THE THINKING OF FUTURE
BİZ DÜNYA SİYASETİNİN TÜM SIRLARINI AÇIYORUZ

Teröre karşı milli seferberlik: Ankara'nın yeni jeopolitik hamlesi

Siz buradasınız: Baş sayfa »» Uluslararası teşkilatlar »»
 0 Mesaj Yazı Aralığı+- AFont Ölçüsü+- Çap
3786
Yazı Aralığı+- AFont Ölçüsü+- Çap

Bakü, 3 Şubat 2017 – Newtimes.az

Türkiye Cumhurbaşkanı terörle mücadelede yeni stratejiye geçtiklerini açıkladı. Artık bu belaya karşı tüm toplum mücadele edecek. Kolluk birimleri tüm yetkilerini kullanabilecek. Yerel yetkililer ise her evde kimlerin yaşadığı ve hangi işlerle uğraştığı konusunda bilgili olacaktır. Siyasi güçler de terör konusunda ortak faaliyet göstereceklerini beyan etmişlerdir. Uzmanlar bu gelişmelerin bölgesel ve küresel jeo-siyasete nasıl etki edebileceği ile ilgili tahliller yapıyorlar. Burada Türkiye'nin Ortadoğu'daki sorunların çözümünde aktivitesini artırmasına özel önem vermektedirler.Nihai tasarruf olarak, Ankara'nın kararlılıkla Suriye ve Irak da dahil olmak üzere geniş bir alanda terörle keskin mücadele edeceğinden konuşuyorlar. Tüm bunlar Türkiye için hangi sonuçları doğurabilir? Bu konuyla ilgili bazı tahminler vermek mümkün mü?

Savaş Stratejisi Değişiyor: Her Yerde, Her Zaman Acımasız Mücadele

İstanbul'da kanlı terör olayının yapılmasından sonra Ankara'nın bu bela ile mücadelesi daha da güçlenmiş. Bir yandan bu olaya bağlılığı olabilecek insanlar gözaltına alınıyor, diğer yandan ise terörün kökünün kazınması yönünde adımlar atılıyor. İlginçtir ki, bu süreçlerde artık tüm Türkiye toplumu aktif yer almaya başladı. Sıradan vatandaşlardan tutmuş çeşitli kurumlara kadar herkes sayıklığını artırdı. Üstelik, iktidar terörle mücadelede niteliksel yeni bir aşamaya geçtiğini açıkladı. Bu, genel olarak Ortadoğu ve ona komşu olan bölgeler için ciddi jeopolitik önemi olabilecek faktördür. Küresel düzeyde de büyük devletlerin siyasi konumunu etkileyebilecek husustur. Peki Türkiye terörle mücadelede hangi stratejik yenilik yapmaya hazırlanıyor?

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan 14 Aralık tarihinde Beştepe köşkünde bölge temsilcileri ile görüşmede söyledi ki, teröre karşı milli seferberlik ilan ediyor. O kolluk birimlerine yöneldi "yetkilerinizi sona kadar kullanın" dedi. Faaliyet taktiği da değişiyor – artık Türkiye terörle mücadelede savunma pozisyonundan saldırıya geçiyor. Bu şu demektir ki, nerede olursa olsun devlete tehlike olacaksa, oraya müdahale edilecek. Onu belirtelim ki, bu tür etkinliğe esasen büyük devletlerin imkanları olur. Örneğin, ABD ve Rusya hayli vakittir ki, terörle mücadelede bu taktiği kullanıyor.

Cumhurbaşkanı bu kararını ülkenin büyük tehlike ile karşı karşıya olması ile ilişkilendirdi. Recep Tayyip Erdoğan'ın görüşüne göre, şu anda durum İstiklal Savaşı döneminde olduğu kadar kritiktir. Yani aslında şimdi de büyük güçlerle savaş gerçekleşiyor. Onlar Türkiye'nin toprak bütünlüğünü hedef almış, ülke vatandaşları arasında ayrım yaparak ülkeyi parçalamaya çalışıyorlar.Bu anlamda esas düşman PKK, IŞİD, FETÖ ve diğer terör grupları değil, onları Türkiye'ye karşı yönlendirenlerdir. Bununla Ankara resmi olarak terörle mücadelede radikal grupları himaye edenlerle savaş aşamasına geçtiğini beyan etmiş olur. İşte bu nedenle de bütün milletin terörle mücadeleye hazır olmasını istiyor. Aynı şekilde yerel yönetimler her evde kimlerin yaşadığını ve hangi işlerle meşgul olduğunu bilmelidir.

Artık toplum Erdoğan'ın bu beyanatına tepki gösterdi. Çankaya köşkünde Başbakan Binali Yıldırım muhalif liderler Kemal Klıçdaroğlu ve Devlet Bahçeli ile bir araya geldi. Siyasi liderler teröre karşı birleşmek konusunda ortak karara vardılar. Onlar basın toplantısı yaparak, bu beladan kurtulmak için tüm imkanlarını kullanacaklarını söylediler. Türkiye siyasi çevrelerinin bu birlik mesajı ülkenin tek yumruk olarak terörle mücadeleye hazır olması anlamına geliyor. Uzmanlar düşünüyorlar ki, Türkiye yönetimi ile toplumu bütün halinde savaşmaya kadirdir.

Uzmanların dikkatini çeken diğer önemli husus Türkiye'nin Suriye ve Irak'ta da terörle mücadelede yeni adımlar atmaya başlamasından ibarettir. Özellikle Halep konusunda Ankara etkili önlemler alıyor. Rusya ve Türkiye medyasının haberine göre, Kremlin bu konuda Türkiye ile razılaşmanın daha kolay olduğunu düşünüyor. Bu konuda Recep Tayyip Erdoğan'la Vladimir Putin'in telefon görüşmesi oldu. Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu da Rus ve İranlı meslektaşları ile bu konuları ele aldı. Artık Halep'ten sivil halkın çıkarılması süreci başladı, ateşkes ilan edildi.

Ayrıca, bu ayın sonuna doğru Halep meselesini Rusya, Türkiye ve İran'ın müzakere etmesi ile bağlı razılıq elde edildi. Uzmanların görüşlerine göre, bunlar Türkiye'nin Ortadoğu'daki jeopolitik nüfuzunun yükselmesini ifade eder. Üstelik Batı'nın büyük devletlerinin yapamadığını gerçekleştirmek gücüne sahip olan Ankara'nın terörle savaşta yeni başarılar elde edebilmesine yeni fırsatlar yaratan bir faaliyet söz konusudur.

Bağımsız Jeopolitik Güç: Ankara Tavırını Ortaya Koyuyor

Peki Türkiye'nin terörle mücadelede ulusal seferberlik ilan etmesinin küresel jeopolitik dinamikte hangi etkileri olabilir? Şimdi analistler meselenin bu yönünü analiz etmeye çalışıyorlar.Yaklaşımlar çeşitlidir. Bazı uzmanlar Türkiye'nin Batı ile daha keskin şekilde karşı karşıya geleceğini ve bundan zarar göreceğini tahmin ediyor. Onlar hesap ediyorlar ki, ülkenin savunma ve güvenlikle ilgili sorunları daha çok ABD ve Avrupa ile ilişkilidir. NATO üyesi olarak Türkiye onlardan hem silah alıyor, hem de güvenliğin stratejik alanlarında işbirliği yapmaktadır.

Diğer yaklaşıma göre ise, meseleyi bu tür basit sunmak doğru değildir. Burada temel argüman şudur ki, birincisi, genel olarak dünya hızla değişiyor. Toplam 1-2 yıl önce olan koşullar yenilenmiş. Şimdi farklı küresel dinamik vardır. Rusya'nın yeni dış politika stratejisini belirlemeleri söylenenlerin görsel kanıtıdır. Moskova 2013 yılında kabul edilmiş stratejiyi kısa sürede değiştiğinin nedenlerini açıkladı.

İkincisi, Batı'nın Türkiye'ye olan ilişkisinde bazı ciddi sorunların olduğu ortaya çıktı. Anlaşıldı ki, sözde dostluktan konuşanlar gizli olarak terör gruplarını Türkiye'ye karşı hazırlıyormuş, bu ülkeyi parçalamak ve kendisine tam bağımlı duruma düşürmek için çeşitli planlar kuruyormuş. Yazın yaşanan darbe girişimi bu sürecin son noktası oldu.

Üçüncüsü, Türkiye son yıllarda hızlı gelişerek, önemli alanlarda dışarıdan olan bağımlılığını önemli ölçüde azaltabilmiş. Özellikle savunma alanında başarılar elde etti. Buna paralel olarak, ülkenin ekonomik sistemi direncini gösterdi. Türkiye'nin sosyo-ekonomik gelişimi sabit hızda devam ediyor. Dış etkilere rağmen, Türk ekonomik-mali altyapısı bağımsız gelişme kabiliyetini göstermektedir. Bu şu demektir ki, Türkiye ekonomisi kriz ve aşırı durumlarda bile kendi yaşarılığını tutabilmektedir. Bu devlet kendini tam sağlayabilen alt yapıya sahiptir. Aynı kalitede de dünyanın büyük devletleri arasında kendine özgü yere sahiptir. Demek ki, küresel jeosiyasette sözünü diyebilen Türkiye söz konusudur. Bu ülkenin gelişme dinamikleri onun dünyada bağımsız güç olmak iktidarını göstermektedir.

Tüm bunlar birinci versiyonun yazarlarının gerçeği göremediğini veya Türkiye'ye karşı önyargılı davrandıklarını doğrulamaktadır. Türkiye Ortadoğu'da kendi bağımsız sözünü diyen ve onu hayata geçirebilen devlettir. Demek ki, Rusya ve İran onunla sadece eşit ortak olarak uzlaşabilirler. Burada Ankara'ya birilerinin bir şeyleri dikte etmesi mümkün değildir. Bu açıdan da Batı'da koparılan gürültünün hiçbir dayanağı yok – Türkiye hiçbir tarafa yönelmemiş, sadece, kendi çıkarlarına uygun bağımsız adımlar atıyor.

Böylece, Türkiye'nin uluslararası teröre karşı milli seferberlik ilan etmesi geniş jeopolitik etkisi olabilecek bir olaydır. Artık Ortadoğu'da daha ciddi güce sahip bir büyük devletin meydanda olduğunun farkına varılmalıdır. O, yalnız değil, yanında dost ve kardeş ülkeler de yer alıyor. Ve amaç çoktandır büyük devletlerin kaybettiği adalet duygusunu restore etmektir. Şüphe yok ki, Türkiye ve arkadaşları bu görevin üstesinden geleceklerdir.

Hem de ona göre ki, dünyada hakkı çiğnemek hiçbir zaman kazanmak anlamına gelmiyor. Sadece hak taraftarları sonuçta kazanırlar. Dünyanın varlığı bu prensip üzerine kurulu. İşte bu nedenle kazananlar sırasında mutlaka Azerbaycan da yer alacak. Azerbaycan Güney Kafkasya'da hakkın, adaletin, sivil gelişmeye hizmet eden işbirliği formatlarının carçısıdır.

Newtimes.az

Benzer Makaleler

Diplomatik köşe

Azərbaycanın xarici ölkələrdəki diplomatik nümayəndəlikləri twitterdə

↳Yeni layihə

Dış basın

Conflit au Karabagh, où l'urgence de rendre à Bakou ce qui appartient à Bakou
13 Ekim 2017 Mediapart

Conflit au Karabagh, où l'urgence de rendre à Bakou ce qui appartient à Bakou

Je reviens du Karabagh. S'il y avait bien un lieu au monde où je n'aurais jamais pensé aller, c'est bien dans ce Caucase incertain et méconnu.

Daha...
Why is John McCain Hiding Who is Funding Him? Is it Soros Again?
06 Eylül 2017 Stonecoldtruth.com

Why is John McCain Hiding Who is Funding Him? Is it Soros Again?

He's on the hook of some of the most unsavory people in politics

Daha...

Dünya Kentleri