THE THINKING OF FUTURE
BİZ DÜNYA SİYASETİNİN TÜM SIRLARINI AÇIYORUZ

"Büyük Tuzak": İran "Renkli Devrime" mi Sürükleniyor?

Siz buradasınız: Baş sayfa »» Jeosiyaset »»
 0 Mesaj Yazı Aralığı+- AFont Ölçüsü+- Çap
556565
Yazı Aralığı+- AFont Ölçüsü+- Çap

Bakü, 28 Ekim 2014 – Newtimes.az

Yabancı basın İran'ın bölgedeki jeopolitik rolü ile ilgili çelişkili bilgiler yayıyor. ABD-İran yakınlaşmasının yeni aşamaya yükseldiği belirtilmiştir. Aynı zamanda, iki ülkenin ilişkileri normalleştirmesinin hem İran'ın iç siyasi ortamında, hem de Ortadoğu'nun bir dizi güçlü devletlerinde hoşnutsuzluk yarattığı vurgulanıyor. Bu bağlamda Başkan H. Ruhani ile dini lider A. Hamaney arasında belirli ayrışmaların olmasından söz ediliyor. Genel olarak ülkenin siyasi katmanında parçalanmanın oluştuğu belirtilmiştir. Paralel olarak, Suudi Arabistan ile İran arasında bölgesel liderlik uğruna mücadelenin de yeni aşamaya yükseldiği bildirildi. Bunların arka planda uzmanlar Tahran'ın Hazar kıyısı ülkelerle ilişkilere özel önem verdiğini vurguluyorlar. Komşu ülkelerde "renkli devrim" hazırlandığından bahsediliyor.

İdeoloji ve Siyaset: Tahran'ın Kaygıları

İran'ın Ortadoğu'da ve dünyada oynadığı jeopolitik rolün değişmekte olduğunu kanıtlayan faktörler kendini göstermektedir. Tarihsel olarak bu devlet bölgede temel güçlerden biri olarak kabul edilmiştir. Yirminci yüzyılın ikinci yarısından başlayarak onunla ilgili çelişkili jeopolitik süreçler yaşanıyor. Tahran geçen süre zarfında önemli ölçüde güçlenmiştir. Onun temel sorunları Batı, öncelikle ABD ile ilgilidir.

Mesele İran'ın petrol ve doğal gaz rezervlerini kimin kontrol etmesinden kaynaklanmıştır. Geçen yüzyılın 50'li yıllarından enerji kaynaklarını millileştirerek Tahran Batı'nın belli çevreleri ile çelişkileri derinleştirdi. Birkaç yıl önce ise bunlara nükleer program da eklendi. Başta ABD olmak üzere Batılı devletler Tahran'ı nükleer silah hazırlamakta itham ediyorlar. Onlar ülkenin ekonomisini ciddi etkileyen yaptırımlar uyguluyor.

İran'da dini ideolojinin hakim olması başka bir durum yarattı. Bu, hem ülkenin yönetilmesine, hem de dış politikaya özel içerik sunar. Tahran'ın modern dünyada tutumu aynı etkenle yoğun bağlıdır. İran'ın güçlü bir devlet olduğunu ve bölgede yaşanan olayları ciddi etkilediğini ise artık hiç kimse inkar edemez.

Başkan Hasan Ruhani`nin BM tribününden yaptığı konuşma bu açıdan uzmanların dikkatini çekti. Onun konuşması "ölçülüp-biçilmiş ve eleştirel analizle dolu" konuşma olarak değerlendirildi, burada ifade edilen fikirlerin "güçlü bölgesel oyuncu" olan bir ülkenin Başkanı tarafından ileri sürüldüğü vurgulandı (bkz: örn., Выступление Роухани в ООН: "холодный душ" для западных политиков / Iran.ru, 29 Eylül 2014).

Aslında, bu konuşmaya kadar Tahran-Washington-Brüksel hattında yeterince yüksek gerilim vardı. Bu olaydan sonra da durum böyle kalmıştır. İran yönetimi son zamanlarda Batı`yı vaatlerine tutmamakta ciddi itham ediyor. Fakat sorunun iki yönü İran için daha hassas bir durumun oluştuğunu ortaya koyuyor. İlk olarak iktidarda gözlenen gelişmelere dikkat çekilmektedir.

Uzmanların görüşüne göre, İran uğruna jeopolitik mücadele daha da keskinleşmiştir. Bu iktidar içerisinde belirli fikir ayrılıklarına neden oldu. Dini lider Ayetullah Ali Hamaney Başkan H. Ruhani`nin Batı'yla gizli görüşmeler yapmasından kuşkulanmış (bkz: Владимир Алексеев. Борьба за Иран разгорается / Iran.ru, 15 Ekim 2014). Medyaya sızan bilgilere göre, İran Cumhurbaşkanı ABD ile Avrupa Birliği'nin gizli hazırladıkları herhangi anlaşmayı (şimdilik sözlü şekilde) kabul etti. İşte bundan endişelenen İran'ın dini lideri belli önlemler almak istiyor.

Mesele sadece bununla sınırlı değildir. H. Ruhani Başkan seçildikten sonra devletin hazinesinin sadece halka harcanacağına işaret etti. Uzmanlar bunu Tahran'ın "Hizbullah", "Hamas" ve başka İslami örgütleri himaye etmek istememesi gibi değerlendiriyorlar.

Uzmanlar İran yönetimi için önemli kabul edilen bir hususa da dikkat ediyor. Ülkenin ruhani liderin başkanlık ettiği yönetim katmanında belli fikir ayrılığı kendisini gösteriyor. Öyle ki, "İslam Yolu"nun devam etmesi konusunda onlar farklı görüşteler. H.Ruhani ve "Devrimci güçler"in oluşturduğu grup (buraya Laricani kardeşleri de dahildir) sert zorlama yöntemini öneriyorlar. Eski Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad'ın öncülük ettiği "devrimci-anti-emperyalistler" ise halka numunenin gücüyle etki etmeden yanadırlar (bkz: önceki kaynağa).

İşbirliğinde "Kırmızı Çizgi": Dini Lider Uyarıyor

Günümüzde dini liderin Başkan H. Ruhani`yi ABD ile ilişkilerin kurulmasında "kırmızı çizgiye" yaklaşması konusunda uyardığı kaydediyorlar. Ancak 2013 yılında Ayetullah Hamaney H. Ruhani`yi işte bu açıdan desteklemişti. Uzmanların görüşüne göre, o, ABD ile yıllardır yapılan çekişmeli mücadeleye ara vermek için bu adımı atmıştı.

Öyle anlaşılıyor ki, İran'ın hakimiyet çevrelerinde hem ideolojik, hem de kişisel açılardan çelişkiler keskinleşiyor. Bunun gelişerek, devletçiliğe zarar verebilecek seviyeye ulaşacağını söylemek acelecilik olur. İran'ın devlet tecrübesi gösteriyor ki, bu tür gelişmelerin olasılığı minimumdur. Fakat unutmamak gerekir ki, bu gibi bilgiler ABD-İran yakınlaşması hakkında giden söylentiler zemininde oluşuyor. Dolayısıyla İran'ın siyasi katmanında derin çelişkiler gerçek olmasa bile, bir takım çevreler yalan bilgiler temelinde halkı buna ikna edebilir.

Sorunun karmaşıklığı bundadır. Çünkü insanları yalana inandırmak için Batı Farsça 70 uydu televizyonundan bilgiler yayıyor. "Arap baharı", Mısır, Libya ve Suriye tecrübesi gösteriyor ki, modern teknolojiler vasıtasıyla onlar olmayan olayları gerçeklik olarak sunabiliyorlar. Örneğin, Muammer Kaddafi henüz devrilmeden önce uydu telekanalları meydanlarda yalancı mitinglerin görüntülerini yayarak insanları daha da radikalleştirmişti. Tüm bunlardan uzmanlar böyle bir sonuç çıkarıyorlar: İran'da iktidarın devrilmesi planı çoktan çalışıyor (bkz: önceki kaynağa).

Bu tezin ışığında İran'ın Ortadoğu'daki jeopolitik rolü ilginçtir. Amerika'nın İran'ı kendisinin "anti-terör avantürası"na çekip-çekmeyeceği hakkında analizler yapılıyor. Washington'un Ortadoğu'da IŞİD`e karşı mücadelede Tahran'la işbirliği yapmak istediğinden ve bu yöntemle onun jeopolitik imajını değiştirmeye çalıştığından söz ediliyor (bkz: Сумеют ли США втянуть Иран в "антитеррористическую авантюру"? Отказ Тегерана таскать каштаны из огня для Вашингтона / Panorama.am, 6 Ekim 2014).

Dini lider ABD'nin teklifine ret cevabını "onların elinin kirli olması" ile anlatıyor. Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif ise yaptığı açıklamada bildirdi ki, "teröristler İran'dan gitmemiştir". Yani IŞİD`i Batı ve Ortadoğu'daki bazı müttefiki yarattı. Şimdi onlar (teröristler) kendi sahiplerine karşı yönelmişler (bkz: önceki kaynağa).

Bunların arkasında Tahran'ın Riyad'a karşı suçlamaları duruyor. Suudi Arabistan'ın İran'ın bölgedeki nüfuzuna karşı mücadele ettiği hakkında bilgiler hayli zamandır ki, yayılıyor. Birkaç gün önce Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Suud El Faysal Cidde Alman meslektaşı Frank-Walter Steynmayer`le düzenlediği basın toplantısında şöyle demişti: "İran bölgedeki sorunun bir parçasıdır. Bu durumda İran'ın Suriye'deki güçlerini işgalci adlandırabiliriz. İran sorunun çözümünü istiyorsa, Suriye, Irak ve Yemen'deki güçlerini geri çekmelidir "(bkz: Saudi top diplomat criticizes Iran over conflicts / Associated Press, 13 Ekim 2014).

Gerçekte İran Ortadoğu'da liderlik için mücadele ediyor. Aynı şekilde, onun Suudi Arabistan, Katar, Türkiye, Birleşik Arap Emirlikleri gibi ülkelerle bu bağlamda belirli sorunları vardır. Şimdi mesele Batı'nın İran'ı dize getirmesi planları konusunda güncelleşmiştir. Uzmanların vurgulamak istedikleri nokta şudur. Bu düzlemde resmi Tahran'ın Hazar kıyısı ülkelerin Astrahan Zirvesi'nde daha yumuşak davranması anlaşılıyor. Başkan H. Ruhani`nin orada verdiği ve Rusya için çok önemli olan bir beyanı da yerine düştü.

Söz konusu Ruhani`nin Rusya gazından vazgeçilmesi halinde İran'ın onun yerini tutabileceği ile ilgili Batı'yla gizli anlaşmaya varmasıdır. Fakat Astrahan`da İranlı Lider "Rusya 24" televizyonuna verdiği röportajda bunu inkar etti. O, ülkesinin zengin petrol ve doğalgaz rezervlerine sahip olmasına rağmen, gerekli tüketim teknolojisinin yokluğundan konuştu. Bu, Avrupa için İran'ın Rusya'yı ikame edemeyeceğini gösteriyor (bkz: Рухани поставил крест на идее западных стратегов / İnoСМИ.ru, 13 Ekim 2014).

Böylece, İran meselesinin daha da güncelleştiği söylenebilir. Bu süreç şimdilik çelişkili gidiyor. Fakat diğer Ortadoğu ülkelerinde olduğu gibi, bu ülkenin de siyasi katmanında çelişkilerin ortaya çıkması, bazı komşu devletlerle ilişkilerinin karmaşıklığı eşlik ediyor. Belki de bu, sadece, böyle görünüyor. Bununla birlikte, "Arap baharı"ndan başlayarak benzer senaryoların Ortadoğu devletlerinde gözlendiğini kenara koymak riskli görünüyor. İran da "büyük tuzağa" düşmüyor mu?

Newtimes.az

Benzer Makaleler

Diplomatik köşe

Azərbaycanın xarici ölkələrdəki diplomatik nümayəndəlikləri twitterdə

↳Yeni layihə

Dış basın

Macron Fransası ve Doğu Akdeniz siyaseti
10 Eylül 2020 Anadolu Ajansı

Macron Fransası ve Doğu Akdeniz siyaseti

Dünya barışı kavramının uluslararası arenadaki mevcut kargaşa içerisinde unutulduğunu ve yerini ne olursa olsun kazanma hırsının aldığını müşahede ediyoruz.

Daha...
Eşk olsun Azerbaycan…
06 Eylül 2020 Gözlem

Eşk olsun Azerbaycan…

Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'in sözleri, yaşamakta olduğumuz bu zor günlerde, yüreğimize su serpti.

Daha...