THE THINKING OF FUTURE
BİZ DÜNYA SİYASETİNİN TÜM SIRLARINI AÇIYORUZ

Türkiye-Rusya İlişkileri ve Güney Kafkasya: Ermenistan Bir Tehlike Kaynağı Olarak

Siz buradasınız: Baş sayfa »» Jeosiyaset »»
 0 Mesaj Yazı Aralığı+- AFont Ölçüsü+- Çap
18811
Yazı Aralığı+- AFont Ölçüsü+- Çap

Bakü, 11 Temmuz 2016 – Newtimes.az

Ankara ile Moskova arasında son zamanlarda gözlenen yakınlaşmanın jeopolitik sonuçları hakkında analistler tahminlerde bulunuyor. Bu sürecin bir bütün olarak küresel siyaseti etkileyeceği muhtemeldir. Aynı şekilde Güney Kafkasya'da da önemli olaylar gerçekleşebilir. Burada dikkati çeken önemli husus şudur ki, bölge devletlerinin iki büyük devletin ilişkilerini iyileştirmesine yaklaşımı farklıdır. Azerbaycan önceden Ankara ile Moskova'yı barıştırmaya çalışırdısa, Tiflis temkinli davranıyordu. Şimdi de Tiflis olaylara öyle de tepki vermiyor, fakat bir bütün olarak süreçlerin gidişatından memnun değil. Ermenistan tamamen farklı görüştedir. Erivan Rusya ile Türkiye'nin ilişkilerinin normalleşmesini kendisine tehdit olarak değerlendirirse de, gerçek bir adım atamıyor. Çünkü egemen değil, kenar güçlere tamamen bağımlıdır. Bu da Ermenistan'da siyasi ve ideolojik gerilim yaratıyor. Toplumda ve siyasi bilinçte bir belirsizlik vardır. Bunlar Ermenistan'ı bölge için tehlikeli hale getiriyor.

Barışa Doğru Ankara-Moskova Yakınlaşmasının Jeopolitik Tonları

Rusya ile Türkiye arasındaki ilişkilerin iyileşmesi, beklendiği gibi, ciddi jeopolitik tepki yarattı. Meseleye yaklaşım farklı olsa da, bir noktada tümgörüşler bir araya geliyor - bu iki büyük devletin yakınlaşması bölgesel ve küresel düzeyde hissedilecek değişikliklere neden olabilir. Ayrıca Orta Doğu ve Güney Kafkasya'da ilginç jeopolitik gelişmelerin oluşmasına ivme kazandırır. Artık bunun belirtileri de kendini göstermektedir.

Batı Ankara-Moskova yaklaşmasına görünüşte sakin tepki gösterdi. Avrupa Birliği (AB) ve Amerika bütün olarak süreci olumlu değerlendiriyor. Fakat duruma daha derinden dikkat edildikte, bazı sorular, özellikle Ortadoğu'da oluşan krizin giderilmesi ile ilgili sorular ortaya çıkıyor. Rusya basını Suriye'de terörle mücadelede Türkiye-Rusya işbirliğinin güçlendirilmesinden söz ediyor. Hatta Moskova'nın "İncirlik"i kullanabileceği hakkında haber yayıldı. Fakat Ankara bunu yalanladı. Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu beyan etti ki, iki ülke terörle mücadelede bağlantılı faaliyet gösterebilir, fakat ""İncirlik"i Rusya'nın kullanması söz konusu değildir" (bkz.: Турция опровергла возможность использования Россией авиабазы "Инджирлик" / "РИА Новости", 4 Temmuz 2016).

Ayrıca, iki ülkenin Suriye konusunda hangi vesilelerle ortak sonuca geldikleri açıktır. Diplomatlar genel kelimeler kullanıyorlar. Şimdilik somut işbirliği mekanizmaları hazır değil. Buna rağmen, uzmanlar düşünüyorlar ki, Ankara Beşar Esad`a karşı savaşan gruplara yardım etmeyeceğini vaat etti. Bunun yerine, her iki ülke IŞİD`le mücadelede ortak hareket edecekler. Özellikle istihbarat bilgilerinin paylaşımı güçlendirilecek.

Bu bağlamda İsrail faktörünü de vurgulamak gerekir. Türkiyeli analistler, aslında, söz konusunun İsrail-Türkiye-Rusya üçlüsü olduğunu belirtiyorlar. Çünkü Tel Aviv de Ankara'ya teröristlerle ilgili bilgiler verme konusunda anlaşmış.

Tabii ki, tüm bunlar inandırıcı olabilir. Ancak Rusya ve Türkiye'nin Ortadoğu ile ilgili görüş ayrılıklarını ortadan kaldırdığını söylemek hayli risklidir. Üstelik, İsrail'in ne kadar Ankara ve Moskova ile ortak hareket edeceği bilinmemektedir. Bunların arka fonunda Washington'la Brüksel`in konumu ilginçtir. ABD ve AB bu sürece bir ölçüde kuşkuyla yaklaşıyor. En azından ona göre ki, büyük bir mekanda Rusya-Türkiye tandemi oluşursa, Batı'nın jeopolitik çıkarlarına ciddi tehlikeler oluşabilir.

"Ermeni soykırımı" masalına bir dizi Avrupa ülkesi parlamentosunda "hukuki" görünüm verilmesi fonunda bu, yeterince düşündürücü görünüyor. Şüphe yok ki, Moskova bu durumdan yararlanarak, NATO'nun en güçlü üyelerinden biri ile ilişkileri yeni bir seviyeye yükseltmeğe çalışacak. Kremlin'in bu yönde hızlı adımlar atması bunun onayı olabilir.

Kuşkusuz, Rusya ile Türkiye ekonomi, turizm ve enerji alanlarında karşılıklı yararlı işbirliği geliştirmek niyetindeler. Bu, her ikisi için faydalıdır. Bunun yanı sıra, yaşananların daha çok jeopolitik kontekstinin olduğunu inkar etmek olmaz. Aynı şekilde Güney Kafkasya'da süreçler yeni içerik alabilir. Onu diyelim ki, bu bölge ülkeleri Rusya-Türkiye ilişkilerinin düzelmesine farklı tutum sergilemektedirler.

Egemen Olmayan Ülkenin Barıştan Korkusu: Erivan Panik İçerisinde

Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'in bu konuda oynadığı olumlu rol hakkında basında yeteri kadar bilgi verildi. Azerbaycan Cumhurbaşkanı Ankara-Moskova ilişkilerinin iyileşmesi ile ilgili takdir edilecek adımlar attı ve bunu Türkiye yönetimi taktir etti. Bakü`nün bu tutumu anlaşılabilir bir durumdur. Azerbaycan bölgede barışın, barışıklığın ve karşılıklı yararlı işbirliğinin gelişmesinden yanadır. Bölgenin büyük devletleri arasındaki ilişkiler ne kadar iyiyse, bu, Bakü`yü bir o kadar tatmin ediyor. Azerbaycan hiçbir zaman düşmanlığı, ayrımı ve bölücülüğü desteklemedi.

Bundan farklı olarak, Ermenistan iki ülkenin ilişkileri düzene sokmasından korkunç derecede rahatsız. Ermeni analistler Erivan'ın "kötü duruma" düştüğünü, Moskova'nın onları "sattığını" (bunun ne demek olduğunu sadece Ermenilerin kendileri bilir - Newtimes.az) vurguluyor, genel olarak Ankara-Moskova yakınlaşmasını kendileri için felaket sayıyorlar (bkz.: örn., Арам Аматуни. Выход Армении из российско-турецкого примирения / "1in.am", 1 Temmuz 2016). Çünkü Ermenistan egemen ülke değil. O, tamamen Rusya'ya bağımlıdır. Bu nedenle Moskova Erivan'ı istediği gibi kullanacak.

Türkiye ile yakınlaşma fonunda ise Kremlin Ermenistan'ın güvenliğinin savunmasında sürekli olmayabilir. Ermeni uzmanlar düşünüyorlar ki, bu, daha çok jeopolitik önemli Türkiye ve Azerbaycan faktörü ile ilgilidir. İgor Muradyan Rusya'yı batan gemi şeklinde nitelendirerek, onunla ortak hava savunma sistemi yaratan Ermenistan'ın egemenliği nasıl sağlayacağı ve milli güvenliği hangi mekanizmayla temin edeceğinin belli olmadığını vurgulamaktadır (bkz.: Игорь Мурадян. Россия отступает? / "Lragir.am", 1 Temmuz 2016).

Tiflis'in ise Rusya-Türkiye ilişkilerinin iyileşmesine yaklaşımı temkinlidir. Gürcistan için burada herhangi tehlikenin olmadığı açıktır. Aksine, Ankara komşu devlet için de yararlı adımlar atabilir. Aslında, Türkiye ile Gürcistan arasında tüm alanlarda, özellikle güvenlik düzleminde yeterince geniş ilişkiler mevcuttur. Hatta Erivan Tiflis`i bu konuda çok ileri gitmekte suçluyor.

Buna rağmen, Gürcistan yönetimi pragmatik bir tutum sergiliyor ve ülkenin güvenliğini temel alır. Beklemek mümkündür ki, Tiflis Türkiye ile Rusya arasında ilişkilerin gelişmesinden yararlanmaya çalışacak. Aynı zamanda, Gürcistan için önemli olan Avrupa Birliği'ne ve NATO'ya üyeliktir. Bu bağlamda Tiflis ayrıca Rusya-Türkiye ilişkilerine o kadar da yönelmeyecek.

Yukarıdaki bilgilerden görünüyor ki, Ankara ile Moskova'nın yakınlaşması Güney Kafkasya'ya etkisiz kalmayacak. Ermenistan bundan rahatsız olduğundan, onun yıkıcı tutum sergilemekte devam etmesi beklenendir. Erivan kendisi için durumu oldukça karmaşık hale getirmiş. Bölgede onun gerçek olarak işbirliği yapabileceği ülke kalmadı. İran zor ki, Rusya ve Türkiye'nin yerine Ermenistan'ı seçsin. Ayrıca, İran'ın Batı ile ilişkileri sona kadar belli değildir.

Ermenistan'ın Avrupa'ya yönelmesi ihtimali sıfıra yakındır. Onun için yok ki, Ermeniler bunu istemiyorlar. Aksine, mevcut durumda Batı ile işbirliğini çok arzulardılar, ama Rusya buna izin vermez. Erivan Kremlin`in izni olmadan bir adım bile atamaz. Bunun içindir ki, Ermeni uzmanlar "egemenlik yoktur" yazıyorlar.

Böylece, Ermenistan faktörü Rusya-Türkiye yakınlaşması fonunda Güney Kafkasya için en tehlikeli kaynak olarak kalıyor. Erivan bütün olarak bölgede suları bulandırmak için her an provokasyonlara el atabilir. Dağlık Karabağ'da durumu gerginleşdirmeye çalışabilir. Her şey burada Ankara ile Moskova'nın işbirliğinde ne derecede samimi olacaklarına bağlıdır. Eğer gerçek olarak karşılıklı çıkarlar gözlenilecekse, sorunun çözümü imkanları genişleyebilir. Güney Kafkasya için tarihi şans doğar. Türkiye ve Rusya bu fırsatı elden vermemelidirler.

Newtimes.az

Benzer Makaleler

Diplomatik köşe

Azərbaycanın xarici ölkələrdəki diplomatik nümayəndəlikləri twitterdə

↳Yeni layihə

Dış basın

Macron Fransası ve Doğu Akdeniz siyaseti
10 Eylül 2020 Anadolu Ajansı

Macron Fransası ve Doğu Akdeniz siyaseti

Dünya barışı kavramının uluslararası arenadaki mevcut kargaşa içerisinde unutulduğunu ve yerini ne olursa olsun kazanma hırsının aldığını müşahede ediyoruz.

Daha...
Eşk olsun Azerbaycan…
06 Eylül 2020 Gözlem

Eşk olsun Azerbaycan…

Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'in sözleri, yaşamakta olduğumuz bu zor günlerde, yüreğimize su serpti.

Daha...