THE THINKING OF FUTURE
BİZ DÜNYA SİYASETİNİN TÜM SIRLARINI AÇIYORUZ

Ankara-Brüksel İlişkileri: Terör ve Vizenin Yarattığı Sorunlar

Siz buradasınız: Baş sayfa »» Jeosiyaset »»
 0 Mesaj Yazı Aralığı+- AFont Ölçüsü+- Çap
13280
Yazı Aralığı+- AFont Ölçüsü+- Çap

Bakü, 23 Mayıs 2016 – Newtimes.az

Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne (AB) üyeliği meselesi yeniden sıkıntıya girdi. Birkaç ay önce göçmenlerin Avrupa'ya akışı ile ilgili meydana çıkan insani kriz Brüsseli çok korkutmuştu. Oluşan durumdan kurtuluş yolu olarak Türkiye ile bu konuda anlaşmanın elde edilmesi gösteriliyordu. Almanya Başbakanı Angela Merkel ve Türkiye yönetiminin büyük çabası sonucunda tarafları tatmin eden anlaşma elde edildi. Ancak imzalanan anlaşmada Türkiye vatandaşlarının AB ülkelerine vizesiz girişi meselesi de yer almıştı. Avrupa Birliği bu sorunu çözmeliydi. Bunun yerine, Türkiye'nin önünde 72 talep konuldu. Onların sırasında AB'nin tüm 28 üye ülkesi vatandaşlarının Türkiye'ye vizesiz gelişi gibi hüküm vardır. Ankara bunu kabul etti. Ancak AB şimdi ne göçmenler için ayrılmış 3 milyar Euro`yu vermek fikrindedir, ne de terörün Türkiye için hassas olan hususlarını anlamak arzusundadır. Sonuçta, Ankara-Brüksel diplomatik hattında gerginlik çıktı.

Avrupa'nın İradları ve Vaatleri: Uyumsuzluk Sendromu

Türkiye ile Avrupa Birliği göçmenlerle ilişkin mutabakat elde ederken, uzmanlar taraflar arasındaki ilişkilerde yeni bir aşamanın başladığını bildirirdiler. Çoğunluk Ankara ile Brüksel`in daha sıkı işbirliği yapacağını düşünüyor, hatta Türkiye'nin AB üyeliği ile ilgili daha uygun durumun oluştuğunu kutluyorlardı. Halbuki, A.Merkel başta olmak üzere kurum yetkilileri üyeliyin söz konusu olmadığını birkaç kez vurgulamışlardı.

Son günlerde AB-Türkiye ilişkilerinin pürüzsüz olmadığını gösteriyordu. Sadece örgüte üyelik değil, hatta Türkiye vatandaşlarının Avrupa'ya vizesiz gitmesi meselesinin çözümü bile ciddi sıkıntıya düştü. Onu belirtelim ki, 4 Mayıs`ta Avrupa Komisyonu Türkiye ile vize rejiminin iptal edilmesini tavsiye etti. Ancak bu arada AB'nin Türkiye karşısında koyduğu tüm 72 kıstasa uyması gerektiğiy ayrıca vurgulanıyordu. Fakat artık 10 Mayıs`ta yüksek düzeyde yapılması beklenen AB-Türkiye görüşmesi ertelendi. Bir gün sonra ise Avrupa Parlamentosu Türkiye'ye vizesiz rejimin uygulanması konusunu gündemden çıkardı.

İlginçtir ki, Ankara hala 3 Mayıs`ta AB temel taleplerinden biri olan tüm üyelere vizesiz rejimin uygulanmasına ilişkin olumlu bir karar aldı. Bu, AB'nin Türkiye ile ilgili konumunu ciddi etkilemedi. Üstelik, örgüt terörle mücadele yasasında değişiklik yapmayı Ankara'dan ısrarla talep etmektedir. Bu konuyu AB yetkilileri ''müzakereler ötesi'' nitelendiriyor. Yani hiçbir durumda AB terörle mücadelede liberalleşmeden vaz geçmeyecek (bkz.: "Абсолютно вне дискуссии": почему ЕС заморозил визовую либерализацию Турции / ТАСС, 11 Mayıs 2016).

Ankara AB'nin koyduğu şartlar dahilinde diğer 4 talebi – yolsuzluğun önlenmesi, Europol`la işbirliğiyle ilgili görüşmelerin yapılmasını, üye devletlerle yargı işbirliğini ve vatandaşlar hakkında bilgilerin korunmasının AB standartlarına uyumunu kabul etmek istemiyor. Sonuçta, Türkiye yönetimi ile AB yetkilileri arasında tartışmalar çıktı ve o, gittikçe daha da genişlemektedir.

Öyle ki, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Brüksel`in tutumunu sert eleştirdi. O, Türkiye'yi uzaktan yönetmenin mümkün olmadığını söyledi. Özellikle terörle mücadele konusunda Brüksel isteklerinin kabul edilemez olduğunu vurguladı. Türkiye lideri Avrupa Birliği'ni kastederek mecazi şekilde iki soru sordu: ''...ne zamandan beri Türkiye'yi idare ediyorsunuz? Kim size bu yetkiyi verdi?'' (Bkz.: Erdoğan'dan AB'ye 'terör tanımı' tepkisi: Kim size yetki verdi? / ''BBC Türkçe'', 12 Mayıs 2016).

Ankara'nın kızgınlığı tesadüfi değildir. Brüksel Türkiye'nin terörle mücadelede daha yumuşak ve bir çok şeyleri dikkate almadan mücadele etmesini talep ediyor. Bu zaman dışarıdan ülkeye teröristlerin girişine o kadar da ciddi engel kalmıyor ve aynı zamanda, yurtiçinde bölücülük ve terörle mücadele sınırlanmak istenmektedir. Türkiye yönetimi ise düşünüyor ki, çeşitli yönlerden terör örgütlerinin ülkeye karşı etkinleştiği bir zamanda bu talep aslında teröristlere destek vermektir.

Terör Sakıncası Yoksa Batı'nın Çifte Standartlarının Daha Bir Örneği

Gerçekten de, Avrupa'dan farklı olarak, Ortadoğu devletleri için terör daha keskin soruna dönüşmüştür. Özellikle Türkiye uzun yıllardır bu bela ile gergin mücadele ediyor. Geçen yüzyılın 70-80'li yıllarında Ermeni terör örgütü ASALA saçıp savuruyordu. Türkiye çok sayıda kurbanlar verdi. Onun kökü kesildikten sonra PKK, daha sonra bu kanlı örgütün çeşitli kolları oluşturuldu, başka terör grupları da ortaya çıkarıldı. Şimdi onlara ''El Kaide'', IŞİD ve diğer tehlikeli kurumlar eklendi. Şu anda Türkiye aslında bu terör gruplarının her biri ile mücadele ediyor.

Böyle bir ortamda terörle mücadelede Avrupa standartlarına geçmek ülkeyi teröre teslim etmek demektir. Öte yandan, eğer bu talep ödenirse, vizesiz rejimden yararlanarak çok sayıda terörist Türkiye'ye engelsiz giriş yapabilecek. Tabii ki, bu durumda ülkenin ne hale düşebileceğini tahmin etmek zor değil.

Bunun içindir ki, Ankara tüm bu taleplere karşı kendi şartını ileri sürdü - eğer terörle mücadele yasasının değiştirilmesində ısrar etseler ve vizesiz gidiş-geliş yöntemi uygulanmasa, o zaman Ankara tektaraflı olarak göçmenlerle ilişkin elde edilen anlaşmadan vazgeçecek (bkz.: Турция откажется возвращать нелегалов, если ЕС не отменит визы / ''Известия'', 19 Nisan 2016). Bu bağlılıkta Cumhurbaşkanı göçmenler için öngörülen 3 milyar Euro`yu şimdilik Brüksel`in vermek fikrinde olmadığını hatırlatıyor (bkz.: Эрдоган: ЕС так и не дал Турции 3 млрд евро на беженцев / ''Expert Online'', 10 Mayıs 2016).

Uzmanlar oluşmuş bu durumdan rahatsızlar. Onlar hesap ediyorlar ki, Avrupa Birliği sona kadar samimi davranmıyor. Brüksel'in temel amacı kendini göçmenlerden korumayı sağlamanın fonunda Türkiye ile mesafe bulundurmaktan ibarettir. Çünkü Ankara'nın göçmenlerle bağlı üstlendiği yükümlülüklere uyması gerçektir. AB'nin tüm 28 üye devlet için vize rejimini ortadan kaldırması da gerçektir. Fakat bunun karşılığında Brüksel vaat ettiği malını bile vermeye hazırlaşmıyor. Bu tür bir kadar saygısız ve tutarsız davranış, tabii ki, Ankara'nın haysiyatına dokunuyor.

İlginçtir ki, AB liderleri hem de Türkiye'yi kendi saflarına katmak niyetinde olmadıklarını beyan ediyorlar. Son olarak İngiltere'nin Başbakanı David Cameron, Türkiye'nin örgüte üye olması şansının çok az olduğunu belirtti. Yakın birkaç on senede zor ki, bu, mümkün olsun (bkz.: Эрдоган смог расколоть ЕС по поводу безвизового режима для Турции / '' Взгляд.ру '', 4 Mayıs 2016).

Ayrıca, Çek Cumhuriyeti, Slovakya, Polonya ve Macaristan'ın Dışişleri Bakanları biraz garip tutum sergiliyorlar. ''Vişegrad'' Dörtlüsü üyeleri gibi onlar beyan ettiler ki, Gürcistan ve Ukrayna'ya vizesiz rejim uygulanmadan Türkiye'ye bunun yapılması mümkün değildir (bkz.: önceki kaynağa). Avrupa Parlamentosu'ndaki ''Milletler ve özgürlükler Avrupası'' grubu ise daha keskin ve şovenist beyanat vererek, ''Onların (Türkler öngörülüyor – Newtimes.az) değerleri bizimkilerle tamamen birbirine uygun değil'' gibi 21`inci yüzyılın ruhuna tam yad fikir belirttiler (bkz: önceki kaynağa).

Fakat bütün bunlara rağmen, Ankara yine de sabır ediyor. Cumhurbaşkanı R. T. Erdoğan Türkiye'nin stratejik amacının Avrupa Birliği'ne üyelik olduğunu açıkça beyan etti (bkz.: Эрдоган назвал вступление в ЕС стратегической целью Турции / ''Лента.ру'', 9 Mayıs 2016). Bunun yanı sıra, o kaydetti ki, eğer Brüksel böyle davranmakta devam ederse, Ankara kararını değiştirebilir. Türkiye liderinin meseleyi bu tür koyması anlaşılabilir. Çünkü gerçekte AB Türkiye ile ilgili samimiyetsiz adımlar atıyor. Artık Ankara 50 yıldır AB kapısı ağzında bekliyor. Bu, sonsuza kadar uzayamaz.

Bunları dikkate almakla birlikte, itiraf edilmelidir ki, Avrupa Birliği ile Türkiye arasındaki ilişkilerin sıkıntıya girmesi hiçbir tarafa fayda vermiyor, küresel jeopolitik manzarayı da olumsuz etkiliyor. Avrupalı yetkililerden biri itiraf etti ki, eğer anlaşma olmazsa, Avrupa ve Türkiye çok zor duruma düşebilirler. Bu anlaşmaya ulaşmanın yolları konusunda ise Avrupa'dan bir teklif yok. Şu anda her iki taraf konumunu koruyarak taviz vermeyeceğini bildiriyor. Bazı uzmanlar ise Ankara'nın Brüksel'e göçmen sorunu vasıtasıyla baskı yapacağını tahmin ediyor.

Onlar durumu biraz abartıyor. Sanki R. T. Erdoğan AB`ye şantaj yapıyor. Tabii ki, böyle bir yaklaşım haksız ve siyasi açıdan acemilik belirtisidir. Söz konusu AB gibi küresel güçle Türkiye gibi büyük devlet arasında mümkün anlaşmaysa, burada uluslararası yasaların işlek olması ciddi gereklidir. Hissler ise burada işe yaramıyor. Her durumda, AB-Türkiye ilişkileri çok zor bir aşamaya ayak basıyor. Onun nasıl çözülmesi belki de Ortadoğu'nun ve ona yakın diğer bölgelerin jeopolitik kaderini belirleyecek. Nasıl derler, ''ortaya konan para'' büyüktür!

Newtimes.az

Benzer Makaleler

Diplomatik köşe

Azərbaycanın xarici ölkələrdəki diplomatik nümayəndəlikləri twitterdə

↳Yeni layihə

Dış basın

Macron Fransası ve Doğu Akdeniz siyaseti
10 Eylül 2020 Anadolu Ajansı

Macron Fransası ve Doğu Akdeniz siyaseti

Dünya barışı kavramının uluslararası arenadaki mevcut kargaşa içerisinde unutulduğunu ve yerini ne olursa olsun kazanma hırsının aldığını müşahede ediyoruz.

Daha...
Eşk olsun Azerbaycan…
06 Eylül 2020 Gözlem

Eşk olsun Azerbaycan…

Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'in sözleri, yaşamakta olduğumuz bu zor günlerde, yüreğimize su serpti.

Daha...