THE THINKING OF FUTURE
BİZ DÜNYA SİYASETİNİN TÜM SIRLARINI AÇIYORUZ

Darbeler Zinciri: Uğursuzluktan Sonraki Umutsuzluk

Siz buradasınız: Baş sayfa »» Jeosiyaset »»
 0 Mesaj Yazı Aralığı+- AFont Ölçüsü+- Çap
17971
Yazı Aralığı+- AFont Ölçüsü+- Çap

Bakü, 27 Eylül 2016 – Newtimes.az

Dünyanın bir çok ülkesinde askeri darbe girişiminin arkasında Batılı devletlerin istihbarat birimlerinin durduğu konusunda medyada sık sık bilgiler yayılıyor. Gösterilen kanıtlara göre, demek mümkündür ki, bu işi şimdi daha sistemli ve kapsamlı biçime sokmaya çalışılıyor. Fakat Türkiye bu süreci adeta kırdı. Şöyle söylemek mümkünse, darbeler zinciri koptu, şimdi de organizatörlerin bedbinlik zamanı başladı. Buna rağmen, BDT coğrafyasındaki bazı ülkeler için tehlike kalıyor. Gerçekler gösteriyor ki, bu ülkelerde dış istihbarat istikrarı bozmak yönünde adımlar atıyor. Bunu çeşitli yöntemlerle etseler de, amaç birdir – yerel yönetimin meşruluğunu şüphe altına almak ve kendi çıkarlarına uygun yeni iktidar oluşturmak! Dolayısıyla devlet için tehditlerin devam ettiği sonucuna varmak mümkündür.

Görünmeyen Eller: İç İşlerine Müdahale Kanalları

Batı'nın gizli servislerinin dünyanın çeşitli bölgelerinde devletlerin iç işlerine karıştığı hakkında bilgiler basına çoktan sızıyor. Hele geçen yüzyılın ortalarında ABD'nin Merkezi Haberalma Teşkilatı (CIA) ve bazı büyük petrol şirketlerinin düzenledikleri darbe süreci üzerine yeterince analizler yapıldı. Aynı şekilde komşu İran'da dış istihbaratın 1950'lerde yarattığı protestolar ve suikastlar hakkında bilgiler çoktan yayılmıştır. Şimdi kan dökülen Afganistan'da radikal dini kuruluşların faaliyetlerinin gizli servisler tarafından düzenlendiği konusunda uzmanların görüşleri yayınlanmaktadır.

Şu anda tanık olduğumuz Suriye krizinin kökeninde de yine Batı'nın istihbarat birimlerinin eli olduğu belirtiliyor. Irak, Libya, Mısır, Sudan ve bazı başka ülkelerde yaşananların arkasından da CIA'nın "kulakları gözüküyor". Son örnek olarak, uzmanlar Türkiye'deki askeri darbe girişimini gösterirler. Bu, bizim için daha ilgi çekicidir, çünkü burada Azerbaycan`la da doğrudan ilgili olan hususlar var. Öncelikle, onu belirtelim ki, hedef sadece türk devletleri değil: buraya Ermenistan, Gürcistan, Ukrayna, Moldova ve Rusya da dahildir. Orta Asya'da daha çok Kazakistan, Kırgızistan ve Özbekistan meselesi günceldir. Tüm durumlarda geniş jeopolitik mekanda düzenlenmiş sistemli ve perdelenmiş faaliyet söz konusudur.

Her yerde etkinliğin motifi aynıdır – demokrasi, ifade özgürlüğü, şeffaflık için mücadele! Bunun için çeşitli sosyal kurumlar kullanılır. Eğitim, hukuk, ekonomi, insani meseleler, ekoloji, kültürün yayılması gibi gelişigüzel ibareler altında faaliyet gösteren kuruluşlar vasıtasıyla asıl amaçları gerçekleştirmeye gayret edilir. Amaç ise tüm ülkeler için birdir – meşru yönetim değişmeli, bunun yerine, "demokratik", fakat, aslında, ABD'nin oyuncağı olan iktidar oluşturulmalı!

Bazı yerlerde, örneğin, Gürcistan ve Ukrayna'da bu senaryo gerçekleşti. Doğru, şimdi Tiflis biraz farklı siyaset yürütmeye çalışıyor, ama onun danışmanları değişmedi. Diplomatik veya başka sosyal faaliyet adı altında Washington'un iradesi Gürcü "bağımsızlığı"nın her karışınca kendini göstermektedir.

Ermenistan'da ise durum başka türlüdür. Burada Rusya o derecede hakimdir ki, ABD şimdilik sadece bir takım medya kuruluşunu kontrol edebiliyor. Onlar da küme oluşturamaz. Buna rağmen, Amerika'nın Ermenistan'da şansı az değildir. Çünkü Ermeniler kendilerini satmakta mahirdirlər. Yüz yıllardır, zaten onlar sadece bu işle meşgul olurlar. Rusya olmasın, Amerika olsun – Ermeni "devletçiliği" için o kadar da farkı yoktur. Teki Ermenistan'ın şımarıklığı ve saldırganlığına göz yumsunlar. İşte bu nedenle de Güney Kafkasya'nın en zayıf ve tehlikeli halkası Ermenistan.

Buna rağmen, analistler daha çok Türkiye olaylarını analiz ediyorlar. Çünkü bu ülkenin istihbarat servisi Amerikanların uzun yıllar çeşitli ülkelerde gerçekleştirdiği sistemli faaliyetleri ifşa etti (bu konuda Türkiye'nin "Akşam" ve "Milliyet" gazetelerinde yeterince bilgi yayınlanmıştır). CIA Türkiye'de askeri darbeyi gerçekleştirmek için uzun zaman ve emek harcadı. Bunun için deneyimli istihbaratçılar FETÖ ile yoğun işbirliği yaptı. Özellikle Fetullahçılar aracı ile CIA çok sayıda ajanını provokasyon ve kadro oluşturulması için Türk ordusuna sızdırıldı. İtiraf edilmelidir ki, onlar bu işte bir ölçüde başarı kazandı, G.Fuller, H.Barkey ve general J.F.Kempbell gibi deneyimli çalışanlarını bu işe etmişlerdir (bkz.: Levent Albayrak. 15 Temmuz gecesi 10 karanlık yabancısı / "aksam.com.tr", 6 Ağustos 2016).

BDT Mekanı: Sıradaki Sabotaj Hedefi

Amerikan istihbaratının çalışanları Türkiye'de darbe sürecini idare ettiler. Uğursuzluktan sonra ise hepsi bunların sözde R.T.Erdoğan tarafından düzenlendiği hakkında yalan bilgiler yaydılar. General J.F.Kempbell ise ortadan gayboldu. Medyanın haberine göre, şimdi CIA'nın darbeye karışmış kadrolarının hangi işle meşgul olduğu bilinmemektedir. Yani onların yeniden Türkiye'yi karıştırmak planının olmadığına kesinlik yoktur (bkz.: örn., Провалы ЦРУ. Шпион выйди вон! / "Альтернативная история", 12 Eylül 2016).

İşin düşündürücü tarafı da işte tam bu hususla bağlıdır. Somut olarak, CIA Türkiye'den sonra BDT'nin bazı ülkelerinde, aynı zamanda Azerbaycan'da da karışıklık yaratmaya çalışıyor olabilir. Bununla ilgili bazı bilgiler KİV-e de sızıp (bkz.: Как ЦРУ подрывает ситуацию в Азербайджане / "haqqin.az", 13 Eylül 2016). Artık CIA`nın bu yönde belli adımlar attığı belirtiliyor. Örneğin, bu yılın ağustos ayında kısa sürede ABD Büyükelçiliği ve kamu kurumlarının da temsilcisinin Azerbaycan'ın radikal muhalif kanadının liderleri ile görüştüğünü doğrulayan olgular vardır. Hatta bu zaman Amerikan Büyükelçisi yeterince açık ve somut tavsiyelerde de bulundu. İktidarın protestocuların taleplerine amel etmediği takdirde sokaklarda sert direniş göstermekten bahsedilmiş (bkz.: önceki kaynağa).

Azerbaycan kamuoyu ile aktif bağlantı yaratanlar sırasında ABD'nin ülkemizdeki büyükelçisinin Yardımcısı W.Gill de vardı. Onun ABD'nin Uluslararası Kalkınma Ajansı, Ulusal Demokrasi Enstitüsü (NDI) ve Uluslararası Cumhuriyetçiler Enstitüsü (IRI) ile yakın ilişkileri var (bkz.: önceki kaynağa). Bu tür işbirliği Sayın W.Gill`in Azerbaycan'da gerçekleştirmek istediği projelere para yardımı almakta yardımcı olur.

Başka bir aktif Amerikalı büyükelçinin halkla ilişkiler danışmanı C.Savage`dır. Bu kadın diplomat insan hakları ile ilgili "sorunlardan" çok bahsediyor. O, muhaliflerin sırasında propaganda yaparak insan hakları ile ilgili "önerilerini" de veriyor. Hatırlatalım ki, bu önerileri o doğrudan görevi olan Büyükelçiye değil, Azerbaycanlılara veriyor.

Bu gibi olguların arka planında bir takım çevrelerin Azerbaycan'da istikrarı bozmaya yönelik faaliyette olması düşündürücüdür. Onlar toplu etkinlikleri bahane ederek, ülkede karışıklık yaratmaya çalışıyorlar. Sadece Azerbaycan kolluk birimlerinin uyanıklığı durumun denetim altında tutulmasına izin veriyor. Ancak meselenin asıl mahiyeti sudur ki, ABD'nin bir çok ülkede yapay gerginlik yaratarak, meşru iktidarı zayıflatma ve imkan olunca, darbe yapma politikası son bulmamış.

Şu anda Amerikan istihbaratının eli Orta Asya ülkelerine açıldı. Orada da Ortadoğu, Türkiye, Gürcistan ve diğer ülkelerde yapılan çalışmalara uygun adımlar atılıyor. Bütün bunlara göre Kazakistan Amerikan Barış Korpusu`nun ülkedeki faaliyetini 2010 yılında yasakladı. Ancak bununla sadece bir kısım sıkıntılar ortadan kalkıyor. Batı çeşitli yöntemlerle yerel yönetimi etkilemeyi başarıyor. Bu da ister istemez belli gerginlik yaratıyor.

Böylece, Azerbaycan da dahil olmak üzere, BDT mekanında dış istihbarat birimleri etkin olmaya çalışırlar. Onlar, esasen, istikrarı bozarak, sabotaj planları ile toplumu silkelemeye çalışıyor, bu zaman insan hakları ve demokrasiyi elde bayrak tutuyorlar. Asıl amaçları ise kendi işine yarayan hakimiyet kurmaktır. Bu çevreler Türkiye'de ciddi ders aldılar. Ankara onların tüm şebekesini ortaya çıkarmakta kararlıdır. Bundan sonra onlar faaliyet taktiklerini değiştirebilir, tamamen başka ad altında, farklı maskada ortaya çıkabilirler. Ancak esas niyetlerini – bağımsız devletlerin iç işine karışma stratejilerini değişmezler!

Newtimes.az

Benzer Makaleler

Diplomatik köşe

Azərbaycanın xarici ölkələrdəki diplomatik nümayəndəlikləri twitterdə

↳Yeni layihə

Dış basın

Macron Fransası ve Doğu Akdeniz siyaseti
10 Eylül 2020 Anadolu Ajansı

Macron Fransası ve Doğu Akdeniz siyaseti

Dünya barışı kavramının uluslararası arenadaki mevcut kargaşa içerisinde unutulduğunu ve yerini ne olursa olsun kazanma hırsının aldığını müşahede ediyoruz.

Daha...
Eşk olsun Azerbaycan…
06 Eylül 2020 Gözlem

Eşk olsun Azerbaycan…

Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'in sözleri, yaşamakta olduğumuz bu zor günlerde, yüreğimize su serpti.

Daha...