THE THINKING OF FUTURE
BİZ DÜNYA SİYASETİNİN TÜM SIRLARINI AÇIYORUZ

Avrasya Ekonomik Birliği'nin ''misafirperver'' Ermenistan'daki toplantısı: vaatler bağlamında zıtlıklar

Siz buradasınız: Baş sayfa »» Uzmanlar »»
 0 Mesaj Yazı Aralığı+- AFont Ölçüsü+- Çap
6348
Yazı Aralığı+- AFont Ölçüsü+- Çap

Bakü, 3 Ekim 2019 – Newtimes.az

Rusya'nın himayesiyle kurulan Avrasya Ekonomik Birliği'nin (AEB) vasal Ermenistan'da toplantı düzenlemesi sıradan bir olay değildir. Şimdi Ermenistan AEB dönem başkanlığını yürütüyor. Kuşkusuz Ermenistan gibi asılsız ve saldırgan bir ülkenin böyle bir kuruluşa üye olması AEB için erdemli bir duruş değildir. Tam tersi Ermenistan, hep küslükleri, anlaşmazlıkları, absürt talep ve iddialarıyla AEB dahilinde durumu daha da zorlaştırıyor. Ayrıca Ermenistan'ın, Azerbaycan'a karşı düşmanca tutumunu bu örgütün üyesi olan diğer devletler paylaşmıyor. Buna rağmen analistler, Erivan'da AEB için herhangi bir olumlu sürecin başlayabileceğine de vurgu yapıyorlardı. Toplantının gidişatı gerçek anlamda olumlu bir ilerlemenin elde edilmediğini, bunun yerine yeni vaadlerin verildiğini gözler önüne serdi. Söz konusu vaadler sırasında AEB'in uluslararası alanda saygınlığını arttırabilecek iş birliği girişiminin önemi kaydedildi. Bu bağlamda örgütün İran, Çin, Sungapur, Mısır, İsrail ve diğer ülkelerle ilişkilerinin kurulması imkanları gözden geçirildi. Bu gelişmeler bazında AEB dahilinde yaşanan süreçler ve söz konusu gelişmelerin uluslararası alanda yankısı açısından Erivan Zirvesi üzerine değinmeye karar verdik.

Ermenistan ve Avrasya entegrasyon modeli: aksiliklerin zıtlığı ve...

Avrasya Ekonomik Birliği'nin Erivan toplantısıyla ilgili çeşitli ön görüler yapılmaktaydı. AEB Yüksek Ekonomik Konseyi'nin yeni önemli hususları gündeme taşıyacağına inanılıyordu. Tam tersi bir düşüncede bulunarak ve önemli sorunların ve anlaşmazlıkların hala devam ettiğini öne sürerek Erivan Zirvesi'nin sıradan toplantılardan birisi olacağını söyleyenlerin de sayısı az değildi. Gerçekten toplantı şu iki ön görüyü içinde barındıran ve birtakım hususlarıyla güne damga vuran olaya dönüştü.

Örneğin Vladimir Putin'in Gürcü gazetecinin, Abhazya ve Güney Osetya'dan Rus askeri üslerinin çıkarılacağı yönünde sorusu basının daha ziyade ilgisini çekti. Rusya Cumhurbaşkanı'nın, "ne zaman uygun gördüğümüzde" şeklinde yanıtı da gazetecilerin ilgisine neden oldu. Ancak Ermenistan Dışişleri Bakanlığı çalışanları gazeteciyi toplantı alanından uzaklaştırarak diğer basın mensuplarını hayrete düşürdüler.

Doğal olarak malum toplantıyı bu tür olaylarla nitelendirmemiz doğru olamaz. Fakat bu olaylar Erivan toplantısı sırasında birtakım kaotik eksikliklerin yaşandığını gösteriyor. Bu yönde itiraflarda bulunan Rus gazeteciler, oluşan durumla ilgili "bir Ermeni düzensizliği vardı" şeklinde yorum yaptılar. Açıkcası, toplantının protokol kısmında da katılımcıların yerleri arasında belirli bir uygunsuzluğun olduğu görülüyordu.

Gerçekten bazı gazeteciler birtakım olumlu değişikliklerin olduğunu yazıyor. Örneğin AEB'in, Singapur ve İran'la ilişkilerine özellikle vurgu yapılıyor. Singapur, AEB'le serbest bölge konusunda anlaşma imzaladı. İran da 27 Ekim'de benzer bir anlaşmanın imzalanabileceğini iddia ediyor. Ayrıca politika uzmanları Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani'nin, İran'ın AEB'e üyelik meselesine sıcak baktığını belirtiyorlar. Bunun dışında Rusya Cumhurbaşkanı, Çin ve Hindistan'ın yanı sıra daha 13 ülkenin AEB'le ilişkilerin kurulmasıyla ilgilendiğini ifade etti.

Toplantıda Belarus Cumhurbaşkanı Aleksandr Lukaşenko'yla Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan arasında yaşanan kısa bir diyaloga analistler özellikle vurgu yapıyorlar. Belarus Cumhurbaşkanı, kendine özgü samimiyetle Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'le dostluk ilişkilerinin olduğunu ifade etti. Aynı zamanda Paşinyan ile de dost olduğunu söyledi. Lukaşenko, ayrıca Ermenistan aleyhine hiçbir iş yapmayacağını da kaydetti. Paşinyan da Belarus ile Ermenistan'ın ortak çıkarlarının olduğunu ve Azerbaycan'la Ermenistan'ın sorunlarının sürdüğünü sözlerine ekledi. Bu husus Belarus'un, Ermenistan yüzünden Azerbaycan'la ilişkilerini tekrar gözden geçirmesi gerektiği anlamına geliyor.

Göründüğü üzere Paşinyan, Belarus ve Ermenistan'ın, Azerbaycan'la ilgili ortak çıkarlarını neyin oluşturduğunu netleştirememiştir. Çünkü Erivan'ın başlıca çıkarı Azerbaycan aleyhine işgalcı politika yürütmekten oluşuyor. Peki, Belarus da aynı tutumu sergiliyor mu? Diğer bir deyişle, Azerbaycan'ın toprak bütünlüğünün ihlali Ermenistan gibi Belarus'un da devlet çıkarları arasında yer alıyor mu? Kesinlikle hayır. Nitekim Paşinyan, bir kez daha Belarus'u Azerbaycan aleyhine kışkırtmaya kalkıştı. Fakat Lukaşenko, deneyimli bir politikacı gibi Paşinyan'ın sıradan kışkırtma çabalarına asla kulak vermez.

Doğal olarak Erivan toplantısının ana gündeminde diğer konular yer almıştı. Analistlere göre bu konuları iki gruba ayırmak mümkündür. Liderler öncelikle AEB dahilindeki sorunları masaya yatırdılar. Liderlerin neredeyse tamamı örgüt çerçevesinde iş birliği için oluşan engellere vurgu yaptı. Putin, Lukaşenko, Tokayev, ciddi sorunların devam ettiğini açık şekilde ifade ettiler. Üye devletlerin ürettikleri malların serbest dolaşımı örgütün kapsadığı alanda hızla yapılmıyor ve çok sayıda hukuki boşluklar iş birliğinin derinleşmesi için ciddi engele dönüşüyor. Bunun dışında üye devletlerin hepsinin kabul edebileceği ortak para birimi de bulunmuyor. Buna rağmen Erivan'da ortak mali ortamın oluşturulmasına ilişkin karar alındı.

''İyi dilekler'' ve gerçeklik: AEB için belirsiz durum

Analistler, bunu içeriksiz ve somut mekanizmalardan yoksun ''iyi dilek'' olarak nitelendiriyorlar. Garip bir şekilde Ermenistan Başbakanı da ticaretin milli para birimleri üzerinden yapılmasından söz etti. Peki, hiçbir değeri olmayan Ermenistan para birimi dramla kim ticaret yapacak? Örneğin, Kazakistan, Ermeni dramına neden gerek duymak zorundadır? Yahut üye devletler Kırgız somunu nasıl kullanabilirler? Bu tür sorulara sık sık rastlanıyor. Şimdilik ticaretin milli para birimleri üzerinden yapılması sadece boş laftan oluşuyor. Örgüt sıralarında Rusya, Belarus ve Kazakistan dışında gerçek üretim yapabilen bir üye bulunmuyor.

Diğer yönden AEB'e üye ülkelerin önemli ticaret ortakları Avrupa Birliği ve Çin'dir. Bu husus Kazakistan için ciddi önem arz ediyor. Cumhurbaşkanı Kasım Cömert Tokayev, Erivan'da bu hususa özellikle değindi. Cumhurbaşkanı Tokayev, Kazakistan'ın dış ticaret hacminin yüzde 75'nin AB'yle yapıldığını, bu gerçeğin göz ardı edilemez olduğunu ifade etti. Ayrıca Rusya ve Belarus'un çok sayıda devletlerle ekonomik ve ticari ilişkileri vardır ve bu ilişkilerin hacmi AEB üyelerindekiyle kıyaslanamaz. Bu durumda ortada sadece AEB'in diğer devletlerle ilişkilerinin derinleştirilmesi seçeneği kalıyor. Bu açıdan analistler, Sungapur ve İran odaklı bir görüş izliyorlar.

Ayrıca Çin'le oluşturulan iş birliği sürecine Erivan'da umut ediyorlar. Pekin'in "Bir Kuşak, Bir Yol" projesi çerçevesinde AEB alanında ciddi sosyoekonomik ve ticari değişimler yapabileceği düşünülüyor. Fakat garip bir şekilde önemli bir hususu unutuyorlar: bunun için üye devletlerde gereken altyapının olması lazım. Oysa bu altyapı neredeyse yok düzeyindedir. Örneğin, Ermenistan'ın bu açıdan çok geride olduğu görülüyor. Yakın dönemde Ermenistan'ın altyapıyı önemli derecede geliştireceği ihtimali de bulunmuyor. Aynı zamanda bu durumda bazı önemli jeopolitik hususların da mutlaka dikkate alınması gerekir.

Kaydetmek gerekir ki ''Bir Kuşak, Bir Yol'' projesinin AEB ile ilgili kısmında Azerbaycan faktörünü muhakkak göz önünde bulundurmak lazım. Azerbaycan'da son derece gelişmiş altyapı oluşturulmuştur ve Rusya, İran veya Ermenistan'la Çin arasında ulaştırma alanında ilişkilerin kurulması için Bakü'nün olumlu yaklaşımı gerekir. Örneğin Kuzey-Güney koridorunun faaliyeti Azerbaycan'a bağlı. Yahut Güney-Batı güzergahının açık olması için Bakü'nün onayına gerek duyuluyor. Oysa Azerbaycan, Ermenistan'ın işğal altında tuttuğu torpaklardan çekilmediği sürece bu projelerde yer alması için Ermenistan'a olanak tanımayacaktır. Bu noktada kimse, örneğin ne Rusya, ne Çin ne de İran'ın baskı yapabileceği söz konusu olamaz. Azerbaycan, milli çıkarlarını savunmak iktidarındadır.

Kaydedilen hususlar bazında İran'ın AEB ile ilişkilere önem vermeye başlaması ilginç gözüküyor. Tahran'ın bu tutumu anlaşılabilir. Analistler, ABD'nin yaptırımlarından Tahran'ın artık çok eziyet çektiğini itiraf ediyorlar. Durum zamanla daha da kritikleşiyor. Ayrıca Rusya ve Çin de sürece etkili müdahalede bulunamıyorlar. Çünki şu iki devlet de sert yaptırımlarla yüzleşiyor. Bu anlamda gerek Moskova, gerekse de Pekin, Tahran yüzünden "batmağı" göze almamaktadırlar. Bunu İran yönetimi de iyi anlıyor. Bu nedenle en küçük şansı bile kaçırmak istemiyorlar.

İran, AEB'in aslında sanıldığı kadar güçlü bir kuruluş olmadığını iyi biliyor. Fakat eğer İran, bu örgüte üye olursa veya sıkı ilişkiler kurarsa durum siyasileşebilir. Bu durumda ABD için AEB de siyasi ve jeopolitik bir rakibe dönüşebilir. Böylece bu örgüte üye olan devletlere yönelik yaptırımların uygulanması ihtimali doğuyor. Kazakistan, tam da bu hususu göz önünde bulundurup İran'ın AEB'e üye olması aleyhine bir görüş izliyor. Kazakistan, böyle bir adımın konuyu siyasi boyuta taşıyacağını, bunun da güçlü ülkelere, özellikle ABD'ye rakip olmak anlamına geldiğini açık açık söylüyor. Astana, İran yüzünden bu riski göze almağı düşünmüyor. Bu husus ihtişamlı vaadlere rağmen AEB-İran ilişkilerinin geleceğinin belirsiz olduğunu göstermektedir.

Tüm bu hususlar Ermenistan'ın, AEB'in Erivan toplantısından siyasi bir şov yapmaya gayret ettiğini ifade ediyor. Ancak analistler için bu yapay davranış geçerli görülmedi. Az önce vurgulanan ve kaydedilmeyen birtakım çelişkili hususlar AEB'in istenen seviyeye ulaşması için daha çok zamana gerek duyulduğunu göstermektedir. Örgüt dahilinde yeteri kadar çevik entegrasyon mekanizması ve gereken siyasi irade bulunmadığı sürece uluslararası saygınlık ve etki alanından söz etmemiz mümkün olamaz. Şimdilik gerçek anlamda işlevsel bir AEB'in varoluşunu söyleyemeyiz. Sadece örgütte güçlü Rusya, Belarus ve Kazakistan vardır.

Newtimes.az

Benzer Makaleler

Diplomatik köşe

Azərbaycanın xarici ölkələrdəki diplomatik nümayəndəlikləri twitterdə

↳Yeni layihə

Dış basın

Bu adam Erdoğan'a düşman
10 Ekim 2018 Habertürk

Bu adam Erdoğan'a düşman

Daniel Pipes aynı zamanda Erdoğan'a da, Türkiye'ye de düşmandır.

Daha...
Trade war set to be the United States' next foreign policy quagmire
24 Eylül 2018 The Hill

Trade war set to be the United States' next foreign policy quagmire

History is littered with real wars, like those in Afghanistan, Iraq and Vietnam, that were supposed to be won quickly and cheaply but turned out to be the most expensive and inconclusive of quagmires.

Daha...