THE THINKING OF FUTURE
BİZ DÜNYA SİYASETİNİN TÜM SIRLARINI AÇIYORUZ

Türkiye'nin Yeni Sınavı: Terör, Jeosiyaset ve İslamofobi

Siz buradasınız: Baş sayfa »» Uluslararası teşkilatlar »»
 0 Mesaj Yazı Aralığı+- AFont Ölçüsü+- Çap
7041
Yazı Aralığı+- AFont Ölçüsü+- Çap

Bakü, 14 Aralık 2016 – Newtimes.az

İstanbul'da bir kez daha kan döküldü. Masum insanlar hayatını kaybetti. Terör amansız şekilde sivil insanlara üzüntü getirdi. Kardeş ülke bir bütün olarak katliamlara karşı yeniden birleştiğini gösterdi. Ülke yönetimi gelişim paradigmasını hayata geçirmekte kararlı olduğunu ve bunun için gereken her fedakarlığı göstermeye hazırlığını bir daha beyan etti. Dost devletler de Türk halkına başsağlığı verdiler. Azerbaycan Cumhurbaşkanı derin üzüntü duygusunu ifade etti. Uzmanlar yaşanan olayı jeopolitik bağlamda değerlendirmeğe eğilimlidirler. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan söyledi ki, bır takım çevrelerin Türkiye'ye karşı yürüttükleri kirli oyun söz konusudur. Eylemi doğrudan yapanlar onların emir kullarıdır. Ankara meseleyi kökünden çözmekte kararlıdır. Onu kendi yolundan kimse döndüremez. Bütün bunların fonunda son terör olayının hangi jeopolitik gelişmelere yol açabileceği meselesi güncel görünüyor. Bununla ilgili analizler yapmak zarureti mevcuttur.

Patlamalar: Kirli Jeopolitik Çıkarların Ateşinde Yanan Masumlar

10 Aralık tarihinde Türkiye'de yeniden kanlı terör eylemi gerçekleştirildi. Futbol maçından sonra akşam saatlerinde Beşiktaş'ta peşpeşe iki bomba patladı. 30`u polis olmak üzere 39 insan hayatını kaybetti, 155 kişi yaralandı. Olaya dünya ülkelerinde tepkiler çeşitli olup. BM Genel Sekreteri İstanbul'da terör yapıldığını ve Türk halkı ile Hükümetine sabır dilediğini açıkladı. O, suçluların cezalandırılacağına inancını belirtti. NATO'nun Genel Sekreteri de terörü lenetledi ve Türkiye'nin yanında olduklarını bildirdi. Avrupa Birliği'nin birkaç resmi yetkilisi genel olarak üzüntüsünü söyledi, fakat olayı terör olarak nitelendirmedi. ABD olayı terör olarak isimlendirerek Türkiye'ye başsağlığı verdi. Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev R.T.Erdoğan`a yazdığı mektubunda terörü lanetlediğini, onun bütün türlerine karşı birlikte ve kararlılıkla mücadele etmenin gerekliliğini vurguladı, kardeş Türk halkına başsağlığı verdi.

Türkiye'nin Devlet Başkanı Recep Tayyip Erdoğan olaydan kısa süre sonra yazılı açıklama yaparak terör eyleminin arkasında duran hususları gösterdi. Anlaşılıyor ki, Ankara bu olayı sadece terör gruplarının çıkarları ile izah etmiyor, daha geniş çapta jeopolitik savaşın bir parçası olarak gözden geçiriyor. İşin ilginc güncel tarafı da işte bundan ibarettir.

Genel olarak, Türkiye son 2 yılda terör eylemlerinin hedefine dönüşmüştür. PKK, IŞİD, "el-Kaide", FETÖ ve diğer kurumlar sürekli insanları katlediyorlar. Son olayda esas olarak polisler hedef alındlar, fakat zarar görenler arasında sivil insanlar da var. Demek ki, bu olayı yapanların amaçlarından biri Türkiye toplumunda gergin psikolojik durum, korku yaratmak oldu. Bu konuda Cumhurbaşkanı R.T.Erdoğan, Başbakan B.Yıldırım, İçişleri Bakanı S.Soylu açık konuştular. Demek ki, meselenin kökü Türkiye'ye karşı düşmanlık eden çevrelerin bir sonraki adımı ile ilgilidir.

R.T.Erdoğan yazılı açıklamasında şöyle bir cümle kullandı: "Türkiye ne zaman ileriye doğru adım atıyorsa, hemen önüne terör, kan, kaos çıkarıyorlar" (bkz.: Cumhurbaşkanı Erdoğan: Maalesef şehitlerimiz ve yaralılarımız var / "Habertürk", 11 Aralık 2016). Peki son zamanlarda bazı çevreleri rahatsız edecek hangi adım atıldı?

Uzmanlar düşünüyorlar ki, burada daha çok Türkiye'nin terörle mücadelede gösterdiği kararlılık, Ortadoğu'da daha aktif konuma geçmesi ve Rusya-Çin-İran hattında pozitife doğru değişiklikler rol oynamıştır. Bazı durumlarda Batı'nın siyasi çevreleri çekinmeden Türkiye-Rusya işbirliğinin güçlenmesinden rahatsız olduklarını beyan ederler. Ve her bir böylesine beyanatdan sonra Türkiye'de bir trajedi yaşanıyor. Az önce Kiev futbol maçında radikal grupların türk taraftarlara karşı zor kullanması meselesi de tesadüfe benzemiyor. Hatta bir sonraki terör eyleminin İstanbul'da futbol maçında yapılması üzerinde düşünmeğe değer.

Ankara'nın bağımsız siyaset yürütmekte kararlılığını gösteren olgulardan biri mali krizi dikkate alarak, çeşitli devletlerle ulusal döviz aracılığıyla ticaret yapmak azminin gösterisi oldu. Cumhurbaşkanı R.T.Erdoğan Rusya, Çin ve İran ile bu konuda anlaştıklarını açıkladı. Üstelik, Pekin türk lirasını ticaret yapılacak dövizler arasına salmaya karar verdi. Tüm bunların dünya çapında yeterince ciddi sonuçları olabilir. Çünkü Türkiye hızla gelişen ve modernleşen ekonomik sisteme sahiptir. Onun diğer gelişmekte olan büyük devletlerle birlikte hareket etmesi Batı ülkeleri için jeopolitik ve ekonomik sorunlara neden olabilir. Fakat bunun suçlusu Ankara değil - Batının İslamofobi hastalığına yakalanmasıdır.

Sadece İleri: Ankara Yolundan Dönmez!

Bu konuda birçok siyasi liderler açık konuşuyorlar. Dünyanın gelişmiş ülkeleri Müslüman devletlerinden herhangi birinin bağımsız davranmasına, ekonomik başarılar elde etmesine çok kıskançlıkla yaklaşırlar. Onlara öyle geliyor ki, dünyanın merkezidirler ve ne isterlerse yapabilirler. Somut olarak, Azerbaycan'a karşı da aynı yaklaşımı görüyoruz. Bakü her türlü başarılı adım atsa, güzel uluslararası etkinlik düzenlese, hemen Batı taraftan "karalama" kampanyası devam eder. Çeşitli bahanelerle Azerbaycan'ın başarısına gölge düşürmeye çalışırlar. Şimdi aynı süreç Türkiye ile ilgili, üstelik de daha geniş ve amansız düzlemde gerçekleşiyor.

Yukarıda vurgulanan hususlar bağlamında Türkiye'ye karşı terör saldırılarının şiddetlenmesi hem de Ankara'nın Suriye ve Irak'taki faaliyetleri ile bağlantılı olabilir. Çünkü aslında Türkiye bu mekanlarda daha ciddi etki gösteriyor. Suriye'de Türk askeri artık el-Babdadır. Bununla Ankara bir takım çevrelerin bölücü Kürt bölgesi oluşturma planlarını alt üst etmiş oldu. Buna paralel olarak Ankara Rusya ile Halep konusunda anlaştı. Bu iki ülke ortak kanaate gelmişler ve bu yönde somut bir gelişme vardır. Üstelik bu amaca ABD ve Batı'nın diğer ülkelerin müdahalesi olmadan ulaşıldı.

Jeopolitik açıdan oldukça önemli bir durumdur. Son birkaç yüzyılda ilk defa, Batı'nın katılımı olmadan iki büyük devlet - Türkiye ve Rusya Ortadoğu'da büyük jeopolitik sorunu birlikte çözmeye başladılar. Buna karşı kimlerin tepki verebileceği tam açıktır.

Irak'ta da Türkiye'nin etki alanı artmaktadır. Son olarak Türkiye ve Irak'ın Başbakanları telefonla konuşarak her yönde ortak eylemlerle ilgili anlaşmaya vardılar. Örneğin Musul, Kerkük ve Kuzey Irak'ta terörle mücadelede ortak faaliyete karar vermişler. Onlar ekonomik-ticari ilişkileri yeni bir seviyeye kaldırmakta kararlı olduklarını dile getirdi.

Son olarak, Türkiye Batı'nın tüm uyarılarına rağmen, yurtiçinde teröre karşı keskin mücadelesini sürdürüyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan bunun fonunda bildiriyor ki, "Batı'da kimin ne düşünmesi ve ne konuşmasının onun için önemi yoktur". Görünür, Ankara'nın tam bağımsız davranması, hiç kimseye boyun eğmemesi, sadece ulusal çıkarlara hizmet eden adımlar atması belli çevrelerin gazabına sebep olmaktadır. Kendisini demokrat adlandıranlar son 100 yılda hiç değişmemişler - hala emperyalist niyetlerinin esiridirler.

Tüm bunların jeopolitik anlamı neden ibaret olabilir? Böyle bir izlenim oluşuyor ki, Türkiye dünya çapında söz sahibi olan devlete dönüşmektedir. O, bölgesel lider statüsünden daha yüksek seviyeye kalkmaktadır. Üstelik Türkiye birilerinin emirlerine boyun eğen lider değil, bağımsız sözü ve kendi çıkarı olan süper güç olma hedefine doğru ilerlemektedir. Bunun arkasında Ankara'nın ekonomik, teknolojik ve askeri başarıları duruyor. Onu ne silahla, ne parayla, ne de ekonomik yaptırımlarla durdurabilirler. Şüphe yok ki, ne kadar acı olsa da, büyük kayıplar verilse de, Türk halkını terör durdurmayacak. Bunu yavaş yavaş anlamaktadırlar.

Bunlar onu demeye esas veriyor ki, Türkiye karşı saldırılarını yapacaktır. Onun Batı'yla ilişkileri daha da keskinleşebilir. Recep Tayyip Erdoğan terör olayı ile ilgili açıklamasında somut söyledi: "Bu alçak eylemi yapan terör örgütünün adının ve onun yöneticilerinin önemi yok ... Milletimiz ve halkımız emin olsun ki, biz bu belaya - terörizme karşı sonuna kadar mücadele edeceğiz. Teröristler bunun bedelini çok ağır ödeyecekler" (bkz.: önceki kaynağa). Yani Ankara artık eylemi doğrudan gerçekleştiren ve bu anlamda killerlik eden çevrelerle değil, onlara talimat vererek, gönderenlerle hesabını kapatıyor. Bu, ciddi bir değişikliktir ve yakın yıllarda çok konulara açıklık getirilecek. Genel olarak sorunun çözülmesi geniş jeopolitik mekanda istikrarı ve barışı sağlayacak. Bunda Türkiye'nin önemli rol oynaması ayrıca gurur verici husustur! Onunla omuz omuza duran ise Azerbaycan`dır!

Newtimes.az

Benzer Makaleler

Diplomatik köşe

Azərbaycanın xarici ölkələrdəki diplomatik nümayəndəlikləri twitterdə

↳Yeni layihə

Dış basın

An 'unfrozen' conflict in Nagorno-Karabakh
26 Ağustos 2016 The Washington Times

An 'unfrozen' conflict in Nagorno-Karabakh

Without clarity by the West, another war in the Caucasus is inevitable

Daha...
Mehmetçik Suriye'de
25 Ağustos 2016 Milliyet

Mehmetçik Suriye'de

Mehmetçik komşu ülkenin kuzeyindeki topraklara ayak bastı...

Daha...

Dünya Kentleri