THE THINKING OF FUTURE
BİZ DÜNYA SİYASETİNİN TÜM SIRLARINI AÇIYORUZ

Çoklu İki Kutupluluğa Doğru Çin Paradoksu

Siz buradasınız: Baş sayfa »» Jeosiyaset »»
 0 Mesaj Yazı Aralığı+- AFont Ölçüsü+- Çap
81872
Yazı Aralığı+- AFont Ölçüsü+- Çap

Bakü, 27 Mayıs 2014 – Newtimes.az

Doğu ve Batı arasında yaşanan güç mücadelesinde saflar her geçen gün daha da netleşiyor. ABD’nin başını çektiği Batı dünyasının ''ötekilere'' yönelik hamleleri, karşımıza daha da yekpare bir görüntü sunan ''zoraki bir ittifak''ın doğuşuna zemin hazırlıyor.

Bu ittifakın temel iki aktörü olarak da Çin ve Rusya ön plana çıkıyor. Hindistan’ın bu oluşumda adı zaman zaman geçiyor olsa da, Batı ile devam eden örtülü bağımlılık ilişkisi daha güçlü bir duruşun önünde bariyer olmaya devam ediyor.

Çok kutupluluğu savunan bu yapının ''Asyacılık'' çatısı altında bir araya gelmesi ve ''Asya, Asyalılarındır'' sloganı çerçevesinde 21. yüzyılı bir Asya yüzyılı ilan etmeleri, oldukça önemli bir gelişme. Özellikle de, Rusya ve Çin’i çevrelemeye yönelik son hamlelerin atıldığı bir dönemde kararlı ve istikrarlı karşı bir cevap olarak!

Asya’da ''Yeni Güvenlik Anlayışı''

Bu bağlamda, 21 Mayıs’ta 47 ülke ve uluslararası örgütten liderler ve temsilcilerin katılımıyla Şanghay Sergi Merkezi’nde gerçekleştirilen ''Asya’da İşbirliği ve Güven Arttırıcı Önlemler Konferansı (CICA)'' 4. Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi’nde alınan kararlar ve ''Şanghay Beyannamesi'' oldukça önemli bir yere sahip.

Çin Cumhurbaşkanı Şi Jinping tarafından ''Şanghay Fikirbirliği'' olarak da ifade edilen beyannamenin en dikkat çekici yönü, Asya’daki güvenlik sorunların yapılan vurgu ve bu bağlamda yeni bir güvenlik anlayışının inşasının zorunluluğu.

Asya ülkelerinin egemenliğine saygı gösterilmesi, ortak kalkınma doğrultusunda çaba gösterilmesi ve güvenli bir ortamın oluşturulması için ortak çabanın harcanması gerekliliğinin ön plana çıkarıldığı beyannamede bir zorunluluğa daha dikkat çekiliyor: Eski güvenlik anlayışını terk etmek!

Sürdürülebilir Asya!

Bu hususu, ''güvenlik alanında karmaşık zorluklar'' kapsamında ele alan Şi Jinping, yeni güvenlik anlayışını dışa açık, eşit, şeffaf bir güvenlik oluşumu olarak ortaya koyarken; ''ortak, kapsamlı, işbirliğine dayalı ve sürdürülebilir'' bir ''Yeni Asya''ya da dikkatleri çekiyor.

Jinping’in burada ''sürdürülebilir Asya'' ifadesi oldukça önemli. Daha çok karşımıza bir iktisat terimi olarak çıkan sürdürülebilirliğin uluslararası ilişkilerde daha sık kullanılmaya başlanması ve bu kapsamda 24 üye ve 9 gözlemci ülkeyle Asya coğrafyasının yüzde 90’ını kapsayan bir örgütün yeni vizyonunu ortaya koyarken ifade edilmiş olması dikkat çekici.

Bu da bizi, CICA’nın orta-uzun vadeli stratejik hedeflerindeki en temel korkusuna, endişesine götürüyor; birlik sürecinde dağılma.

Açıkçası bunun için tarihi ve coğrafi şartlar fazlasıyla mevcut. Özellikle de ''Çin’in Batıya Doğru Politikası'' kapsamında işbirliğine dayalı yeni imparatorluk arayışları ve tarihsel kodlarına dönen Rusya’nın Asya üzerinden bir kez daha dünya gücü olma hedefi göz önünde bulundurulduğunda...

Nitekim Çinli lider bu endişeleri telafi etme noktasında ''samimi ve derinlemesine müzakerelerle karşılıklı stratejik güvenin artırılması, endişelerin azaltılması, ortak noktaların bulunup ayrılıkların çözülmesi ve ilişkilerin barış içinde sürdürülmesi'' ifadelerine konuşmasında yer veriyor. Bu yeni işbirliğini, ''müzakere yoluyla ülkelerin ve bölgelerin güvenliğinin artırılması'' olarak tanımlayan Jinping, ''gücün bilek kuvveti değil, beraberlik ile olacağını'' da söylüyor.

Hedef, Asya NATO’su mu?

CICA Dönem Başkanlığını Türkiye’den devralan Çin’in önümüzdeki süreçte bu örgütü daha aktif kılmaya yönelik bir takım düşünceler içerisinde olduğu ve daha somut projeleri gündeme getireceği anlaşılıyor. Bu kapsamda, Jinping’in "Asya’nın güvenliğinin korunmasından Asya sorumludur'' ifadesi oldukça dikkat çekici.

Asya’daki sorunları Asyalıların çözmesi gerektiğinin altını çizen Jinping’in CICA’ya üye ülkelerin, barış, istikrar ve işbirliği içinde yeni bir Asya inşa etmeyi, CICA’nın üçüncü on yılının ortak hedefi olarak görmeleri gerektiğini sözlerine eklemesi bunun somut bir göstergesi olarak karşımıza çıkıyor.

Bir diğer önemli gösterge ise, 21 Mayıs’ta gerçekleşen bu zirvenin CICA tarihinde en fazla liderin katıldığı toplantı olması.

''Çin Paradoksu''

Zirve’ye bu denli büyük katılım ve yoğun ilgi, Asya’nın içinde bulunduğu tehdit algısının ve bu kapsamda işbirliği arayışının bir sonucu olarak karşımıza çıkıyor. Bu da haliyle bölgede Rusya ve Çin’i lider pozisyona doğru sürüklüyor; özellikle de Çin’i...

Çin’in yükselişini ve lider pozisyonunu daha da pekiştiren bu gelişmelerde Batı’nın oynadığı rolü elbette göz ardı edemeyiz. Daha önceleri ''Renkli Devrimler'' sürecine şahitlik eden bölgenin son dönemde ''Yalancı Baharlar'' üzerinden askeri ve sivil darbelere sahne olması, hiç kuşkusuz Çin’in ekmeğine yağ sürmekten öte bir anlam taşımıyor.

Batı kaybediyor, kaybederken de bölgeyi yeni bir güce doğru itiyor!

Kaynak: Milli Gazete

Benzer Makaleler

Diplomatik köşe

Azərbaycanın xarici ölkələrdəki diplomatik nümayəndəlikləri twitterdə

↳Yeni layihə

Dış basın

Bu adam Erdoğan'a düşman
10 Ekim 2018 Habertürk

Bu adam Erdoğan'a düşman

Daniel Pipes aynı zamanda Erdoğan'a da, Türkiye'ye de düşmandır.

Daha...
Trade war set to be the United States' next foreign policy quagmire
24 Eylül 2018 The Hill

Trade war set to be the United States' next foreign policy quagmire

History is littered with real wars, like those in Afghanistan, Iraq and Vietnam, that were supposed to be won quickly and cheaply but turned out to be the most expensive and inconclusive of quagmires.

Daha...