THE THINKING OF FUTURE
BİZ DÜNYA SİYASETİNİN TÜM SIRLARINI AÇIYORUZ

Türkiye-İran İlişkileri: Türkiye Ne Yapmalı?

Siz buradasınız: Baş sayfa »» Jeosiyaset »»
 0 Mesaj Yazı Aralığı+- AFont Ölçüsü+- Çap
13306
Yazı Aralığı+- AFont Ölçüsü+- Çap

Bakü, 8 Haziran 2014 – Newtimes.az

İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani’nin 9 Haziran’da Türkiye’ye gerçekleştireceği ziyaret, hem iki ülke arasındaki ilişkiler, hem de iki ülkenin kendi bölgesel ve küresel ilişkileri açısından kayda değer bir ziyaret olacaktır. Bu ziyaret öncesinde, Türkiye’nin İran ile ilişkilerinde izlemesi gereken siyasetin genel çerçevesini belirlemesi gereken temel parametreleri ortaya koymak adına, ikili ilişkilerde ‘Türkiye ne yapmalı?’ sorusuna kısa da olsa bir cevap vermek ihtiyacı bulunmaktadır.

Türkiye’nin İran ile ilişkileri, rekabet ve işbirliğinin diyalektiği ile şekillenen bir tabiata sahiptir. Rekabet daha ziyade siyasi ve güvenlik ilişkilerinde müşahede edilirken, işbirliği daha ziyade ekonomi ve enerji ilişkilerinde müşahede edilmektedir. Ancak, bu genel eğilim, siyasi ve güvenlik ilişkilerinde işbirliğine daimi bir engel teşkil etmediği gibi, bu genel eğilime rağmen ekonomi ve enerji ilişkilerindeki işbirliği dengeli bir yapıdan ziyade asimetrik bir yapı görünümü arz etmektedir. Buradaki önemli nokta, rekabetin ve işbirliğinin eşzamanlı gerçekleşiyor olmasıdır. ‘Bölgesel istikrar ve barış havzası’ inşa etme maksadına matuf olarak, Türkiye açısından İran ile ilişkilerinde temel meydan okuma, rekabet ve işbirliğinin diyalektiğini, işbirliğinin rekabete baskın olduğu bir forma dönüştürmektir. Bunun için de, Türkiye-İran ilişkilerinde, karşılıklı bağımlılıktan, karşılıklı karmaşık bağımlılığa geçme imkanlarının aranması gerekmektedir. Türkiye açısından önemli husus, İran ile ilişkilerindeki rekabet ve işbirliği diyalektiğinde, Türkiye’ye yönelik mevcut ve muhtemel zararlara karşı tedbir alarak ve almaktan çekinmeyerek, müşterek menfaatleri öncelemek olmalıdır. İki ülke arasındaki ilişkide, kimin daha fazla kaybedeceği hesabının yapıldığı göreceli zarar mantığından ziyade, kimin daha fazla kazanacağı hesabının yapıldığı göreceli kar mantığının hakim olmasını temin etmek, iki ülkenin de menfaatine olacaktır.

Türkiye, İran ile ilişkilerinde de ‘çok boyutlu bir politika’ takip ettiğinin ve etmesi gerektiğinin farkında olarak strateji geliştirmeli ve siyaset takip etmelidir. İran ile arasındaki rekabet ve işbirliği, Avrasya’nın dört alt-havzası olan Orta Doğu, Kafkasya, Orta Asya ve Güney Asya’da eşzamanlı devam etmektedir. İran ile arasında mevcut olan bu havzalardaki rekabet ve işbirlikleri arasında eşgüdüm teşkil etmek hiç şüphesiz Türkiye’nin menfaatine olacaktır. Ek olarak, Türkiye’nin İran ile ilişkilerindeki rekabet ve işbirliği, siyasi, iktisadi ve sosyal alanlarda da eşzamanlı devam etmektedir. İran ile arasında mevcut olan bu alanlardaki rekabet ve işbirlikleri arasında eşgüdüm teşkil etmek de aynı şekilde Türkiye’nin menfaatine olacaktır. Türkiye-İran ilişkilerinde, dört havza (Orta Doğu, Kafkasya, Orta Asya ve Güney Asya), üç alan (siyasi, iktisadi, sosyal) ve iki dinamik (rekabet ve işbirliği) mevcuttur. Türkiye’nin İran ilişkilerinin teorik ve pratik çerçevesini bu dokuz parametre belirlemektedir ve belirlemelidir.

Bu dört havzada ve mümkün olduğu kadar eşgüdüm içerisinde icra edilecek şekilde, Türkiye’nin İran ile arasındaki ilişkilerde, dış politik adımlar, mevcut ve muhtemel rekabet ile işbirliği alanlarının eşzamanlı olarak mevcut olduğu hatırda tutularak atılmalıdır. En genel çerçevede, Türkiye’nin rekabette güçlü, işbirliğinde açık bir ülke olması hedeflenmelidir. Bu minvalde, ilk olarak, Türkiye’nin İran ile siyasi ilişkilerinin rekabet alanında, Türkiye’nin mevcut sorun alanlarında temkinli ve muhtemel sorun alanlarında tedbirli olması gerekmektedir. Somut olarak, Türkiye’nin hava savunma sistemleri takviye edilmeli ve ulusal ve uluslararası terör ağlarının Türkiye aleyhine yönlendirilme çabalarına karşı dikkatli olunmalıdır. İşbirliği alanında ise, Türkiye, İran ile de yüksek düzeyli stratejik istişare mekanizmaları tesis etmeye matuf adımlar atmalı, Irak’a komşu ülkeler toplantılarında olduğu üzere iki ülkeyi ilgilendiren sorunlarda İran ile istişare etmekten ve işbirliğine gitmekten kaçınmamalıdır.

İkinci olarak, Türkiye’nin İran ile iktisadi ilişkilerinin rekabet alanında, Türkiye’nin aynı şekilde mevcut sorun alanlarında temkinli ve muhtemel sorun alanlarında tedbirli olması gerekmektedir. Somut olarak, başta iki ülkenin iç pazarlarında olmak üzere, iki ülkenin rekabet halinde olduğu müşterek bölgesel pazarlarda Türkiye’nin rekabet yeteneğini artıracak tedbirler alınmalıdır. Örneğin, Türkiye çimento sektörü, İran iç pazarındaki ucuz enerji ile dolaylı devlet desteklemesine sahip İran çimento sektörü karşısında rekabet yeteneğini kaybetmekte ve örneğin bu nedenle Irak piyasasındaki payı İran’a göre azalmaktadır. İşbirliği alanında ise, özellikle enerji alanındaki karşılıklı fayda esasına dayalı ilişkiler genişletilmeli ve İran iç pazarında Türkiye’nin pazar payını artıracak sürdürülebilir doğrudan dış yatırımlar teşvik edilmelidir. Özellikle önemli bir husus, İran iç enerji pazarında, Türkiye’nin enerji üretim, işleme ve nakil sektörlerinde kalıcı yatırımlara yönelmesidir.

Üçüncü olarak, Türkiye’nin İran ile sosyal ilişkilerinin rekabet alanında, Türkiye’nin aynı şekilde mevcut sorun alanlarında temkinli ve muhtemel sorun alanlarında tedbirli olması gerekmektedir. Somut olarak, özellikle Türkiye’deki iç siyasi ve sosyal gerginliklerin İngilizce yayın yapan resmi İran kanallarında suistimal edilebildiği hakikatini göz önünde tutarak, İran kamuoyuna ve genel olarak dünya kamuoyuna hitap edecek öncelikle ve çok acil olarak İngilizce ve uzun vadede Farsça yayın yapan bir televizyon kanalı faaliyete geçirilmelidir. Ayrıca, resmi ve yarı-resmi İran haber ajanslarının Türkçe servisleri olduğu gibi, Anadolu Ajansı’nın Farsça servisi olmalıdır. Ek olarak, Türkiye’de Türkiye’nin İslam Dünyası’ndaki tarihi mevcudiyeti, mevkisi ve iddiasına muvafık olarak ve bunları takviye edecek şekilde, Ehl-i Sünnet akidesinin eğitim ve öğretiminin yapılacağı Mısır’daki El-Ezher Üniversitesi’ne benzer şekilde müstakil bir yüksek öğrenim kurumu acilen tesis edilmelidir. Böyle bir kurum, Türkiye’nin Sünni ve Şii Müslüman coğrafyalardaki kalıcı yumuşak güç unsurlarından olacaktır. İşbirliği alanında ise, Türkiye’nin bir devlet ve bir millet olarak dünyaya dair stratejik siyaset tasavvurunda, tam anlamıyla bir ‘merkez ülke’ olmasını temin edecek şekilde, bugünkü İran devletinin kapladığı coğrafyanın Türkiye’nin tarihi varoluşunda kurucu bir coğrafya olduğu gerçeği öne çıkarılmalıdır. Türkiye’nin bir millet olarak, tarihi, siyasi, dini ve irfani kimliklerinin oluşmasında İran coğrafyası müessis bir coğrafyadır. Örneğin, Tuğrul Bey’in kabri Rey şehrinde, İmam Gazali’nin türbesi Meşhed şehrindedir ve Hacı Bektaş Veli, Nişabur şehrinde dünyaya teşrif etmiştir. Bir başka örnek olarak, tarihteki ilk Müslüman-Türk medeniyetinin hamili ve hamisi olan Büyük Selçuklu Devleti’nin başkentleri sırasıyla Nişabur, Rey ve İsfahan’dır. Bu şehirlerin üçü de bugün İran sınırları içerisindedir. İran coğrafyası, Türkiye’nin kendi tarihi tasavvur ve coğrafi muhayyilesi çerçevesinde berikileştirilmelidir. İki ülke toplumları arasındaki ‘etkileşim yoğunluğu’ artıracak her türlü adım atılmalı ve toplumlararası etkileşim ve iletişim teşvik edilmelidir.

Sonuç olarak, özetle, Türkiye-İran ilişkilerinde, dört havza (Orta Doğu, Kafkasya, Orta Asya ve Güney Asya), üç alan (siyasi, iktisadi, ictimai) ve iki dinamik (rekabet ve işbirliği) mevcuttur. Türkiye’nin İran ilişkilerinin teorik ve pratik çerçevesini bu dokuz parametre belirlemektedir ve belirlemelidir. Türkiye, İran ile ilişkilerindeki rekabet ve işbirliği diyalektiğinde, rekabette güçlü, işbirliğinde açık bir ülke olarak, kendisine yönelik mevcut ve muhtemel zararlara karşı tedbir alarak ve almaktan çekinmeyerek, müşterek menfaatleri önceleyecek şekilde ilişkileri her alanda geliştirme çabasında olmalıdır.

Kaynak: www.usak.org.tr

Benzer Makaleler

İlişkili bölümler

Diplomatik köşe

Azərbaycanın xarici ölkələrdəki diplomatik nümayəndəlikləri twitterdə

↳Yeni layihə

Dış basın

Macron Fransası ve Doğu Akdeniz siyaseti
10 Eylül 2020 Anadolu Ajansı

Macron Fransası ve Doğu Akdeniz siyaseti

Dünya barışı kavramının uluslararası arenadaki mevcut kargaşa içerisinde unutulduğunu ve yerini ne olursa olsun kazanma hırsının aldığını müşahede ediyoruz.

Daha...
Eşk olsun Azerbaycan…
06 Eylül 2020 Gözlem

Eşk olsun Azerbaycan…

Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'in sözleri, yaşamakta olduğumuz bu zor günlerde, yüreğimize su serpti.

Daha...