THE THINKING OF FUTURE
BİZ DÜNYA SİYASETİNİN TÜM SIRLARINI AÇIYORUZ

Güney Kafkasya'da Jeosiyaset: Ermenistan'ın Savaş Arzusu

Siz buradasınız: Baş sayfa »» Jeosiyaset »»
 0 Mesaj Yazı Aralığı+- AFont Ölçüsü+- Çap
22209
Yazı Aralığı+- AFont Ölçüsü+- Çap

Bakü, 14 Nisan 2017 – Newtimes.az

Küresel düzeyde süpergüçlerin nüfuz uğruna mücadelesi çeşitli bölgelerde risk faktörünü daha da güncelleştirmiş. Aynı şekilde Güney Kafkasya'da süreçlerin gelişme senaryoları ilginçtir. Avrupa'nın "düşünce kuruluşları" bununla ilgili ilginç tahminler verirler. Onların görüşleri çeşitli açılardan farklıdır. Önemlisi ise Rusya ve çatışmalar konusunda düşündürücü tezler ileri sürüyorlar. Ermeni analistler daha fazla savaştan bahsediyorlar. Onlar hesap ediyorlar ki, sadece yeni savaş Ermenistan'ı bağımsız edebilir. Bu savaş ABD ile Rusya arasında olmalıdır. Yeteri kadar tehlikeli olan bu fikrin fonunda Güney Kafkasya'da jeopolitik manzaranın geleceği endişe uyandırıyor. Gerçekten, dünya bir sonraki Ermeni provokasyonuna uyacak mı?

Öngörü: Avrupalıların Argümanları ve Güney Kafkasya Gerçekleri

Büyük devletlerin Güney Kafkasya politikası hep güncel olmuş. Son dönemlerde dünya siyasetinde yaşanan değişimler ışığında ise bu konu uzmanların daha çok dikkatini çekiyor. Genel olarak Kafkasya bölgesinde jeopolitik manzaranın dinamikleri ilginçtir. Düşünüyorlar ki, bu etken ABD-Rusya ilişkilerinin geleceğine ciddi etki edecek. Bu açıdan yapılan analizlerin sayısı daha da arttı. Bu sırada İngiltere, Fransa, Almanya ve Belçika'nın "düşünce kuruluşları"nın öngörüleri özel olarak kaydediliyor.

Daha çok ilgi gösterenler İngiliz analitik merkezleridir. Batı'nın Güney Kafkasya hakkındaki tasavvurlarını esasen onlar üretmektedirler. 10'dan fazla İngiliz "düşünce kuruluşu nda Kafkasya ile ilgili araştırmalar yapılıyor. Fransa ve Almanya da yeterince bu yönde etkinlerdir. Genel olarak ise Avrupa Birliği Güney Kafkasya konusunda etkinliği ile seçiliyor.

Burada yaklaşımlar esasen Rusya'nın bölgedeki politikaları ve sorunların çözümü alanlarına ayrılır. Fakat her iki mesele Güney Kafkasya devletleri için önem taşıyor. Onlar aslında egemenlik, barış ve işbirliği olanaklarını değerlendirmekte önemli bir rol oynarlar. Aynı zamanda, bu konularda büyük devletler arasındaki çelişkili hususlar da kendini daha fazla gösteriyor.

Önce, Rusya'nın politikası ile ilgili Batı'nın değerlendirmelerine göz atmak gerekir. Moskova'nın bölgede geleneksel olarak büyük etkisi olduğu bilinmektedir. Bunu herkes kabul ediyor.Esas mesele şu anda bu gerçekliğin ne kadar devam etmesi ile ilgilidir. Avrupa analistleri düşünüyorlar ki, Rusya yavaş yavaş bölgeden çekilmelidir. Fakat bu, uzun sürebilir ve ona göre de Moskova ile Güney Kafkasya konusunda anlaşmaya çalışmak daha doğru olurdu. Ancak Fransa ve Almanya bu bağlamda Kremlin`le daha yumuşak davranmadan yanaysa, İngiltere biraz sert konumdadır. O, daha çok Washington'la birlikte hareket etmeği tercih ediyor. ABD ise Rusya'nın Güney Kafkasya'dan çabuk çıkmasına öncelik vermektedir. Dolayısıyla iki büyük devletin bölgede çatışması ihtimalinden söz ediliyor.

Bölgedeki çatışmalarla ilgili ise biraz karmaşık durum ortaya çıktı. Öyle ki, Gürcistan-Rusya sorununda Batı kesin Tiflis`i savunuyor. Defalarca Gürcistan'ın işgal edilmiş topraklarının kurtarılması konusunu öne çekmiş. Moskova'dan bunu talep ettiler ve ediyorlar. Ukrayna ile beraber Gürcistan'la ilgili de AB somut tutum ortaya koyuyor.

Ermenistan-Azerbaycan, Dağlık Karabağ çatışmasında ise Avrupa devletlerinin görüşleri biraz farklıdır. Onlar sözde Azerbaycan'ın toprak bütünlüğünü destekleseler de, bilfiil başka işler görürler. Ermenistan'a maddi, mali ve askeri yardımlar yapıyorlar. Net olarak talep etmiyorlar ki, Ermenistan işgal ettiği topraklardan çekilsin. Ayrıca, Azerbaycan'ın askeri operasyonlar yapmasını hiç istemiyorlar. Anlaşılan o ki, çatışmalara yaklaşımda Avrupa'nın çifte standartlar politikası var.

Bütün bunların fonunda Güney Kafkasya'da jeopolitik dinamiğin değişimi gerçek anlamda çok aciliyet arz etmektedir. Ermeni uzmanlar bu bağlılıkta ilginç bir tez ileri sürmüşlerdir.Onlar Ermenistan'ın Rusya'dan tam bağımlı durumda olduğunu kabul ediyorlar. Vassallıktan ise sadece ... savaş yoluyla kurtulabileceklerini yazıyorlar (bkz.: örn., Игорь Мурадян. Война как фактор независимости / "Lragir.am", 3 Nisan 2017).

Savaş Provokasyonu: Bölge İçin Ermeni Riski Kalıyor

Ermeni analistler savaş derken, Amerika ile Rusya arasında Ermenistan uğruna savaşın meydana çıkmasını kastediyorlar. Öyle ki, Moskova şu ankı konumundan geri çekilmeyecek. Onun Erivan'da güçlü istihbarat sistemi var. Ermeni ordusuna çok sayıda ajanlarını yerleştirmiş (bkz: önceki kaynağa). Siyasi iktidar da tamamen Kremlin`in siparişi ile şekilleniyor. ABD ise "Ermenistan'da yeni devletin oluşmasını görmeye çalıştı, ancak bu, olmadı" (bkz.: önceki kaynağa).

Şimdiki durumda "savaş Rusya'nın Güney Kafkasya'dan çıkarılması ile sonuçlanabilir ... Savaş bölgede jeopolitik şekillenmeyi değişmeli ve Ermenistan'ı siyasi bağımsızlığa götürmelidir" (bkz.: önceki kaynağa). Burada dikkati çeken bir kaç husus vardır. Her şeyden önce, Ermeni analistler de itiraf ediyorlar ki, Ermenistan ne siyasi ne de askeri-ekonomik açıdan bağımsız değil. O, kenar güçlerin tam etkisi altındadır. Böyle ülkede egemenlik olmaz ve onun siyasetinden konuşmanın anlamı yok. Bugüne kadar Erivan ne içte ne de Dağlık Karabağ konusunda bağımsız hareket etmedi. Demek ki, Ermeni uzmanlar itiraf ediyorlar ki, Ermenistan Azerbaycan topraklarını kenardan olan ciddi siyasi, ideolojik, bilgi ve askeri destekle istila etmiş.

İkinci husus şudur ki, Ermenistan'da devlet şekillenmemiş. Onun siyasi hurumlaşması süreci yarımçıktır ve somut içerik taşımaz. Devlet kurumları yabancı devletlerin kadrosuyla doludur. Bu yüzden de Ermenistan'da gerçek olarak ne seçimden söz etmek mümkündür, ne de insan haklarından. Vatandaşın özgürlüğü kenar gücün çıkarlarına göre belirleniyor. Bu nedenledir ki, milyonlarca Ermeni Ermenistan'ı terk ediyor. Bu süreç durmuyor.

Üçüncüsü, Ermenistan yönetiminin ve uzman çevrelerin kafasında demokratik reformlara inanç yoktur. Onlar iç ve bölgesel sorunları sadece savaş yoluyla çözmekten kenara çıkamıyorlar.Demek ki, şimdiki Ermeni hükümetinin reform planı asılsızdır, gerçeğe dayanmamaktadır. O, daha çok propaganda niteliği taşıyor. Çünkü Ermenistan toplumu reformlara hazır değil. Burada uygun bir ortam yok. Ermenilerde savaş paradigmasından başka hayal henüz şekillenmemiş.

Bu, küçük bir ülke için oldukça tehlikelidir. Çünkü ne zamansa, bu saçma istek kendi başlarında çatlayacak. Bunun yanı sıra, ABD ile Rusya'yı bölgede karşı karşıya koyma hattı çok tehlikelidir. Bu iki devlet büyük askeri potansiyele sahiptir. Onların savaşı bölgeyi alt üst edebilir. Hatta Ermenistan adlı bir yer de kalmaz. Hem de ona göre ki, Ermenistan Rusya'nın inşa ettiği yapay ülkedir.Moskova orayı yerle bir etmeye hakkı olduğunu düşünüyor. Moskova defalarca bu konuda resmi düzeyde görüş bildirdi. Örneğin, "Regnum" ajansının eski başkanı Modest Kolerov açık yazmıştı ki, Ermenistan Rusya`sız bir hiçtir.

Demek ki Ermeniler aslında Amerika'yı bölgede ciddi askeri provokasyona çekmek istiyorlar. Bunda başlıca amaçları ise Dağlık Karabağ'da belirsizliği sürdürmek ve yapay yöntemlerle orada kalmaktan ibarettir. ABD gibi güçlü bir devletin böyle ucuz provokasyonlara gideceği hiç beklenen değil.

Böylece, uzun süredir birçok analist ve uzmanların ifade ettiği Ermenistan'ın bölge için önemli tehlike kaynağı olması tezini Avrupa ve Ermeni uzmanlar da itiraf etmeye başladılar. Erivan o derecede belirsiz ve bağımlı siyaset yürütmüş ki, mevcut durumu pozitif yönde sivil yolla, reformlarla değiştirmek imkansızdır. Aslında, Ermenistan bölgenin barut fıçısına dönüşmüştür. Bir kıvılcım her şeyi mahvedebilir.

Buradan şöyle bir sonuç da çıkıyor ki, işte Azerbaycan bölgede jeopolitik istikrarı koruyan esas devlettir. Çünkü Gürcistan'ın aşırı Batı eğilimi ve Ermenistan'ın Rusya'dan tam bağımlılığı fonunda Bakü bağımsız, dengesli politikası ile durumu dengeler. Azerbaycan herhangi büyük devletin bölgeden gitmesine sıcak bakmıyor, çünkü bu, doğal yolla olmuyor. Dünya küreselleşmeye doğru gidiyor, entegrasyon güçlenirse, büyük ve komşu ülkenin Güney Kafkasya'dan çekilmesi iyi sonuçlar vermez. Bunun karşılığında ise, bölgede normal işbirliği ortamının kurulması daha doğru olurdu.

Yukarıda vurgulanan hususlar gösteriyor ki, Güney Kafkasya uğruna büyük devletlerin mücadelesinin güçlenmesi belli ölçüde jeopolitik belirsizliği artırıyor. Burada savaş isteyen Ermenistan yıkıcı tutum tutuyorsa, Gürcistan tarafsız kalmaya çalışır, Azerbaycan ise barış ve istikrarı sağlamakta aktiftir. Bunlar topluca bölgede gergin mücadele ortamının olmasını onaylar.

Newtimes.az

Benzer Makaleler

Diplomatik köşe

Azərbaycanın xarici ölkələrdəki diplomatik nümayəndəlikləri twitterdə

↳Yeni layihə

Dış basın

Macron Fransası ve Doğu Akdeniz siyaseti
10 Eylül 2020 Anadolu Ajansı

Macron Fransası ve Doğu Akdeniz siyaseti

Dünya barışı kavramının uluslararası arenadaki mevcut kargaşa içerisinde unutulduğunu ve yerini ne olursa olsun kazanma hırsının aldığını müşahede ediyoruz.

Daha...
Eşk olsun Azerbaycan…
06 Eylül 2020 Gözlem

Eşk olsun Azerbaycan…

Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'in sözleri, yaşamakta olduğumuz bu zor günlerde, yüreğimize su serpti.

Daha...