THE THINKING OF FUTURE
BİZ DÜNYA SİYASETİNİN TÜM SIRLARINI AÇIYORUZ

Dağlık Karabağ ve Büyük Devletlerin Dış Politikası: Yeni "Yolayrıcı" mı?

Siz buradasınız: Baş sayfa »» Uluslararası teşkilatlar »»
 0 Mesaj Yazı Aralığı+- AFont Ölçüsü+- Çap
9759
Yazı Aralığı+- AFont Ölçüsü+- Çap

Bakü, 19 Ocak 2017 – Newtimes.az

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov'un 17 Ocak tarihindeki basın toplantısında Ermenistan-Azerbaycan Dağlık Karabağ sorunu ile ilgili söylediği fikirlere çeşitli tepkiler veriliyor. Azerbaycan tarafı kendi temkinli tutumunu bir kez daha göstererek, gerçek durumu ifade eden fikirler seslendirdi. Bunun fonunda bir dizi Rusya ve Ermenistan medyası propaganda içerikli yazılar veriyorlar. Onlar S.Lavrov`un dediklerini daha çok işgalci Ermenistan`ın konumuna uygun yorumlamaya çalışıyorlar. Bununla hem müzakere sürecine darbe vuruluyor, hem de gerçekler tahrif ediliyor. Sonuçta, sorunun adil çözümü yoluna bir engel daha çıkarılmış oluyor.

Çatışmanın İçeriği: Her Şey Ermenistan'ın Saldırısıyla Başladı

Rusya Federasyonu Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov'un 17 Ocak tarihinde 2016 yılının sonuçları ile ilgili yaptığı basın toplantısında Ermenistan-Azerbaycan Dağlık Karabağ çatışması (bundan sonra – Dağlık Karabağ çatışması) ile ilgili söylediği fikirler yankı buldu. Azerbaycan muhabirınin bu konuda verdiği soruya cevapında Rusya yetkilisi sorunun sadece Azerbaycan'ın iç meselesi olmadığını ve uluslararası çapta onunla ilgili kurumun var olduğunu söyledi (bkz.: Выступление и ответы на вопросы СМИ Министра иностранных дел России С.В.Лаврова в ходе пресс-конференции по итогам деятельности российской дипломатии в 2016 году / "www.mid.ru", 17 Ocak 2017).

S.Lavrov sözlerine devam ederek bildirdi ki, BM Güvenlik Konseyi'nin çatışmanın tam ortasında kabul ettiği bir çok kararlar vardır ki, ateşkesin durdurulması isteniliyordu. Rusya'nın Dış İşleri Bakanı söyledi: "Eğer arşivlere müracaat edersek, ateşin derhal durdurulması talebine nasıl uyulduğunu ve kimlerin ona uyup, kimlerin uymadığını görmek mümkündür" (bkz.: önceki kaynağa).

İşgal altındaki toprakların kurtarılması meselesi ise, Rus Bakanın dediğine göre, "her zaman müzakere masasında olmuş, fakat barışçıl ve Dağlık Karabağ'ın sonradan statüsünün belirlenmesi şartı ile" (bkz.: önceki kaynağa). S.Lavrov Rusya'nın Nisan savaşlarının durdurulmasındakı rolünü de vurguladı ve bunun olumlu bir adım olduğunu söyledi. Bundan sonra Viyana'da ve St Petersburg`da Cumhurbaşkanlarının görüşmesinde çatışma bölgesinde olayları denetim mekanizmasının hazırlanması konusunda anlaşmaya varıldı. Fakat AGİT`te bu konuda şimdilik ortak görüş yoktur (bkz.: önceki kaynağa).

Şüphe yok ki, Rusya büyük bir devlet ve onun Dağlık Karabağ çatışmasına etkisi güçlüdür. Hatta bazı çevreler bu meselenin gerçek çözümünün anahtarının Moskova'nın elinde olduğunu düşünüyor. Bu açıdan S.Lavrov`un ifade ettiği fikirlere baktığımızda, bazı hususlar üzerinde geniş durmaya gerek görüyoruz.

Önce onu diyelim ki, nedense, Azerbaycan'ın bazı medya kuruluşu S.Lavrov`un bu tür fikirler söylemesini brifingde yer alan Azerbaycanlı muhabirlerin "yıkıcı sorular sormasıi" ile ilişkilendirdiler (bkz.: örn., Азербайджанские журналисты спровоцировали Лаврова / "haqqin.az", 17 Ocak 2017). Mümkündür ki, Rusya'nın herhangi haber ajansı, yahut Ermeni sitesi bu görüşte olsun, ancak bu görüşü Azerbaycanda çalışan bir medya kuruluşunun savunmasının anlamını anlamak çok zordur.

Çünkü her bir gazetecinin, öncelikle Azerbaycanlı gazetecilerin hakkı ve hukuku vardır ki, istenilen resmi şahısa sorsun: eğer Azerbaycan topraklarını kurtarmak için askeri operasyonlara başlasa, siz nasıl tepki verirdiniz? Bu gibi soruları sorma hakkımızı tanımamanın kendisi çok kaba ve kabul edilemez hukuk ihlalidir ve mesele o derecede açıktır ki, delile ihtiyaç yoktur. Ayrıca, Azerbaycanlı gazetecilerin haklı olduğunu S.Lavrov`un cevapları bir kez daha doğruladı.

Azerbaycan Dışişleri Bakanlığı resmi yetkililerinin konuya yaklaşımı da bunu teyit etmektedir. Öyle ki, Azerbaycan tarafı BM Güvenlik Konseyi'nin kabul ettiği dört karara işte Erivan'ın takip etmediğini bir kez daha hatırlattı. Sorun kendi içinde ateşkese nail olmakta değil, esas engel Ermenistan'ın saldırgan politikasından vaz geçmemesindedir. Bu açıdan "kim ateşkese uydu, kim uymadı" mantığı tamamen yersizdir. Çünkü eğer Azerbaycan toprakların ın işgaline son verilmezsen, buna mutlaka cevap verilmelidir. Örneğin, Rusya kendi topraklarına herhangi tacize karşılık vermek yerine BM'ye veya AGİT'e müracaat eder miydi? Mümkün değil.

Hatta Gürcistan kendi ülkesindeki Güney Osetya`da operasyonlara başladığında Kremlin kimseden izin almadan Gürcü ordusunu sadece bu araziden vurup çıkarmakla yetinmedi, hatta Gürcistan'ın oraya ait olmayan başka bölgelerini de bombaladı. Şimdi Moskova da dahil AGİT Minsk Grubu`nun eş başkanları Azerbaycan`ın karşısına "askeri operasyonlar yapma!" gibi talep koyuyorlar. Bizim kendi topraklarımızı işgalcilerden temizlemek isteyimizin karşısına set çekmenin adı nedir? En azından bu konuda soru sormaya bile hakkımız yok mu? Bakın, yıkıcı kimdir!

Rusya ve Ermenistan medyasının konuyu nasıl yorumlamalarından açıkça görülüyor ki, bazı çevreler hemen S.Lavrov`un fikirlerini kendileri bildiği gibi yorumlamaya başladılar. S.Markedonov yazıyor ki, çatışmaya yabancı aktörlerin – Rusya, Batı, Türkiye ve İran`ın etkisi fazladır. Şu anda onlar arasında belli konularda görüş ayrılığı vardır. ABD ile Rusya çatışmanın barışçıl çözümünde ortak konumdadırlar, İran belirli farklı bakışa sahip olsa da, barışçıl yöntemi tercih ediyor, Türkiye daha çok Azerbaycan'ın konumuna uygun davranıyor vb. (bkz.: Сергей Маркедонов. Нагорно-карабахский конфликт: на перекрестке внешнеполитических интересов / РСМД, 17 Ocak 2016).

Bu tür karşılaştırmaların fonunda yazar iddia ediyor ki, "askeri yöntemden başka tüm yöntemler kabul edilebilir", hatta askeri olmayan yol "çatışmanın çözümünün iksiridir" (bkz.: önceki kaynağa). Sonra S.Markedonov Türkiye'nin tutumunu "Azerbaycan yanlısı" niteliendiriyor, Rusya'nın, ABD'nin, Fransa'nın ve Batı'nın diğer devletlerin tutumunu ise "nesnel", "kan dökülmesini istemeyen" konum gibi sunuyor. Yani o devletlerin saldırganı desteklemesi "genel nesmel", "insancıl" davranış gibi sunuluyor.

Ateşkes ve Toprak Bütünlüğü: Temel Olgunun Gizletilmesi

Ermeniler ise çok haksız, küstah fikirler ileri sürüyorlar. Onlar Sergey Lavrov'un boynuna koymaya çalışıyorlar ki,  Rusya Dışişleri Bakanı Azerbaycan'ın siyasi yönetimini uyarmış ki, görüşmeler sürecini bozmasın, çatışmayı kendi iç işi olarak kabul etmesin. Bazı bölücü katiller ise S.Lavrov`un dediklerinin Bakü için "soğuk duş" etkileri yarattığından, Azerbaycan`ın "diplomatik bencillikten" ve "kendisinin faşist tutumunu kenara koymasına" yönelmesinden bahs ediyorlar (bkz.: örn., Заявление Лаврова о карабахском конфликте – констатация действительности: Теван Погосян / "armenpress.am", 18 Ocak 2017 ve Пресс-секретарь президента НКР считает заявление главы МИД РФ о Нагорном Карабахе холодным душем для Баку / "armenpress.am", 17 Ocak 2017).

Tüm bunlara rağmen, genel olarak, ateşkesten, barıştan, huzurlu birlikte yaşamadan konuşarak Batı'nın uzmanları bir mantık tuzağı kullanıyor. Onlar Azerbaycan topraklarının işgal altında olması olgusunu yok sayarak, mevcut durumu başlangıç gibi sunmaya çalışıyorlar ve Bakü`yü "bu gerçeği" kabul etmemekte suçluyorlar. Ankara'yı da bu bağlamda "saldırgan kardeşi nı" destekleyen kısmında sunmaya gayret ediyorlar.

Açık diyelim: AGİT Minsk Grubu`nun tüm eşbaşkanları büyük tarihi hatası saldırganlığa gizli olarak hak kazandırmalarından ibarettir! Ermenistan'ın Dağlık Karabağ'ı ve çevre bölgeleri işgal ettiği ilk zamanlardan bu yana uluslararası kuruluşların kabul ettiği belgelerde defalarca Ermeni birliklerinin işgal edilmiş topraklardan kayıtsız şartsız çıkarılması isteniyor. Ancak hangi eşbaşkan devlet işte bu bağlamda konuyu keskin koyarak Erivan'dan bunu istedi? Hiçbirisi yapmadə ve yapmak fikirleri de yok! Bu gerçektir, unutulmaz bir gerçektir! Ve böyle gerçeklerin fonunda ateşkesten ağız dolusu konuşmak kandırmaktan, Ermenistan'ı korumaktan, işgal edilmiş toprakların hesabına jeopolitik getiri kazanmaya çalışmaktan başka bir şey değil! Üstelik bu davranış hangi devlet tarafından yapılıyorsa – yapılsın, anlamı birdir – saldırganı savunmak!

Herkesçe bilinmektedir ki, bütün bunlara rağmen, Bakü daima çatışmanın barışçıl çözümüne taraftar olmuş ve bu konumunda şimdi de kalmaktadır. Bu çerçevede Azerbaycan Rusya'nın gösterdiği barış girişimlerini memnuniyetle karşılıyor, onu takdir ediyor ve büyük önem veriyor. Bu konuda en üst düzeyde Azerbaycan yönetimi fikrini belirtti. Azerbaycan tarafı elde edilen anlaşmaları hep takip etmiş ve etmektedir. Aynı şekilde ateşkes rejimine de tam uyuyor.

Bunların yanında, Bakü'nün haklı talebi yerine getirilmediği takdirde, çatışma çözülemez – Ermenistan silahlı kuvvetleri işgal ettikleri Azerbaycan topraklarından koşulsuz çıkmalıdırlar, ülkenin BM tarafından tanınan topraklarının bütünlüğü sağlanmalıdır! Eğer bu görüşmeler yoluyla elde olunacaksa, çok iyi, Azerbaycan yönetimi bunu kabul ediyor. Fakat 20 yılı aşkın bir süredir, Ermeniler çeşitli bahanelerle konuyu belirsizlikler içerisinde tutuyorlar, Minsk Grupu`nun eşbaşkanları ise ona ciddi engel olmuyorlar.

Bu durum ne kadar devam eder? Bakü düşünüyor ki, limit bitmiştir. Artık somut işe geçmek zamanıdır. Eğer eşbaşkanlar da dahil bunun gerçekleşmesine destek verilmeyecekse, o zaman Azerbaycan BM Şartı'nda olan uygun kendini savunma hakkına dayalı olarak, istediği yöntemle saldırganı çıkarma hakkını saklı tutuyor. Burada anlaşılmayan ne var ki?

Newtimes.az

Benzer Makaleler

Diplomatik köşe

Azərbaycanın xarici ölkələrdəki diplomatik nümayəndəlikləri twitterdə

↳Yeni layihə

Dış basın

Türkiye-Azerbaycan: Savunma iş birliğinden askeri ittifaka
03 Kasım 2017 Anadolu Ajansı

Türkiye-Azerbaycan: Savunma iş birliğinden askeri ittifaka

Türkiye ile Azerbaycan arasındaki kardeşlik bağları Güney Kafkasya stratejik dengesini değiştirecek bir askeri ittifak haline gelmiş durumda.

Daha...
Conflit au Karabagh, où l'urgence de rendre à Bakou ce qui appartient à Bakou
13 Ekim 2017 Mediapart

Conflit au Karabagh, où l'urgence de rendre à Bakou ce qui appartient à Bakou

Je reviens du Karabagh. S'il y avait bien un lieu au monde où je n'aurais jamais pensé aller, c'est bien dans ce Caucase incertain et méconnu.

Daha...

Dünya Kentleri