THE THINKING OF FUTURE
BİZ DÜNYA SİYASETİNİN TÜM SIRLARINI AÇIYORUZ

IŞİD İslam Karşıtı Bir Güç Olarak: Sonun Başlanğıcı mı?

Siz buradasınız: Baş sayfa »» Jeosiyaset »»
 0 Mesaj Yazı Aralığı+- AFont Ölçüsü+- Çap
426934
Yazı Aralığı+- AFont Ölçüsü+- Çap

Bakü, 15 Ekim 2014 – Newtimes.az

Bugün dünya medyası Suriye'nin Kobani şehrinin IŞİD terör örgütü tarafından işgal edilb-edilmeğeceğine dair tahminlere geniş yer veriyor. Hatta siyasetçiler ve analistler bile bununla ilgili konuşuyorlar. Ancak Suriyelilerin yaşadığı felaketlerin önlenmesi için gerçek adımlar atılmıyor. Bu pozisyonu doğru olarak kabul etmek mümkün değildir. Çünkü süreçlerin gidişatı tüm dünyanın tehlikeye sürükləndiyini gösteriyor. Özellikle, İslam ülkelerinin devletçiliği için karmaşık durum oluşabilir. Şimdilik ise Ortadoğu halkları birbirini suçluyor, bazı devletlerde kargaşa yaratmaya gayret ediyorlar. Batı ise gözlüyor, "bir şeyler öğreniyor". Bunların arka planda IŞİD Müslüman toplumları için yeni "kaos motoru" gibi görünüyor ve uzun yıllardır devam eden sürecin sadece bir aşamasıdır. Bundan sonra neler geliyor?

Kobani: Bir Halkın Istırapları ve Jeopolitik Oyunlar

Şimdi lokal nitelikli jeopolitik olayın küresel etkiye sahip olduğunu herkes kabul ediyor. Fakat bunun nedenleri üzerinde hiç de herkes düşünmüyor. Aynı şekilde, küresel jeopolitik oyuncuların bölgesel jeopolitik dinamiği nasıl etkileyebileceğine açıklık getirmek kolay değil.

H. Kissinger bu tür sorunları realizm ile idealizmin karşılıklı ilişkisinde sunuyor. Diğerleri, genellikle, "medeniyetler çatışması" tezinin kendini doğrultmadığını vurguluyorlar. Farklı kültürlerin ve dinlerin diyalogunun gerektiğini belirtiyorlar. Elbette, bunlar dünya jeosiyasetinde kendi yeri ve önemi olan faktörlerdendir.

Bununla birlikte, kabul edilmelidir ki, söylenenler gerçek hayatta milyonlarca insanın ihtilaflardan, terörden ve şiddetten acı çekmesinin önüne geçmek için yeterli değildir. Tecrübe bunu gösteriyor. Şu anda Suriye'nin Kobani (Ayn-el Arap) şehri civarında yaşanan olaylar söylenenleri kanıtlıyor.

İlk bakışta IŞİD`in Kobani`yə saldırısına göre, Türkiye'de Kürtlerin gösteriler yapması ve bazı durumlarda talana yol vermeleri garip gelebilir. Onlar komşu Suriye'de savaşın kurbanları olan soydaşlarına yardım talep ediyorlar, fakat kendileri birilerinin ölümüne sebep olurlar.

Öyle anlaşılıyor ki, Türkiye şehirlerinin sokaklarında kaos yaratıcıların amacı gerçekte Kobani`de terör kurbanı olan Kürt halkı değil. Burada bir gizli siyaset var. Onun kaynağı Washington mudır, Berlin mi, Brüksel mi, yahut Moskova mı, bilmiyoruz. Fakat ortada yine de sivil insanların kaderini oyuncak gibi kırıp atan bir gidiş var.

Medya Amerika'nın IŞİD`le mücadele planı hakkında bilgiler yayınladı. Denir ki, onun üç aşaması var ki, bunlar da, birincisi, havadan saldırıların yapəlması; ikincisi, Irak'ta Hükümetin etkinliğinin istikrara kavuşmasından sonra Iraklıların askeri yönden hazırlanması ve üçüncüsü, IŞİD`in Suriye'deki üslerinin askeri operasyonlar yoluyla imha edilmesidir. Bu sürecin 3 yıl (36 ay) çekeceği tahmin ediliyor (bkz: Eric Schmitt, Michael R. Gordon, Helene Cooper. Destroying ISIS May Take Years, US Officials Say / The New York Times, 7 Eylül 2014).

Bu planın arka fonunda son günlerde bir bilginin medyada yayılması ilgi doğurdu. Batı istihbarat birimleri IŞİD tarafında bir Fransız generalinin savaşmasından ve örgütün binlerce profesyonel silahlı üyesinin olmasından rahatsızlar. Bu bilginin doğruluğuna garanti yoktur. Ancak bu, dünyanın büyük devletlerinin Ortadoğu'da oluşmuş bir terör örgütüne karşı 3 yıl savaşmayı planlaması bağlamda düşündürücüdür.

Her halde böyle görünüyor ki, başta ABD olmak üzere Batı IŞİD meselesinden bir "siyasi şov" yaratmak niyetindedir. Şimdilik bu terör örgütünün önünü kesmek için ciddi gerçek adım atılmıyor. Tablo ise aşağıdaki gibidir - IŞİD yeni toprakları işgal ettikçe, bölge halkları arasında nifak derinleşiyor. Çünkü onlar birbirlerini suçluyorlar. Düşünüyorlar ki, IŞİD`in önünün alınmaması yerel devletlerin passivliyinin sonucudur.

Gerçek olarak bu terör örgütünü bölgeye kimlerin sırıdığı açıktır. Demek ki, Ortadoğu ülkelerinde bu konuya göre kaos yaratmaya çalışırlarsa, bu büyük jeopolitik oyunun bir parçasıdır. Aynı düzlemde bir soru oluşuyor - neden, IŞİD meselesini bahane ederek Türkiye'de karışıklık yaratmak istiyorlar?

Müslüman Devletlerin Denemesi: IŞİD`den Sonraki Terör

Bir süre önce Ortadoğu'nun bazı büyük devletleri ve Batı bağırıyorlardı ki, Ankara'nın bölgesel politikaları sekteye uğramış, Türkler Suriye'deki olaylara etki edemiyor. Şimdi ise onlar genel olarak Türkiye'nin komşu ülkedeki savaşa katılmasını ve orada birilerini cezalandırmasını talep ediyorlar.

Ankara ise Suriye'de koalisyon güçleri tarafından tampon bölge oluşturulmasını ve bu ülkede bütün siyasi rejimin değişilmesini talep ediyor. Bu, objektif ve yararlı görüştür. Çünkü IŞİD Suriye için B. Esad yönetimi ile mücadele düzleminde oluşturulmuş kurumdur. Suriye'de istikrar temin edilmedikçee, sağlıklı demokratik yönetim oluşturulmadıkça yeni "ışidler" oluşacak. Bunda çıkarı olan çevrelerin varlığına şüphe var mı?

İlginçtir ki, Rusya IŞİD`le mücadelede ABD'nin önerdiği şekilde koalisyon kurmayı doğru bulmuyor (Чуркин: решение США наносить удары по ИГ осложнит совместную работу / РИА Новости, 10 Eylül 2014). Anlaşılan, Washington'un attığı adımların arkasında jeopolitik konuların durduğu düşünülmektedir. Somut olarak, konu terörle mücadele planları ile sınırlı değildir.

O açıdan Türkiye'nin güvenli bölge oluşturma önerisine kesin bir cevabın verilmemesi hayli düşündürücüdür. Son verilere göre, ABD ve İngiltere bu teklifle ilgili tereddüt ediyor, durumu öğrenmek gerektiğini belirtiyorlar (bkz: Tampon böge önerisine ABD ve İngiltere'den yanıt / HaberTürk, 8 Ekim 2014).

Neyi öğrenecekler? Batı'nın Irak'taki Peşmergeleri korumakla ilgili kesin görüşü var. Neden aynı irade Suriye'deki insanlarla ilgili sergilenmiyor? Ya da, neden Batı'da Kobani`nin IŞİD tarafından işgal edilmesinde meraklıdırlar? Üstelik, J. Kerry ima ediyor ki, "biz Türkiye'nin IŞİD`e karşı ne kadar mücadele edeceğini belirlemesini bekliyoruz" (bkz: önceki kaynağa).

Demek ki, IŞİD karşıtı koalisyonda durum henüz tam açık değildir. Terör örgütü Kürtler için tarihi önemi olan bir şehri istila etmeye çok yakındır, Amerika ise Ankara'dan yanıt bekliyor! Ama manzara bu kadar da basit değilmiş. Çünkü Türkiye'de seri şekilde huzursuzluk çıkaranlar peyda oldu. Kobani olayları fonunda ülkede panik yaratmaya çalışılıyor.

Yani Türkiye toplumunu kaosa sürüklemekle Kobani`de Kürtlerin durumu iyileşecek mi? Bu absurdu kitle göremiyor. Onları sadece Türkiye devletine karşı körü körüne nefret ilgilendiriyor. Ötedeki "oyuncular" ise kendi zamanlarını beklerler.

Gariptir ki, Ortadoğu'nun Suudi Arabistan, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri ve İran gibi Müslüman devletleri susuyorlar. İsrail ise âdeti üzere süreçlere açık tepki vermiyor. Tel Aviv savaşın Müslüman ülkelerin içine geçtiğine emindir.

Bütün bunların yarattığı nihai jeopolitik manzara müslüman devletleri için hiç de iç açıcı değil. Böyle bir izlenim oluşuyor ki, IŞİD gölgeye çekilmiş "El-Kaide"nin bir örneğidir. Bu bağlamda bu örgüt İslam aleminde terör mekanizmasının yeni taşıyıcısıdır. Biraz sonra güya IŞİD`i ortadan kaldırabilirler. Fakat onun yerine daha acımasız bir örgütün ortaya atılması olasılığı da muhtemeldir. Dolayısıyla sonraki aşamada Ortadoğu ülkeleri daha ağır durumla karşılaşabilmektedir.

Bizce, sonuç aynıdır - terörle mücadelede İslam devletleri kendileri bir araya gelmeliler. Onlar IŞİD`i ortadan kaldırmakla birlikte, yeni terör kaynaklarının var oluşuna izin vermemelidirler. Aksi takdirde, terör İslam aleminin başına bela olmaya devam edecektir. Bu bağlılıkta IŞİD son vahim silah değil - o, sonun başlangıcıdır.

O açıdan Kobani olaylarına dikkat ettikte, Kürtlerin bir halk olarak çok zor duruma düştüklerini belirlemek mümkündür. Dışarıdan onlara dost gibi görünenler, gerçekte sonu görünmeyen jeopolitik entrikalar meydanına atıyorlar. Kobani IŞİD`in denetimine geçerse, Kürtler coğrafi bakımdan parçalanmış duruma düşüyor. Aynı zamanda, bu kurum (IŞİD) Türkiye'nin sınırı boyunca serbest faaliyet göstermek imkanı elde etmiş olur. Kobani işte bunlara göre, Batı için önemlidir (bkz: Kobani neden bu kadar önemli? / "Radikal", 8 Ekim 2014).

Ortadoğu'da son yıllarda gözlenen jeopolitik olaylara kronolojik düzlemde bakarsak, görürüz ki, kaos giderek Doğu'ya doğru ilerliyor. Şu anda Suriye, Irak ve Türkiye "üçgeni"nde savaş gidiyor. Sırada İran, Kafkasya ve Orta Asya olabilir. Artık bunun ilk belirtileri kendini gösterir - Özbekistan ve Afganistan'daki radikal dini gruplar IŞİD`e destek olduklarını belirttiler. Onlar Ortadoğu'da misyonlarının tamamlanmasından sonra nerede ve nasıl ortaya olacaklar? Bugün bu hususu dikkate almadan IŞİD`le mücadele başarılı sayılamaz!

Newtimes.az

Benzer Makaleler

Diplomatik köşe

Azərbaycanın xarici ölkələrdəki diplomatik nümayəndəlikləri twitterdə

↳Yeni layihə

Dış basın

Macron Fransası ve Doğu Akdeniz siyaseti
10 Eylül 2020 Anadolu Ajansı

Macron Fransası ve Doğu Akdeniz siyaseti

Dünya barışı kavramının uluslararası arenadaki mevcut kargaşa içerisinde unutulduğunu ve yerini ne olursa olsun kazanma hırsının aldığını müşahede ediyoruz.

Daha...
Eşk olsun Azerbaycan…
06 Eylül 2020 Gözlem

Eşk olsun Azerbaycan…

Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'in sözleri, yaşamakta olduğumuz bu zor günlerde, yüreğimize su serpti.

Daha...