THE THINKING OF FUTURE
BİZ DÜNYA SİYASETİNİN TÜM SIRLARINI AÇIYORUZ

Batı ve Rusya Arasında Jeopolitik Mücadelenin Yeni Dönemi

Siz buradasınız: Baş sayfa »» Jeosiyaset »»
 0 Mesaj Yazı Aralığı+- AFont Ölçüsü+- Çap
12601
Yazı Aralığı+- AFont Ölçüsü+- Çap

Bakü, 4 Kasım 2014 – Newtimes.az

Rusya yaklaşık 400 yıldır bugünkü Ukrayna coğrafyasını kontrol etmektedir. Son zamanlarda Rusya-Ukrayna arasında yaşanan problemler iki devletin birbirilerine düşman olmasından daha ziyade, ABD, NATO ve Avrupa Birliği’nin Rusya’ya yönelik ‘Anakonda taktiği’ni uygulamasının sonucudur. ‘Anakonda taktiği’ ilk defa ABD iç savaşında (1861–1865) General George Brinton McClellan tarafından uygulanmışdır. Bu taktiğin amacı jeopolitik düşmanı zayıflatmak için onun denizlere, okyanuslara, müttifiklerine ve dogal kaynaklara çıkış yollarını kapamaktır. Böylece, bunu başaran taraf jeopolitik konumunu ne kadar güçlendirirse, karşı taraf jeoplitik konumunu o kadar kaybedecektir (1).

‘Anakonda taktiği’ ‘Büyük oyun’ çerçevesinde yaklaşık 300 yıldır uygulanmaktadır. XIX yüzyılda İngiltere-Rusya arasında yaşanan mücadele adeten ‘Büyük oyun’ adlandırılmaktadır. ‘Anakonda taktiği’ ise bu oyunun temelini teşkil etmektedir. Ama bu konuda farklı görüşler de vardır. Örneğin, Eric Walberg ‘Büyük oyun’u hegemon devletler arasında yaşanan karşıdurma olarak görmekte ve bunu üç yere ayırmaktadır (2):

– XIX yüzyılın birinci yarısından XX yüzyıla kadar olan dönemde İngiltere ve Rusya’nın Asya Heartland’i uğrunda mücadelesi. Bu dönemin kırılşma noktası Rusya’da Ekim Devrimi’nin yaşanmasıdır;

– İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra ABD ve SSCB arasında yaşanan soğuk savaş ve SSCB’nin bu savaşı kaybetmesi ve sosyalist rejimin çökmesi;

– 1989’dan başlayan ve halen devam eden amma hiç bir büyük devletin tekbaşına olarak bunu yürütmesi mümkün olmayan, enerji, doğal kaynaklar üzerinde kontrol sağlamaya çalışan ABD liderliğinde ‘Batı’ olarak telakki ettiğimiz dünya (3). Bu dünyanın karşısında ise ‘öteki dünya’ durmaktadır.

Batı tarafından ‘Anakonda taktiği’ Rusya’ya karşı ‘renkli devrimler’ adıyla eski Yuqoslavya’da (2000), Gürcistan’da (2003), Kırgızistan’da (2005), Ukrayna’da (2004, 2014), uygulanmaktadır. Bu devrimler Rusya’nın jeopolitik mekanını sınırlamakta, Doğu Avrupa ve post-sovyet coğrafyasında kontrolü kaybetmesine yönelmiştir.

Sovyetler Birliği’nın 21 Aralık 1991’de dağılmasından sonra Rusya Federasyonu Doğu Avrupa ve Baltık devletlerini kaybetmeyi bir şekilde kabullendi. Ama ABD ve Avrupa Birliği’nin post-sovyet coğrafyasında da üstünlüğü ele almaya çalışmasından sonra durum değişti. Hele bu üstünlük Ukrayna gibi jeostrateji konuma sahip bir ülke sınırları çerçevesinde olunca Rusya direnmeye başladı.

1990’lı yıllarda ABD’nin Rusya siyasetini liberaller ve realistler arasında yaşanan ideolojik çatışmadan liberallerin üstünlüğü elde etmesi şekillendirdi. Realistler Soğuk Savaş’ın bitmesinden sonra Doğu Avrupa’da ve Baltık devletlerinde kontrolün ele geçirilmesini, NATO’nun genişlemesini takdirle karşılasalar da, post-sovyet coğrafyasına yönelik genişlemeyi uygun bulmuyorlardı. Realistler zaten zayıf ekonomiye ve yaşlı nüfusa sahip olan Rusya’nın NATO’nun Ukrayna ve Gürcüstan’ı üyeliğe kabul etmesinin bu ülkey’ ciddi çekilde tedirgin edeceğini ve eski hegemonyasına sahip olma duygusunu tetikleyeceğini düşünüyorlardı. Realist okulun temsilcilerinden olan George Kennan NATO’nun Doğu’ya doğru genişlendiği dönemde ‘Bence Ruslar yavaş yavaş buna düşmanca tavır sergileyecek, bu onların dış politikasını etkileyecektir.  Bunun trajik bir hata olduğunu düşünüyorum. Bunun için hiçbir esas yoktur, kimse kimseyi tehdit etmiyor’ (4) demiştir.

Bill Clinton yönetiminde temsil olunan liberaller ise bu dönemin fırsat olduğunu, Rusya zayıf durumdayken Doğu Avrupa ve post-sovyet coğrafyasına hakim olmanın tam zamanı olduğunu iddia ederek, Rusya’nın fazla tepki vermeyeceğini iddia ediyorlardı. Liberaller Soğuk Savaş’ın bitmesinin dünya siyasetini temelinden deyiştiğini, realizmin değil, idealizmin bütün dünyayı kapsayacak şekilde başta ABD olmakla diğer devletlerin de dış ve güvenlik politikasında öncelik arz edeceği görüşünü paylaşıyorlardı. Bu dönemde ABD ve müttefikleri Doğu Avrupa devletleri ile ekonomik ve siyasi ilişkilerini geliştirmeyi, bu devletleri Avrupa Birliği sınırları içerinde görmeyi istiyorlardı. Liberaller jeoplitikanın gerçekliğini dikkate almadan liberal düzenin tüm Avrupa’yı şekillendirilebileceğini düşünüyorlardı. Ama Ukrayna örneğinde de görüldüğü gibi jeopolitikayı gözardı etmek mümkün deyildir. Rusya bu faktörden kaynaklanan tehditi özellikle son yıllarda daha açık hissetmekteydi ve önlemlerini almaya mecburdu.

Soğuk Savaş’ın bitmesinden sonra ABD ve Avrupa Birliği ile Sovyet yöneticileri ABD ordusunun Avrupada kalmasına ve NATO’nun dağılmayacağı konusunda anlaştılar. Almanya’nın birleştirilmesiyle bu ülkenin daha barışçıl politika izleyeceğini ve Batı’lı devlet adamlarının onların endişelerini anladıklarını düşünüyorlardı. Ama 1990’lı yılların ortalarında Bill Clinton yönetimi Avrupa Birliği’nin ve NATO’nun Doğu genişleme stratejisini uygulamaya koydu.

ABD ve Avrupa Birliği’nin 1991’den günümüze kadar başta Rusya olmak üzere post-sovyet devletlerine yönelik siyaseti değerlendirilirken genellikle üç ayrı koladan oluştuğunu görmek mümkündür:

– NATO’nun genışlemesi;

– Avrupa Birliği’nin genişlemesi;

– demokrasinin genişlemesi ve güçlenmesi.

1999’da Çek Cumhuriyeti, Macaristan ve Polonıya’nın NATO’ya üye kabul edılmesi ile örgütün Doğu’ya açılmasını ilk aşaması gerçekleşti. 2004’te ise Bulgaristan, Estonya, Letonya, Litonya, Romanya, Slovakya ve Slovenya’nın NATO’ya üye olmasıyla NATO eski Sovyetler Birliği sınırlarına dayandı. 1995’te NATO Sırpları bombaladığında Rusya bu tehditi daha yakından hiss etti. Bir sonrakı hedef post-sovyet cumhuriyetlerinden Ukrayna ve Gürcistan’ın kuruma üyelik sürecini hızlandırmaktı. Rusya’nın, Avrupa Birliği’nin ve NATO’nun doğuya doğru genişlemesi, Ukrayna ve Gürcistan’ın NATO’ya üye olma sürecinden rahatsız olduğunu çeşitli vesilelerle dile getirmesine rağmen ABD ve Avrupa Birliği bu itirazları dikkate almadı.

Dr. Hatem Cabbarlı

  1. Комлева Н.А, Украинский кризис как элемент «тактики анаконды», Пространство и Время, 2(16)/2014, http://www.space-time.ru/assets/files/2-16.2014/2226-7271provr-st2-16.2014.13-komleva.pdf
  2. Walberg, Eric. Postmodern Imperialism: Geopolitics and the Great Games. Atlanta, GA: Clarity Press, Inc. 2011.
  3. Панарин А.С. Православная цивилизация в глобальном мире. М.: Алгоритм, 2002.
  4. Миршаймер Дж., Почему Запад повинен в кризисе на Украине, http://www.globalaffairs.ru/number/Poc­hmu-Za­­pad-povinen-v-krizise-na-Ukraine-16921, 3 сентября 2014.

Benzer Makaleler

İlişkili bölümler

Diplomatik köşe

Azərbaycanın xarici ölkələrdəki diplomatik nümayəndəlikləri twitterdə

↳Yeni layihə

Dış basın

Macron Fransası ve Doğu Akdeniz siyaseti
10 Eylül 2020 Anadolu Ajansı

Macron Fransası ve Doğu Akdeniz siyaseti

Dünya barışı kavramının uluslararası arenadaki mevcut kargaşa içerisinde unutulduğunu ve yerini ne olursa olsun kazanma hırsının aldığını müşahede ediyoruz.

Daha...
Eşk olsun Azerbaycan…
06 Eylül 2020 Gözlem

Eşk olsun Azerbaycan…

Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'in sözleri, yaşamakta olduğumuz bu zor günlerde, yüreğimize su serpti.

Daha...