alıyor.

Onların sırasında ünlü S-400 füze sistemleri de vardır. Bu konuda son olarak Başkan V. Putin'in askeri ve savunma konularında yardımcısı V.Kojin bilgi verdi (bkz.: Putin'in yardımcısı: S-400 için Türkiye'yle anlaştık! / "Habertürk", 29 Haziran 2017). O, tarafların ilkesel olarak anlaştığını, ancak ücretle ilgili görüşmelerin devam ettiğini belirtti.

"Türk akını" projesi fonunda bu, ciddi işbirliği faktörü izlenimi veriyor. Mesele şu ki, söz konusu gaz projesi Avrupa'nın enerji güvenliğinde önemli rol oynayabilir. Bu konuda Avrupa Birliği'nin resmi kurumları da görüş bildirirler. Onu diyelim ki, "Türk akını" projesi bilinen Rusya askeri uçağı olayından sonra biraz önce kenara konmuştu. Ancak iki ülke arasında ilişkiler normalleşmeye başlayınca onu hemen gündeme getirdiler. Şimdi ise somut adımlar atılıyor.

AB ise bu projenin gerçekleşmesine o kadar da memnun değil. Onun itirazları Rusya'nın belli şartları yerine getirmek istememesi ile ilgilidir. AB talep ediyor ki, "Türk akını" hattı geçen tüm Avrupa ülkelerinde güzergaha kontrol tam olarak yerli ülkede olsun. Şimdi Moskova bu şarta uyuyor. "Gazprom" hatta Türkiye'deki payını satmaya başladı. Böyle hissediliyor ki, Rusya'nın enerji devi proje katılımcıları olan ülkelerin enerji altyapısını kontrol etmek arzusundan vaz geçmektedir.

Buna karşılık olarak Moskova Güney ve Güneydoğu Avrupa ülkelerine büyük miktarda gaz satmayı planlıyor. Rusya bunu işte "Türk akını"nın ikinci hattı üzerinden etmelidir. Mesele şudur ki, şimdi startı verilen gaz boru hattı ancak Türkiye'nin ihtiyaçlarını karşılamak içindir. İkinci hat ise Avrupa ülkelerine gaz nakletmek için çekilmelidir. Eğer Rusya bunun onayını ala bilirse, "Türk akını" Avrupa'nın enerji güvenliğinde önemli rol oynayabilecek.

Jeopolitik Gerçeklik: Mücadele Meydanında Yeni Riskler

Türkiye için de bunun olumlu tarafları çoktur. Mesele şu ki, 2020 yılına kadar Azerbaycan, Ortadoğu ülkeleri ve Rusya'dan olan enerji yolları Türkiye'de birleşmelidir. Buraya Orta Asya, İran ve İsrail'den taşınan enerji de dahildir. Demek ki, aslında birkaç seneye Türkiye dünyanın dev enerji yollarının geçtiği transit ülkeye dönüşecektir. Tabii ki, Rusya bu sürecin dışında kalmak istemez. Aynı zamanda, Avrupa kendisinin enerji ile donanımında elverişli rol oynayan bir devletle ilişkileri bozmayı arzulamaz.

Bu gibi hususlar otomatik olarak "Türk akımı" da dahil olmak üzere Rusya ile Türkiye'nin ortak katılımını öngören projelerin Avrupa'nın enerji güvenliğinde rol oynayabileceği kanaatini doğrular. Buradan ise Avrupa-Rusya ilişkilerinin pozitife doğru değişmesi ihtimali söz konusu olabilir.

İlginçtir ki, bu süreç Rusya-ABD ilişkilerinin daha da keskinleşmesi fonunda oluşuyor. Görünür, Avrupa Birliği artık tamamen Amerika'nın gözetiminde olmak istemiyor. Bu konuda Angela Merkel Washington'a seferinden sonra görüş bildirmişti. Şimdiki prosesler ise meselenin gerçekten ciddi olduğuna işaret etmektedir.

Fakat burada Rusya ve Türkiye'nin önünde ciddi bir engel vardır. Biz, Suriye meselesini kastediyoruz. Şimdilik Moskova ve Ankara ateşkesin sağlanmasında ve denetim bölgelerini belirlemekte işbirliği yapıyorlar. Belli sonuçlar da var artık. Bununla birlikte, iki faktör unutulmamalıdır. Birincisi, Rusya ile yakın ilişkileri olan İran'ın hangi amaçlar güttüğü dikkate alınmalıdır. İkincisi, Amerika başta olmak üzere Batı koalisyonu Rusya ile Türkiye'nin Suriye'de üstünlüğü ele almasına loyal kalamaz.

Bu iki yönden olumsuz etkiler olacaktır. Aynı şekilde İran ve Amerika Suriye'den geçerek işbirliği yolları şekillendirmekte kararlıdırlar. Bu da enerji projelerinde durumun değişebileceğini gösteriyor.Şimdi aslında IŞİD`in kontrol ettiği enerji kaynakları elinden çıktı. Oluşan boşluğu kimin dolduracağı meselesi açıktır.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Rakka ve Münbiç`e girmeye hazır olmaları ile ilgili verdiği beyanatı bu bağlamda değerlendirildiğinde durumun hayli karmaşık olduğu kanaatini elde edebiliriz. Türkiye yeni askeri operasyonlar düzenleyerek rakiplerini Suriye'de geniş manevra imkanlarından mahrum etmiş olur. Ankara'nın daha geniş mekanlarda varlığını göstermesi şüphesiz ciddi jeopolitik sonuçları olan olaydır.

Bunlar gösteriyor ki, "Türk akını" sadece enerji faktörü ile sınırlı olmayan bir projedir. Onun jeopolitik ve askeri etkileri de mevcuttur. Bu projenin güvenliği için Rusya Türkiye'ye silah satışını güçlendirebilir. Aynı zamanda, Ankara'nın Suriye'deki çıkarlarına engel çıkarmak istemez. Türkiye de sırayla Rusya'nın Ortadoğu'da nüfuzunu artırması karşısında durmaz.

Yukarıda vurgulanan hususlar bazı ilginç sonuçlar elde etmeye olanak tanır. Her şeyden önce, beklenir ki, Rusya-Türkiye yakınlaşması devam edecek. Bu iki ülke geniş bir jeopolitik mekanda beraber adımlayarak hayli başarılar elde edebilirler. Şüphesiz ki, her iki ülke başkanları bu yönde çabalarını arttırabilirler.

Bunun yanı sıra, Batı Ortadoğu'da gerilimi daha da artırabilir. Çünkü Rusya-Türkiye yakınlaşması onlar için ciddi jeopolitik sonuçlar verir. Artık Washington'da Kürt grupları ile işbirliğini mecburiyetten yaptıklarını söylüyorlar ve bunu geçici sayarlar. Bu konuda ABD Savunma Bakanı, Türk meslektaşına bildirdi. Aynı zamanda, Amerika'nın Dışişleri Bakanı Türkiye ile Rusya'nın işbirliğini geliştirmelerini kendileri için tehlike gördüklerini bildirmiş.

Demek ki, artık siyasi düzeyde tepki vardır. Uzmanlar düşünüyorlar ki, Washington şu anda açık metinle önceleri gizli ettiklerini beyan ediyor. Yani bu demek oluyor ki, Amerikalılar Ankara ile Moskova'nın arasını açmak planlarından vazgeçmeye bilirler.

Böylece, bir tarafta Avrupa'nın enerji güvenliği için yararlı olabilen dev proje mevcuttur, diğer tarafta ise kendi jeopolitik çıkarları için her adımı atmaya hazır olan Batı'nın büyük devletlerinin planları vardır. Bunların fonunda "Türk akımı" projesinin gerçekleşmesi ciddi bir olaydır. Yukarıda belirtilen eğilimlerden hangisinin üstün geleceğini zaman gösterecek. Ancak gerçeklik şudur ki, Rusya daha temkinli ve etkili adımlar atıyor.

Newtimes.az

Benzer Makaleler

Diplomatik köşe

Azərbaycanın xarici ölkələrdəki diplomatik nümayəndəlikləri twitterdə

↳Yeni layihə

Dış basın

An 'unfrozen' conflict in Nagorno-Karabakh
26 Ağustos 2016 The Washington Times

An 'unfrozen' conflict in Nagorno-Karabakh

Without clarity by the West, another war in the Caucasus is inevitable

Daha...
Mehmetçik Suriye'de
25 Ağustos 2016 Milliyet

Mehmetçik Suriye'de

Mehmetçik komşu ülkenin kuzeyindeki topraklara ayak bastı...

Daha...

Dünya Kentleri