THE THINKING OF FUTURE
BİZ DÜNYA SİYASETİNİN TÜM SIRLARINI AÇIYORUZ

Ermenistan-İran ilişkileri: Paşinyan'ın yeni reveransları

Siz buradasınız: Baş sayfa »» Jeosiyaset »»
 0 Mesaj Yazı Aralığı+- AFont Ölçüsü+- Çap
7032
Yazı Aralığı+- AFont Ölçüsü+- Çap

Bakı, 5 Mart 2019 – Newtimes.az

Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan, Tahran'da büyük bir ihtişamla ağırlandı. Yollara kırmızı halılar serildi. İran Cumhurbaşkanı ve Dini Lideri, Ermeni "turuncu devrim kahramanı"na özel ilgi ve saygı gösterdi. Nikol Paşinyan'a birtakım vaatlerde bulunuldu. Hasan Ruhani ile Paşinyan, ikili görüşmenin ardından birtakım konularda mutabakat sağlandığını beyan ettiler. Ayrıca Paşinyan, Ermenistan ve İran arasında serbest ticaret bölgesi oluşturmanın perspektiflerine de değindi. Ermenistan'ın, Avrasya Ekonomik Birliği'nin dönem başkanlığını yapmasının bu açıdan iyi bir fırsat olduğu belirtildi. Hasan Ruhani de bazı alanlarda iş birliği yapılması gerektiğini ifade etti. Görüşme sırasında başlıca olarak gaz projelerinin gerçekleştirilmesi konusu ele alındı. Bütün bu hususlar bölgede karışık jeopolitik görünümün oluşması bazında yaşanıyor. İlk baktığımızda ABD ve Rusya'ya kafa tutmak olarak görülen bu ziyaretin aslında gerçek jeopolitik anlamı nedir? Bu soruya cevap aramak için konuyu detaylı biçimde ele almamız gerekiyor.

"Bağımsız" köle: Ermeni politikasının sahte göstergesi

Ermenistan Başbakanı'nın İran ziyaretinin ardından Ermeni medyası yine de şov yapmağa başladı. Az kalsın daha, bu ziyaretin dünya çapında önemli bir olay olduğunu kaydediyorlar. Hatta "Ermenistan'ın, artık dünya çapında jeopolitik aktör" olduğu yönünde açıklamalara da rastlanıyor. Doğal olarak Ermeniler'in, kendilerini son derece abartılı şekilde sunmağa çalıştıklarını biliyoruz. O yüzden bu tür olaylarla ilgili yorum yapmağa gerek duymuyoruz. Fakat konuya jeopolitik açıdan baktığımızda birtakım soruların ortaya çıktığını görmekteyiz. Öncelikle Erivan'ın ne yapmak istediği merak uyandırıyor.

Genel anlamda söylersek, Ermenistan yönetimi, birkez daha sahtekarlık yaptı. Paşinyan, İran'a ziyaret gerçekleştireceğini daha Almanya'da iken açıklamıştı. Bu yüzden Paşinyan'ın, İran konusunda ABD'nin değil de Avrupa'nın yanında yer aldığını ifade etmeğe çalıştığı anlaşılabilir. Fakat Ermenistan'ın, İran'ın yanında olup olmaması neye yarar ki? Çünkü küçük ve hiçbir gücü olmayan Ermenistan, dünya politikasını etkileyebilecek potansiyele sahip değildir. Ermenistan, İran meselesiyle ilgili ne şekilde olursa olsun bir değişiklik yapabilir mi? Kesinlikle yapamaz. Ermenistan, sadece ideolojik açıdan gürültü koparabilir. Bu da başka bir amaca hizmet ediyor. Konunun bu yönü üzerine detaylı düşünmek ilginç olabilir.

Şimdi Ermenistan yönetimi, ülkeyi yıllarca içinde bulunduğu kriz döneminden kurtarmağa çalışıyor. Ermenistan'ın, Rusya'nın arka bahçesi olduğunu zaten tüm dünya biliyor. Bu durumda Ermenistan'ın gerçek anlamda bağımsızlığı söz konusu olamaz. Tam da bu nedenle Ermenistan, yabancı yatırımcılar için cazip bir ülke değildir. Paşinyan, bu durumu düzeltmeğe çalışıyor. Peki, bunu hangi yöntemle yapmağa çalışıyor? Gerçekten hiçbir doğal rezervi bulunmayan Ermenistan için manevra yapmak ve görüntü oluşturmaktan başka bir seçeneğin kalmadığı görülüyor. Önce Ermeniler, ülkenin imajını değiştirmeğe çalıştılar. "Turuncu devrim", "demokrasi", "insan hakları", "yolsuzlukla mücadele" ve diğer sloganlarla Ermeniler'in güya demokrasiye bağlı olduğu görünümünü oluşturmak girişiminde bulundular. Paşinyan, gittiği ülkelerde yaşayan Ermeniler'le gurur duyduğunu ifade ediyor. Ayrıca özgürlük müjdecisi diye nitelediği yurt dışındaki Ermeniler'in yiğit ve özgürlük aşığı bir milletin temsilcileri olduğunu kaydediyor. Oysa tarihte bütün ünlü yazar, şair, politikacı, bilim adamı ve araştırmacılar, Ermeniler için "sen bir korkaksın, sen bir kölesin, sen Ermenisin", diye bahsettiklerini biliyoruz.

Şimdi de Paşinyan'ı yurt dışında dinledikten sonra beş parasız uğurlamaktadırlar. Bu güne kadar Paşinyan, hiçbir ülkeyle ciddi bir iş birliği anlaşması imzalayamadı. Adeta önemsiz konularla ilgili ve hepsi vaatlerden oluşan belgelerle yetiniyorlar. Şimdi bu durumu İran'da değiştirmeğe çalışıyorlar. Peki neden İran? İran tercihinin yapılması jeopolitik açıdan üç nedene dayanmaktadır. 1 – Amerika, İran'la ilgili çok sert bir politika izlemektedir. Bu açıdan Paşinyan'ın, Tahran ziyareti sırasında bir belge imzalamasını Erivan'ın bağımsız politika yürütmesi ve Washington'u bile göz ardı etmesi gibi yorumlamağa çalışıyorlar. Halbuki, Amerika'nın eski Ermenistan Büyükelçisi, Paşinyan'ın ABD'nin uşağı olduğunu açık şekilde dile getirdi. Bu açıklamadan bir hayli derecede incinen Ruslar, Paşinyan'a uyarıda bulundular.

2 – Paşinyan, İran ziyareti sırasında gaz konularını ele almakla Ermenistan'ın, enerji alanında da Rusya'ya bağlı olmadığı görüntüsü oluşturmağa çalışıyor. Oysa buna kimsenin inanmayacağı kesin. Hatta Ermeni politika uzmanları bile Paşinyan'ın, İran'la enerji alanında ciddi bir anlaşma imzalamayacağını iyi biliyorlar. Çünki Ermenistan'da enerji sisteminin yüzde 80'i Moskova'nın elinde bulunuyor. Bu durumda sadece Rusya'nın Gürcistan'a, İran'ın da Ermenistan'a gaz verebileceği söz konusu olabilir. Oysa bunun da gerçekleşip gerçekleşmeyeceği henüz kesin olarak bilinmemektedir. Çünki bölgede oluşan jeopolitik durumla ilgili olarak iş birliği meselesi çok sayıda faktörlerin uyuşmasını gerektirmektedir. Ermenistan'ın bu uyuşmanı gerçekleştirebilecek güçte olmadığı herkesçe biliniyor.

3 – Ermenistan yönetimi, bölgesel iş birliği imkanlarına sahip olduğunu göstermeğe çalışıyor. Ermeni medyası da faaliyetini bu yönde yoğunlaştırmıştır. Yani, İran yönetimi, Ermenistan'la gaz konusunda, ayrıca İran-Ermenistan-Gürcistan ve İran-Ermenistan-Gürcistan-Rusya formatlarında iş birliğine yoğun ilgi gösteriyor. Bunun için İran gazı Ermenistan üzerinden Karadenize ulaştırılabilir. Erivan'ın bu boş girişimlerinin hangi amaca hizmet ettiği iyi anlaşılıyor. Azerbaycan'ın, üçlü ve dörtlü iş birliği formatlarını başarıyla gerçekleştirmesi Ermenistan yönetimini ciddi biçimde rahatsız ediyor. Ermeni politikacılar, buna alternatif oluşturmak için bütün yolları deniyorlar. Bu süreçte kendilerini desteklemek için hazır bulunanlar da vardır. İran ziyareti bu açıdan düşündürücüdür.

İşgalciyle dostluğun bedeli ne olacak?

İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, iki ülke arasında ilişkiler, iş birliği için mevcut imkanlar konusuna sonsuz bir merakla değindi. Ruhani, İran-Ermenistan-Gürcüstan-Rusya iş birliğinin mümkün olabileceğini de kaydetti. İran Cumhurbaşkanı, bu konunun Kuzey-Güney korudoru bazında ele alınabileceğine vurgu yaptı. Ruhani, Fars Körfezi'yle Karadeniz arasında bağlantı kurulmasına ilişkin konuları Paşinyan'la ele aldığını belirtti. Bunun dışında elektrik enerjisi üretimi konusunda da müzakerelerin yürütüldüğü kaydedildi.

Buna rağmen ziyaret sırasında sadece iki belge imzalandı. Bu belgelerin ikisi de ekonomi alanında iş birliği yapmak niyetiyle ilgilidir. Paşinyan'ın, İran'a yaptığı ''verimli ziyaret''in sonucu olarak sadece şu iki belgeyi gösterebiliriz. Fakat politika uzmanları, İran yönetiminin, Ermenistan Başbakanı'yla sıcak ve dostça müzakereler yaptığını özellikle kaydediyorlar. Kuşkusuz Paşinyan'ın, İran ziyaretinin Hocalı katliamının 27. yıl dönümüne denk gelmesi sıradan bir husus olarak görülemez. Üstelik, Tahran'da bulunduğu sırada Paşinyan'ın, Azerbaycan Cumhuriyeti'nin toprak bütünlüğüne şüpheci yaklaşan sloganın önünde özçekim yapmasına İran'lı yetkililerin tepki vermemesi birtakım düşüncelere neden oldu. Bu noktada birkaç faktörün rol oynadığı görülmektedir. Öncelikle, İran ekonomisi çok zor bir dönemden geçiyor. ABD'nin uyguladığı ambargo ülke ekonomisini çöktürmek amacına hizmet ediyor. Bu yüzden zor durumda bulunan İran, Ermenistan aracılığıyla Avrupa'ya çıkmak için imkan bulabileceğini umuyor.

Diğer bir husus İran'ın, enerji alanında Rusya'yla yaşadığı geleneksel rekabetle ilgili olabilir. Tahran yönetimi, yıllarca Erivan'a gaz projeleriyle ilgili kapsamlı iş birliği sunuyor. Fakat Gazprom, hem İran'ın, hem de Ermenistan'ın söz konusu isteğinin gerçekleşmesi önünde ciddi bir engel olarak ortaya çıkıyor. Tahran, Paşinyan'ın, Moskova'ya bağlılığı azaltacağı yönündeki vaatlerinden kendi çıkarları doğrultusunda faydalanmağa çalışıyor. Ermenistan'a gaz satışının hacminin arttırılacağı ve bu ülke üzerinden Gürcistan pazarına dahil olarak önemli sonuçlar elde edilebileceği yönünde birtakım hesaplar yapılıyor.

Nihayet, Tahran, bölgede önemli aktör olduğunu ABD, Rusya ve Türkiye'ye ispatlamak isteyebilir. Amerika'yla ilişkilerin ne durumda olduğu herkesçe biliniyor. Oysa Rusya, son dönemlerde Suriye politikasında daha fazla Türkiye'nin çıkarlarını dikkate alıyor. Bu yüzden İran'da bazı politikacılar, Ermeniler'i dost ve kardeş olarak görmekte ve bu doğrultuda belirli adımlar atmağa çalışmaktadırlar.

Fakat İran'ın da bu konuda başarılı olacağını tahmin etmek çok zor. Çünkü Ermenistan'ın, ciddi konularda güvenilir bir ortak olmadığı önceki dönemlerde birçok kez görülmüştür. İran, Azerbaycan torpaklarının yüzde 20'sini işgal altında tutan bir ülkeyle iş birliği yapmağa çalıştığını unutmamalıdır. Aslında Müslüman bir devlet olarak İran'ın, işgal ettiği topraklardan çekilmesi gerektiğini Ermenistan'a belirtmesi lazım. Fakat Tahran yönetimi, sorunun yalnız barışcıl yolla çözümlenebileceğini ifade ediyor. Bu, dolayısıyla İran'da bazı güçlerin Ermeni işgalinin sonuçlarının değişmemesinden yana oldukları anlamına geliyor. Ancak İran halkının başka türlü düşündüğüne inanıyoruz. Halk kendi iradesini ifade etmesini iyi biliyor.

Paşinyan'ın, Tahran'da Amerikan yaptırımlarının haksız olduğunu ifade etmesi az önce kaydedilen hususlarla kıyaslandığında ucuz şov etkisi gibi görülebilir. Aslında bu sözler hiçbir jeopolitik ağırlığa sahip olmayan gerçekdışı ifadelerdir. Bu yüzden Washington'un, Paşinyan'ı önemseyerek cevap vereceği ihtimali neredeyse bulunmuyor.

Bütün bu hususlar Paşinyan'ın İran ziyaretinin somut bir sonuca varmayan ve sadece propaganda amaçlı gezi olduğunu gösteriyor. İran'da Ermeni toplumunun temsilcileriyle bir araya gelen Paşinyan'ın, akıldışı vaatleri de bu söylediklerimizi doğrulamaktadır. Ermenistan'ın, gerçek anlamda politik açıdan varoluşunu sürdürmesi için öncelikle Rusya'ya bağlılıktan kurtulması lazım. Bu ise mümkün değildir. Ermenistan, Avrasya Ekonomik Birliği'nin dönem başkanı olması bile gerçek durumu değiştiremez. Erivan, Moskova'nın iradesi dışında bir adım bile atamıyor. Zira, İran-Ermenistan iş birliği bölgesel jeopolitik sürece ciddi bir katkı sağlayamaz. Fakat bölge devletleri, ülkeleri ağırlık derecelerine göre sınıflandırmağı iyi biliyorlar. Bu açıdan baktığımızda İran'ın perspertifli bir ülke olduğunu söyleyemeyiz. İşgalciyle iş birliğinin yapılması ciddi bir yanlıştır ve bu tutumun olumlu sonuçlanmayacağını söyleyebiliriz.

Newtimes.az

Benzer Makaleler

Diplomatik köşe

Azərbaycanın xarici ölkələrdəki diplomatik nümayəndəlikləri twitterdə

↳Yeni layihə

Dış basın

Bu adam Erdoğan'a düşman
10 Ekim 2018 Habertürk

Bu adam Erdoğan'a düşman

Daniel Pipes aynı zamanda Erdoğan'a da, Türkiye'ye de düşmandır.

Daha...
Trade war set to be the United States' next foreign policy quagmire
24 Eylül 2018 The Hill

Trade war set to be the United States' next foreign policy quagmire

History is littered with real wars, like those in Afghanistan, Iraq and Vietnam, that were supposed to be won quickly and cheaply but turned out to be the most expensive and inconclusive of quagmires.

Daha...