THE THINKING OF FUTURE
BİZ DÜNYA SİYASETİNİN TÜM SIRLARINI AÇIYORUZ

İran “bombası”: bardakta fırtına senaryosunun bir fragmanı

Siz buradasınız: Baş sayfa »» Jeosiyaset »»
 0 Mesaj Yazı Aralığı+- AFont Ölçüsü+- Çap
16006
Yazı Aralığı+- AFont Ölçüsü+- Çap

Çağdaş dönemde bilgi savaşının çok ince yöntemleri mevcut. Bazı ülkelerde çeşitli çevreler anonim kaynaklara dayanarak temeli bulunmayan bilgiyi medya aracılığıyla milyonlarca insanın beynine enjekte etmeğe çalışıyorlar. Burada temel amaç toplumda bu çevrelerin çıkarlarına uygun kamuoyu oluşturmak. Çoğu zaman küresel boyutta yanlış bilgileri gerçekmiş gibi beyinlere yürütmek için karmaşık ideolojik ve psikolojik yöntemleri kullanıyorlar. Bu konuda hem uluslararası ve hem de yerel medya kullanılıyor. Yanlış bilgileri gerçek gibi sunmak için sistemli biçimde çalışma yürütülüyor, ayrı ayrı uzmanların görüşleri “objektif” bir tutum olarak sunuluyor.

Kısa zaman önce “Foreign Policy” dergisinde Mark Perry adlı birisinin Azerbaycan`la ilgili yayınlanmış yazısı benzer propaganda teknolojisi ile sunuldu. Perry`nin makalesinin adı “İsrail`in gizli operasyon alanı” (“Israel`s Secret Staging Ground”). Perry, adı çekilmeyen kaynaklara dayanıyor ve yazıyor ki Azerbaycan, İran konusunda İsrail için “gizli operasyon alanı” rolünü oynamaktadır. Zira şunu ABD`nin resmi çevreleri (hatta Başkan Barack Obama düzeyinde) deşifre etmişler. Asıl “analiz ve tahminler” de bundan sonra başlıyor.

Bunun için yazar, birkaç analizci ve politikacının görüşlerini kendi istediği bağlamda sunuyor. Sonuçlarını da bu yanlış kanıtlanmalara göre çıkartıyor. Sonda Azerbaycan`la ilgili tam yanlış bir görüntü oluşturuyor. Azerbaycan, İsrail`in gizli operasyon alanı gibi İran`a karşı çalışmalar yapan ülke olarak sunuluyor. Bu sahte bilginin kimlerese hizmet ettiğini anlamak zor değildir. Bizim için düşünülmesi gereken husus şudur: uluslararası medyada birileri bu yanlış bilginin enformasyon coğrafyasında “dolaşmasına” katılıyor.

Üzüntüyle kaydetmek gerekir ki tüm bunlara Azerbaycan medyasında da körü körüne uyanlar da bulunur. Böylece “kapalı iletişim tahribat alanı” oluşur ve kamuoyu bu alanda iyice sömürülüyor. Bazı yerel medya kuruluşlarının yardımıyla bilgi coğrafyasında Azerbaycan`ın İran`a karşı askeri operasyonlarda İsrail`e yakından yardım edebileceği konusunda deneyimsiz analizler ve yalan tahminler yer alıyor.

Politikacılar iyi biliyorlar ki Yakın ve Orta Doğu`da yaşanan jeopolitik olaylar bu bölgeye komşu olan bölgelere de etkisini gösteriyor. İşte bunu fırsat bilerek Perry gibiler kendi amaçları çerçevesinde bu olayların mümkün sonuçları hakkında fikir yürütmeğe çalışıyorlar.

Somut olarak, Perry kendi makalesinde Azerbaycan`ın bölgedeki jeopolitik imajı ve dış politikası ile ilgili tamamen yanlış izlenim oluşturmayı amaçlıyor. Böylece, Azerbaycan`ın İran`la birlikte Türkiye ile de ilişkilerine zarar vermek hedefleniyor. Bu durumun uygun görünmesi için Pentagon`un İran ve İrak`tan sorumlu eski danışmanı Michael Rubin`i ve “üst düzey İsrail yetkililerinden birisini” konuşturuyorlar.

 “İsrail yetkilisi”nin argümanı şudur: İran, Azerbaycan`a baskı yaptığı için resmi Bakü`nün İsrail`le yakın ilişkiler kurması lazım. Rubin, hangı konuyla ilgili konuşsa da düşüncelerinin temelinde böyle bir tez dayanır: “... İsrail ve Azerbaycan uzun zamandır etkili şekilde işbirliği yapıyor ve her ikisi düşman güçlerle karşılaşıyor, onların komşuları ise istikrarı bozmaya çalışıyor...”. Yani Rubin, ve “İsrail yetkilisi” tantanalı biçimde ve objektif poz vererek güya süreçleri analiz ediyorlar, aslında ise bu görüntü arkasında Perry`nin iftiralarına ortaklar.

 Doğal olaraq kendi düşman konumlarını kanıtlamak için İran`da bazı çevreler şunu kullanıyor ve şu şekilde algılıyorlar ki Azerbaycan, hangı ülkeyle işbirliği yapıyorsa, şunu İran`a karşı dayanmak için yapıyor. Bilgi tahribatının da temel amacı Azerbaycan`ı işte şu şekilde göstermek.

 Fakat asıl gerçek herkese gün gibi açıktır. Azerbaycan Cumhurbaşkanı, defalarca ülkenin dış politikasının temel ilkelerini net ifade etmiş. Aynı şekilde, kimsenin Azerbaycan topraklarından başka ülkeye, özellikle de İran`a karşı herhangi askeri müdahale için kullanmasına izin verilmeyeceğini belirtmiş. Azerbaycan, bölgede işbirliği, entegrasyon, sorunların barışcıl yolla çözümü yönünde bir politika yürütüyor. Bunu iyi bilmelerine rağmen bazı çevreler Azerbaycan`ın komşularıyla sorununun olduğu görüntüsü oluşturmaya çalışıyorlar. Yani, Azerbaycan ne Ermenistan`la anlaşıyor, ne de İran`ı istiyor. Bu konuda İran sıradan seçilmemiş. İran`da 30 milyon kadar Azeri yaşıyor. İran`la Azerbaycan`ın arasını bozarlarsa Azeriler içten İran`ı çalkalamaya eğilimli olacaklardır. Böylece, tamamen anlaşılıyor ki, bunun arkasında Azerbaycan`ı komşulara karşı önyargılı tutumu olan devlet olarak sunmak niyeti dayanmaktadır.

 Bu amaca ulaşmak için Azerbaycan`a karşı enformasyon propagandasını “daha tutarlı” bir şekilde yürütmeğe çalışıyorlar.

Örneğin, “bazı yetkililerin” görüşlerini ABD, İsrail ve Avrupa medyasında kullanan “ciddi yorumcuları” gündeme taşıyorlar. İşte, İsrail`in “Yediot Ahronot”, İngiltere`nin “The Guardian”, ABD`nin “WorldNetDaily” ve “New York Post” yayınları da bu konuda çeşitli bilgiler yayınlıyorlar. ABD`nin “WorldNetDaily” yayını muhafazakâr çevrelere yakın, bu da “enformasyon kokteylinin rengi”ne bir anlam kazandırıyor.

 İsrail taraftan Ulusal Güvenlik Araştırmaları Enstitüsü`nün araşdırmacısı Yoel Guzansky, “saygın İsrail yorumcuları” Alex Fishman, Mossad eski başkanı Meir Dagan, “Yediot Ahronot” gazetesinden özel hizmetlere ilişkin özel olarak yetiştirilmiş Ronen Bergman ve askeri yorumcu Ron Ben-İşaya bu sorunun bilgi mekanına “derin düçenceleri damga vuruyorlar”.

 ABD taraftan da liste kısa değildir. ABD`nin eski BM Büyükelçisi John Bolton, Barack Obama`nın eski Orta Doğu danışmanı Dennis Ross, Ermeni ve Yahudi lobbisine yakın birileri aynı safta o yüzden bulunuyorlar ki Perry`nin bilgi tahribatı “muhteşem, temelli ve objektif” gözüksün. Ancak hepsini birleştiren ortak bir tutum bulunmaktadır: Güya Obama yönetimi sözde “gizli bir bilgiyi” İsrail`e engel olmak için açıklamış. Yani, dolayısıyla İsrail`in belli planı ve onun içinde Azerbaycan`ın İran`a karşı tutumu bulunmaktadır. Sadece “vefasız” Obama “sırrı” açmış. Böylece, Obama, sözde İran`a yönelik İsrail-Azerbaycan işbirliğini dünyaya duyuran politikacı gibi sunuluyor.

Bu noktada ilginç bir rastlantıya (rastlantı mı?) değinmekte fayda vardır. Gürcistan mühaliflerinden birisi Avusturya`da politik mültecilik almış Levan Pirveli, “REGNUM” ajansına verdiği röportajında (26 Mart 2012) benzer iddaalarıyla ABD`nin Gürcistan topraklarını kullanarak İran`a darbe indireceğini “ıspatladı”. O Gürcistan için ABD`nin İran`a karşı “kuzey operasyon alanı” söylüyor. Tabii, bu zaman hedef Michael Saakaşvili. Bu da onu doğruluyor ki bu gibi bilgiler bir mutfakta hazırlanıyor ve mitten başka bir şey değildir.

Bizi daha çok düşündüren nokta, yukarıda sözünü ettiğimiz bilgi spekülasyonlarının kullanımda kalmasında bir takım Azerbaycan medya mensuplarının de bulunması. Onlar fiilen bilgi tahribatının asılsız tezlerini (bilerek veya bilmeyerek) çeşitli analizlerde “ıspatlıyor” ve böylece düşmanın ideolojik tahribat ekmeğine yağ sürüyor. Bütün bunların hepsi ise bardakta fırtına yaratmak veya bulanık suda balık tutmak isteğinden başka bir şey değildir. Ne yazık ki bu alanda “uzmanlaşan” uzmanlar mesleklerinden uzak kalmak istemiyorlar.

New Times

Benzer Makaleler

İlişkili bölümler

Diplomatik köşe

Azərbaycanın xarici ölkələrdəki diplomatik nümayəndəlikləri twitterdə

↳Yeni layihə

Dış basın

Bu adam Erdoğan'a düşman
10 Ekim 2018 Habertürk

Bu adam Erdoğan'a düşman

Daniel Pipes aynı zamanda Erdoğan'a da, Türkiye'ye de düşmandır.

Daha...
Trade war set to be the United States' next foreign policy quagmire
24 Eylül 2018 The Hill

Trade war set to be the United States' next foreign policy quagmire

History is littered with real wars, like those in Afghanistan, Iraq and Vietnam, that were supposed to be won quickly and cheaply but turned out to be the most expensive and inconclusive of quagmires.

Daha...