THE THINKING OF FUTURE
BİZ DÜNYA SİYASETİNİN TÜM SIRLARINI AÇIYORUZ

Küresel Jeosiyaset ve Güvenlik: Mali Kriz Fonunda Değişiklikler

Siz buradasınız: Baş sayfa »» Uluslararası teşkilatlar »»
 0 Mesaj Yazı Aralığı+- AFont Ölçüsü+- Çap
2555
Yazı Aralığı+- AFont Ölçüsü+- Çap

Bakü, 15 Aralık 2016 – Newtimes.az

Ulusal para birimlerinin ABD dolarına göre değer düşüklüğü çeşitli alanları etkiliyor. İnsanların yaşam kalitesi düşüyor, bazı ülkelerde enflasyon derinleşiyor. Bu durumdan çıkış yolu aranıyor. Aynı şekilde Türkiye Rusya ve Çin'le ticareti ulusal para ile yapma kararı aldı. Uzmanlar bu değişikliğin jeopolitik dinamiği ciddi şekilde etkileyebileceğini vurguluyorlar. Bu olayların arka fonunda Ortadoğu'da askeri durum da daha gergin ve dramatik bir hal alıyor. Suriye'de durum hayli karıştı. Burada savaş şiddetleniyor, taraflar arasında amansız çatışmalar oluyor. Diğer yandan ise Irak'ta IŞİD`le mücadele güçleniyor. Fakat orada hem de terör gruplarından bazıları ek güç alıyorlar. Tüm bunlar bölgenin jeopolitik manzarasını yeterince karıştırıyor. Peki onların sonucu nasıl olabilir?

Siyaset ve Ekonomi: Dünya Savaşı Ihtimali

Ortadoğu'da terörle mücadele yeni dramatik içerik arz ettikçe uluslararası düzeyde meydana zor sorunlar çıkmaktadır. Bu sürece gittikçe büyük devletlerle birlikte, gelişmekte olan ülkeler de katılıyor. Ortadoğu'da bulunan nüfuzlu devletler arasında karmaşık ilişkiler oluşuyor. Hiss olunuyor ki, uluslararası ilişkiler sistemi gerilime doğru bir adım daha atmaktadır. Bunun fonunda küresel çapta finans alanında gözlemlenen olaylar da çok ilginçtir.

Dünyanın gelişmekte olan ülkelerinin ulusal paraları ABD dolarına göre değerden düşüyor. Türk lirası zarar görenler arasındadır. Buna karşılık Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Rusya ve Çin yönetimi ile konuşarak, ticareti ulusal dövizlerle gerçekleştirmek hakkında görüş alışverişi yaptı. Yayılan bilgilere göre, Ankara, Moskova ve Pekin bu konuda anlaştı. 4 Aralık tarihinde Kayseri'de bir işletmenin açılış töreninde konuşan Başbakan Binali Yıldırım ise Lira`nın değerden düşmesinin arkasında bazı çevrelerin Türkiye'ye karşı yürüttüğü "ekonomik oyunların" durduğunu özel vurguladı. Bu çevrelerin Batı olduğuna şüphe yoktur. Yani Ankara gözlenen ekonomik-mali süreçlerinin yapay olarak Batı tarafından yaratıldığı kanısında. Bu açıdan Rusya ve Çin ile ticaretin ulusal para ile yapılması talimatının bir tarafı jeopolitik tercihe bağlı gibi görünüyor.

Somut ifade edersek, büyük bir jeopolitik ortamda uluslararası ticaret ulusal para birimleri aracılığıyla yapılabilir ki, bunun da spontan olarak meydana yeni jeopolitik sorunlar çıkarması muhtemeldir. Mesele şu ki, bu tür adımları Batı da kendisine karşı kurulan plan gibi kabul ediyor.

Örneğin, ABD'nin yeni Başkanı Donald Trump`ın ulusal güvenlik danışmanı olabilecek general Michael Flinn yazdığı son kitapta açıkça gösteriyor ki, Amerika'ya karşı birleşik cephe oluşturuluyor ve bunun askeri ile birlikte, ekonomik, mali, ticari ve bilgi yönleri de vardır (bkz.: Carlos Lozada. Trump`s national security adviser says he`s ready to fight another world war / "The Washington Post", 22 Kasım 2016).

Aynı şekilde Ortadoğu'nun büyük devletlerinden olan ve aynı zamanda, Washington'un çok yakın müttefiki sayılan Türkiye'nin bu adımı yeterince ciddi jeopolitik çağırışın habercisidir. Mesele hem de Avrupa Birliği (AB) ile ilişkiler bağlamında düşündürücüdür. Çünkü Türkiye'nin dış ticaretinde Avrupa önemli yer tutmaktadır. AB yetkilileri de bu hususu sık sık vurguluyorlar. Buna karşın Ankara farklı konumunu göstermektedir.

Öncelikle Ankara AB ile vizenin kaldırılması meselesinin çözülmemesi durumunda göçmenlerle ilişkin sözleşmeye yeniden bakabileceğini, sonra ise Avrupa Birliği yerine Şanghay İşbirliği Örgütü'nü (ŞİÖ) tercih edebileceğini beyan etti. Karmaşık mali durumundan çıkmak için ulusal para birimine geçmek fikrini ise ortaya atarak Ankara ileriye doğru bir adım daha atmış oldu.

Böyle anlaşılıyor ki, Türkiye-AB ilişkilerinde yeni çalarlar oluşuyor. Hiss olunuyor ki, tarafların birbirine güveni önemli ölçüde azaldı. Bu sürecin derinleşmesi halinde Ortadoğu'da gerçek olarak farklı jeopolitik dinamk kendini gösterebilir. Aynı şekilde Türkiye'nin AB'ye alternatif olan bölgesel işbirliği formatlarından birine yönelmesi mümkündür. Onların sırasında en çok muhtemel ŞİÖ`dür.

Yeni alyans: Şekillenebilir mi?

İşte bu bağlamda Türkiye-Rusya ve Türkiye-Çin ticaretinde ulusal para birimine geçme girişimi doğrudan jeopolitik anlamı olan meseleye benziyor. Somut olarak, bir yandan ABD Dolarının Avrasya mekanında konumu zayıflamış olur, diğer taraftan ise başka büyük devletlerin de ulusal para birimi ile ticarete geçmesi için teşvik oluşur. Bu süreç genişlerse, ABD dolarının evrensel döviz işlevini yerine getirmesi perspektifine ciddi darbe değmiş olur.

Fakat tüm bunların başka bir yanı da vardır. Mesele şu ki, Washington bu değişikliğe duyarsız kalamaz. Çünkü doların dominant rolünün zayıflaması doğrudan Amerika'nın dünya liderliği iddialarına karşı eğilimin başlaması anlamına gelir. General M.Flinn gibi düşünenler ise buna sert tepki göstermeyi uygun bilirler. Buraya siyasi, ideolojik, ekonomik, enerji alanları ile birlikte, askeri ve bilgi savaşını güçlendirme planları da dahildir. Özellikle bilgi iletişim savaşı hakkında Washington'da son zamanlarda daha çok konuşuyorlar.

Bunlar yeni dünya savaşının yaklaştığına delalet ediyor mu? Uzmanlar bu soruya kesin bir cevap veremiyorlar. Ancak artık bu savaşın gittiğinden bahsedenler de vardır (bkz.: önceki kaynağa). Üstelik onlar meseleyi Batı-radikal İslam çatışması bağlamında sunmaya çalışıyorlar (bkz.: önceki kaynağa). Bu husus oldukça tehlikeli planların varlığından haber veriyor. Batıdaki bir takım siyasi ve askeri çevreler Haçlı yürüyüşünü olumlu değerlendiriyor ve onu kutsal görev saydıklarını beyan ediyorlar. M.Flinn yazıyor: "Bu tür savaşlarda yeni bir şey yoktur. Protestan reformu bizim dünyamızı yarattı. Dünyanın Protestan reformuna çok ihtiyacı vardır ve biz orada şiddetin olacağına şaşrırmamalıyız. Bu, doğaldır" (bkz.: önceki kaynağa).

Demek ki, farklı kültür taşıyıcılarına, farklı düşünenlere ve yaşam tarzı geçirenlere karşı savaşmak "normal" hal imiş. Bakın, en tehlikeli husus şudur. Eğer dünyanın en güçlü devletinin ordusunda uzun süre hizmet etmiş, Afganistan, Irak ve diğer savaşlardan geçmiş bir general bile düşünüp bu konuda açık yazıyorsa, demek ki, durum gerçekten karmaşıktır. Üstelik bu insan ABD'nin Cumhurbaşkanı'nın milli güvenlikle ilgili danışmanı olmalıdır. Belli ki, onun nasihatları hangi bağlamda olabilir.

Şimdi Suriye'de yaşananlara yukarıda vurgulanan etkenler bağlamında baktığımızda, küresel çapta savaşın oluşması ihtimalinin az olmadığı sonucuna varabiliriz. Şu anda Halep uğruna ölüm kalım savaşı gidiyor. Rusya'nın desteği ile B.Esad ordusu bu şehri tutmaya yakındır. Rakka, Musul, Kerkük yönlerinde ise ABD'nin liderliğindeki koalisyon ilerliyor. Türkiye ayrıca Suriye'nin kuzeyinde askeri operasyonlar yapıyor ve Irak doğrultusunda askeri güçlerini artırıyor. Bu süreçte İran ve Suudi Arabistan'ın da belli katılımı vardır. Özellikle Tahran Irak ve Suriye'de askeri alanda ciddi faaliyet göstermektedir.

Bunlar dünyanın büyük askeri güçlerinin Suriye ve Irak'ta yüz yüze geldiğini ifade etmiyor mu? Bu bakımdan PKK'nın Irak'ın daha geniş bölge ve Suriye'de feallaşması bir rastlantı mı?Bizce, birinci soruya cevap olumludur. Yavaş yavaş büyük devletler aynı mekanda çatışma durumuna gelirler ve hiç kimse geri çekilmek istemiyor. O bölgede jeopolitik nüfuz uğruna mücadele söz konusu olduğundan ödün de tartışma konusu olamaz. PKK'nın etkinliği de işte bu açıdan tesadüfi görünmüyor. Bölgede terör ne kadar çok şiddetlenirse, kenar müdahaleye, "disiplin oluşturma" planlarına, "güçlü yabancı ortak" ideolojisine da bir o kadar fazla ihtiyaç duyulur.

Maalesef, yukarıda vurgulanan hususlar Ortadoğu için artık semptomatik bir hali ifade ediyor. Hem askeri hem de jeopolitik açılardan durum oldukça karmaşık ve belirsiz içerik alıyor. Bu süreç Batı'nın Ortadoğu'da konumunun hızla zayıflaması, özellikle Türkiye'nin AB`den uzaklaşması fonunda oluşuyor. Bu eğilim sürekli ve geri döndürülemez sürece dönüşebilir mi?Mümkündür ki, böyle olsun. O halde dünya yeni jeopolitik manzaranın oluşmasına şahit olacaktır. Genel olarak küresel çapta güçler oranı ciddi biçimde değişecektir.

Newtimes.az

Benzer Makaleler

Diplomatik köşe

Azərbaycanın xarici ölkələrdəki diplomatik nümayəndəlikləri twitterdə

↳Yeni layihə

Dış basın

An 'unfrozen' conflict in Nagorno-Karabakh
26 Ağustos 2016 The Washington Times

An 'unfrozen' conflict in Nagorno-Karabakh

Without clarity by the West, another war in the Caucasus is inevitable

Daha...
Mehmetçik Suriye'de
25 Ağustos 2016 Milliyet

Mehmetçik Suriye'de

Mehmetçik komşu ülkenin kuzeyindeki topraklara ayak bastı...

Daha...

Dünya Kentleri