THE THINKING OF FUTURE
BİZ DÜNYA SİYASETİNİN TÜM SIRLARINI AÇIYORUZ

ABD Başkanı Donald Trump'ın Çin Halk Cumhuriyeti'ne yönelik siyasi ve ekonomik politikalarının etkileri

ABD Başkanı Donald Trump'ın Çin Halk Cumhuriyeti'ne yönelik siyasi ve ekonomik politikalarının etkileri
07 Eylül 2020

Geçmişte olduğu gibi, günümüzde de, devletler, halen uluslararası sistem içerisinde lider ve kural koyucu bir statüde olma yolunda diğer devletlerle yapılan ilişkilerde diplomatik olarak güç odaklı ve daha baskılayıcı bir yol izlemektedirler. Bu çerçevede, günümüzde uluslararası arenada ABD ve Çin Halk Cumhuriyeti sık sık karşı karşıya gelmektedirler. Soğuk Savaş sonrasında tek süper güç olma yolunda ilerleyen Amerika Birleşik Devletleri için, onun gücüne alternatif olma yolunda ilerleyen belki de tek devlet olarak Çin görülmektedir. Bu alternatif güç, sadece askeri ve savunma olarak değerlendirilmemelidir; aynı zamanda ekonomi, işgücü kapasitesi, yumuşak güç unsurları ve yatırım çekebilme kapasitesi gibi unsurların son yıllarda Uzak Asya'nın yükselen gücüne kayması da ABD için Çin'in tehlikeli bir rakip statüsüne yükselmesine neden olmuştur.

Türkiye-Rusya ilişkileri: küresel jeopolitikada güç dengesi ve Soçi mutabakatı

Türkiye-Rusya ilişkileri: küresel jeopolitikada güç dengesi ve Soçi mutabakatı
25 Ekim 2019

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Soçi ziyareti jeopolitik açıdan ciddi önem arz ediyor. Analistler, Putin-Erdoğan görüşmesini birtakım hususlar açısından dünya politikasında güç dengesini değiştirebilecek olay gibi nitelemeye çalışıyorlar. Bu öngörü ilginç bir şekilde doğrulanmış oldu. Soçi'de Putin ve Erdoğan, küresel jeopolitika ve Orta Doğu'nun geleceğiyle ilgili önemli fikir alışverişi yaptılar. Varılan mutabakatın Suriye'de durumun normalleşmesi açısından önemli rol oynayacağı ön görülüyor. Uluslararası kamuoyunun olaya tepkisi bu tezin önemini onaylıyor. ABD ve Avrupa, Soçi mutabakatıyla ilgili olumlu yönden değerlendirmede bulundu. Mutabakatın yükümlülüklerinin yerine getirilmesi durumunda sorunun tamamen ortadan kaldırılabileceği düşünülüyor. Bu bağlamda Türkiye'nin uluslararası alanda konumunun güçlenmesi büyük önem arz ediyor.

Azerbaycan Cumhuriyeti Dış Politikasında Bağlantısızlık Hareketi

Azerbaycan Cumhuriyeti Dış Politikasında Bağlantısızlık Hareketi
24 Ekim 2019

120 üye devlet, 17 gözlemci devlet ve 10 uluslararası örgütü gözlemci statüsünde bünyesinde bulunduran Bağlantısızlık Hareketi'ne Azerbaycan 26 Mayıs 2011'de tam üye olmuştur. Hareket'i Azerbaycan için çekici kılan hiç şüphesiz onun Prensipleri'dir. Azerbaycan için uluslararası hukukun egemenlik, bağımsızlık, toprak bütünlüğü ve iç işlere karışmama prensiplerivaroluşsal kırmızı çizgiler addedilmektedir. Ermenistan tarafından işgal edilen ve yağmalanan Azerbaycan'ın Dağlık Karabağ ve çevre bölgeleri ile ilgili soruna adalet ve uluslararası hukuk normları çerçevesinde çözüm bulmaya çalışan Azerbaycan Diplomasisi için Bağlantısızlık Hareketi gibi büyük ve etkili platform son derece büyük önem arzetmektedir.

Türkiye'nin adalet savaşı: Barış Pınarı Harekatı'nı kıskananlar

Türkiye'nin adalet savaşı: Barış Pınarı Harekatı'nı kıskananlar
15 Ekim 2019

Ankara'nın kuzey Suriye'de askeri harekat başlatmasına dünyanın büyük devletleri farklı tepki verdi. Söz konusu devletler arasında yol göstereni, tehdit edeni, belirli şartlar ileri süreni de oldu. Özellikle Amerika'da çeşitli söylemlere rastlanıyor. Donald Trump, onurlu duruş sergileyemediği için sert şekilde eleştiriliyor. Birleşik Devletler'de ABD'nin, Türkiye'yi cezalandırma hakkına sahip olduğu düşünülüyor. Diğerleriyse Vladimir Putin'in adım atmasını bekliyorlar. Diğer bir kısım ise Fransa ve Britanya'ya umut ediyor. Hepsinin derdi aynı; Türkiye'nin teröre karşı yürüttüğü Barış Pınarı Hareketi'na engel olmak. Fakat garip bir şekilde bazı kesimler nedense Türkiye'nin de büyük bir güç olduğunu ve en önemlisi kendini savunma hakkına sahip olduğunu "unutuyorlar." İşin aslı, bunu unutmuş olmayışları değil de, öyle yapıyorlarmış gibi davranmalarıdır.

Cumhurbaşkanı'nın cevabı: İlham Aliyev'in Valday'da ifade ettiği tarihi tezler

Cumhurbaşkanı'nın cevabı: İlham Aliyev'in Valday'da ifade ettiği tarihi tezler
07 Ekim 2019

Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Rusya'nın Soçi kentinde düzenlenen 16. Valday Uluslararası Tartışma Kulübü toplantısına katıldı ve uzun bir konuşma yaptı. İlham Aliyev, 15 dakikalık konuşmasında küresel ve bölgesel jeopolitikanın güncel gelişmeleri bazında Rusya-Azerbaycan ilişkilerinin stratejik niteliğine, Ermenistan yönetiminin son dönemde ifade ettiği sorumsuz açıklamalara, Azerbaycan'ın kararlı tutumuna ve kazanılan başarılara yer verdi. Rusya ile iş birliğinin çeşitli yönleri üzerine değerlendirme yapan Azerbaycan Cumhurbaşkanı, bu sürecin hızlı gelişiminden yana olduğunu kaydetti. Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'in, Başbakan Nikol Paşinyan'ın Yukarı Karabağ sorunuyla ilgili söylediği popülist ifadelere gereken cevabı vermesi özellikle büyük ilgiye neden oldu. Katılımcılar, Azerbaycan Cumhurbaşkanı'nın anlamlı konuşmasını özenle dinlediler.

Avrasya Ekonomik Birliği'nin ''misafirperver'' Ermenistan'daki toplantısı: vaatler bağlamında zıtlıklar

Avrasya Ekonomik Birliği'nin ''misafirperver'' Ermenistan'daki toplantısı: vaatler bağlamında zıtlıklar
03 Ekim 2019

Rusya'nın himayesiyle kurulan Avrasya Ekonomik Birliği'nin (AEB) vasal Ermenistan'da toplantı düzenlemesi sıradan bir olay değildir. Şimdi Ermenistan AEB dönem başkanlığını yürütüyor. Kuşkusuz Ermenistan gibi asılsız ve saldırgan bir ülkenin böyle bir kuruluşa üye olması AEB için erdemli bir duruş değildir. Tam tersi Ermenistan, hep küslükleri, anlaşmazlıkları, absürt talep ve iddialarıyla AEB dahilinde durumu daha da zorlaştırıyor. Ayrıca Ermenistan'ın, Azerbaycan'a karşı düşmanca tutumunu bu örgütün üyesi olan diğer devletler paylaşmıyor. Buna rağmen analistler, Erivan'da AEB için herhangi bir olumlu sürecin başlayabileceğine de vurgu yapıyorlardı. Toplantının gidişatı gerçek anlamda olumlu bir ilerlemenin elde edilmediğini, bunun yerine yeni vaadlerin verildiğini gözler önüne serdi. Söz konusu vaadler sırasında AEB'in uluslararası alanda saygınlığını arttırabilecek iş birliği girişiminin önemi kaydedildi. Bu bağlamda örgütün İran, Çin, Sungapur, Mısır, İsrail ve diğer ülkelerle ilişkilerinin kurulması imkanları gözden geçirildi.

Doğu Ortaklığı'nın 10 yıllık yolu: Güney Kafkasya ülkelerinin farklı yaklaşımları

Doğu Ortaklığı'nın 10 yıllık yolu: Güney Kafkasya ülkelerinin farklı yaklaşımları
06 Eylül 2019

Avrupa Birliği'nin (AB) Doğu komşularıyla ilişkilerinin derinleşmesine yönelik Doğu Ortaklığı girişiminin 10. yıl dönümü birtakım etkinliklerle kutlandı. Brüksel'de bu konuda AB Zirvesi yapıldı. Batum'daysa üst düzey uluslararası toplantı düzenlendi. Analistler, bu iki toplantının sonuçlarını detaylı analiz ediyor, birtakım ön görülerde bulunuyorlar. Bu bağlamda Güney Kafkasya ülkelerinin Doğu Ortaklığı programına katılımı ve sonuçların analizi ilgi doğurmaktadır. Bazı analistler, program çerçevesinde en çok başarı elde eden ülkenin Gürcistan olduğunu ifade ediyorlar. Aslında, Brüksel de aynı düşünüyor. Ermenistan'la ilgili net bir yaklaşımda bulunmak zor. Ermenistan yönetiminin izlediği ön yargılı politika sonucunda ülkenin Doğu Ortaklığı programında yeri ve rolü netlik kazanadı. Oysa Azerbaycan'la ilgili farklı bir durumun ortaya çıktığı görülüyor. Bakü'nün izlediği bağımsız politika Azerbaycan'ın, Doğu Ortaklığı programı'nda kendine münhasır ve kararlı tutumunu onaylıyor.

John Bolton'un Z gezisi: Ukrayna-Moldova-Belarus-Polonya seçiminin jeopolitik nedenleri

John Bolton'un Z gezisi: Ukrayna-Moldova-Belarus-Polonya seçiminin jeopolitik nedenleri
02 Eylül 2019

ABD Başkanı Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton'un Ukrayna, Moldova, Belarus ve Polonya gezisinin şeması görünüm ve şekil olarak Z harfina benziyor. Bu nedenle bazı analistler şu hususu Zorro filmleriyle de ilişkilendiriyorlar. Yani Amerikalı yetkili, söz konusu ziyareti sırasında mecaz anlamda bir Zorro damgası vurdu. Fakat bu söylenenler dışarıdan bakıldığında böyle görünebilir. Müzakerelerin asıl içeriğinin analizi Bolton'un umduğu şekilde görüşmeler gerçekleştiremediğini ortaya koymaktadır. Bolton, özellikle Minsk'te hayal kırıklığı yaşadı. Belarus Cumhurbaşkanı Aleksandr Lukaşenko'yla neredeyse hiçbir konuda mutabakat sağlanamadı. Kiev ve Kişinev'de ise bir hayli derecede ortak tutum oluşturuldu. Bunun yanı sıra John Bolton, Varşova'da Ukrayna, Belarus ve Polonyalı temsilcilerle tekrar bir araya gelip bölgesel güvenlik konularını görüştü. Polonya'daki görüşmelerin Ukrayna-Moldova-Belarus müzakerelerinin bir bakıma devamı nitelikte olduğu anlaşılıyor.

Yaptırımlar yahut diyalog: Batı-Türkiye ilişkilerinde başlıca soru

Yaptırımlar yahut diyalog: Batı-Türkiye ilişkilerinde başlıca soru
25 Temmuz 2019

Rusya üretimi olan S-400 hava savunma sisteminin Türkiye tarafından alınmasıyla küresel jeopolitikada bir çalkantı meydana geldi. Amerikan Kongresi, Ankara'ya yönelik politik ve ekonomik yaptırımların uygulanması yönünde çağrıda bulunuyor. ABD Savunma Bakanlığı da Türkiye'nin F-35 programından çıkarılması yönünde ifadelere yer veriyor. Türkiye'nin güvenliğinin Batı'yı asla ilgilendirmediği açıkca görülüyor. Yahut Batı, Türkiye'nin güvenliğini kendi çıkarlarını göz önünde bulundurarak düşünüyor. Oysa bu tümüyle durumu belirsizliğe sürüklüyor. Doğal olarak Türkiye, kendi tutumundan taviz veremez. Batı ise tutumunda değişiklik yapmak ve eşit hukuklu ortak olarak Türkiye ile diyaloga gitmek zorundadır. Fakat bu gelişme hissedilmemektedir. Bu yüzden ABD-Türkiye ilişkilerinde daha bir süre boyunca da riskli gelişmelerin yaşanacağını bekleyebiliriz. Bu gelişmeler bağlamında dünyada nasıl bir süreçlerin yaşanacağı üzerine düşünmek gerekir. Türkiye-Rusya ilişkileri de bu bağlamda ilgi doğurmaktadır.

Donald Tusk'un Güney Kafkasya ziyareti: Doğu Ortaklığı'nda yeni aşama doğrultusunda

Donald Tusk'un Güney Kafkasya ziyareti: Doğu Ortaklığı'nda yeni aşama doğrultusunda
16 Temmuz 2019

Avrupa Konseyi Başkanı Donald Tusk'un Azerbaycan ziyaretinin ardından Ermenistan'da ve Gürcistan'da bulunması bölge için güncel olan birtakım jeopolitik konuyu tekrar gündeme taşıdı. Analistler, post-Sovyet coğrafyası için önemli olan bazı hususların daha aktif hale geldiğini belirtiyorlar. Bu noktada Tusk'un Ermenistan'da verdiği demeç ilgi doğuruyor. Tusk, yaptığı açıklamada Ermenistan-Azerbaycan Yukarı Karabağ sorununun uluslararası hukuk normları temel alınmakla Helsinki Nihai Kararı'nın hükümleri gereği çözülmesi gerektiğini açık şekilde ifade etti. Oysa bu Ermenistan'ın işgalci ülke olduğunu onaylamak anlamına geliyor. AB, Azerbaycan'ın egemenliğini, toprak bütünlüğünü ve sınırlarının dokunulmazlığını savunuyor. Bu tutum Doğu Ortaklığı Programı'nın 10. yıl dönümü dolayısıyla düzenlenen uluslararası toplantıda da ifade edildi.

Diplomatik köşe

Azərbaycanın xarici ölkələrdəki diplomatik nümayəndəlikləri twitterdə

↳Yeni layihə

Dış basın

Macron Fransası ve Doğu Akdeniz siyaseti
10 Eylül 2020 Anadolu Ajansı

Macron Fransası ve Doğu Akdeniz siyaseti

Dünya barışı kavramının uluslararası arenadaki mevcut kargaşa içerisinde unutulduğunu ve yerini ne olursa olsun kazanma hırsının aldığını müşahede ediyoruz.

Daha...
Eşk olsun Azerbaycan…
06 Eylül 2020 Gözlem

Eşk olsun Azerbaycan…

Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'in sözleri, yaşamakta olduğumuz bu zor günlerde, yüreğimize su serpti.

Daha...