THE THINKING OF FUTURE
BİZ DÜNYA SİYASETİNİN TÜM SIRLARINI AÇIYORUZ

İlk Hristiyan Devlet Efsanesinden İşgal Stratejisine: Albanların Kısa Tarihi

Siz buradasınız: Baş sayfa »» Uzmanlar »»
 0 Mesaj Yazı Aralığı+- AFont Ölçüsü+- Çap
21927
Yazı Aralığı+- AFont Ölçüsü+- Çap

Bakü, 08 Mayıs 2013 – Newtimes.az

Doğu'da ilk laik ve demokratik cumhuriyetin ilan edilmesinin 95'inci yıldönümü münasebetiyle "Newtimes.az" internet sitesinin ilan ettiği yarışmaya katılmak üzere gönderilmiştir.

Yunanca ve Latincede ‘dağlık bölge’ anlamına gelen Albanya; Strabo, Ptolomy ve Pliny’in gibi yazarların da içinde bulunduğu Yunan ve Roma kaynaklarına göre; Hazar Denizi ve Gürcistan arasında bulunan ve kuzeyde Kafkas dağları ile güneyde Aras nehri arasında yer alan coğrafyayı ifade etmektedir.[i] Günümüzde hemen hemen Azerbaycan topraklarına denk düşen bu bölge İslam fetihlerinden sonra Arran (Erran) adıyla anılmaya başlanmış, bölgenin tamamen Türkleşmesi ile Alban isminin kullanımı büyük ölçüde sona ermiştir.[ii] MÖ 3. yy ve MS 8. yy’lar arasında yaklaşık olarak 1000 yıl hüküm süren Albanya Devleti 26 farklı dili konuşan etnik gruplardan oluşmakta ve bu gruplar arasında Türklerin olduğu da bilinmektedir.[iii]

Albanlar’ın tarihinin incelenmesi, tarihin faklı dönemlerindeki devlet, toplum ve kültür yapılarının ortaya konulması; Güney Kafkasya’nın genel etno-kültürel görünümü, buradaki ulusların tarihi ve kültürel varlığı ile kimliği ve bu bölgede uluslararası kültürel etkileşimin sınırlarını belirlemek açısından oldukça önemlidir.[iv] Çünkü başta Karabağ sorunu olmak üzere bölgede yaşanan çatışmaların Alban tarihi incelenmeden doğru analiz edilmesi de mümkün değildir.

Tarihi Albanya topraklarında yaşayan toplulukların büyük bir kısmının Hz. Ömer döneminde yapılan fetihlerle birlikte Müslüman olmasına rağmen, Yukarı Karabağ gibi Azerbaycan’ın daha çok iç ve kuzey bölgelerindeki dağlık kesimlerde gayri Müslimler yaşamaya devam etmiştir.  Albanlar olarak nitelendirilen söz konusu Hristiyan halk zamanla Ermeniler tarafından Gregoryanlaştırılmış, kiliseleri Ermeni kiliselerine çevrilmiş, eserleri ise Ermeniceye çevrilerek Alban halkına ait tüm varlıklar ortadan kaldırılmıştır.[v] Ermenilerin kendilerine ‘ilk Hristiyan halk’ etiketini yapıştırarak Batı’dan ayrıcalık almaya yönelik politikaları esasen kendilerinden çok önce Hristiyanlığı kabul eden Albanların mirasına sahip çıkmaları neticesinde gerçekleşmiştir. Rus kaynaklarında Karabağ Gregoryanları için ‘Haçperest Türkler’ ifadesinin kullanılması bu kültür hırsızlığını gözler önüne seren önemli bir kanıttır.[vi]

Karabağ’ın da içinde bulunduğu coğrafyaya hakim olan Albanları ve Alban uygarlığını yok sayan Ermeniler, işgal ettikleri Yukarı Karabağ’ın Ermenilerin ataları olan antik bir Hristiyan krallığının parçası olduğunu savunmakta, kanıt olarak da bölgedeki kiliseleri göstermektedirler.[vii] Ancak söz konusu kiliselerin Kafkasya’nın otoktan halklarından olan Hristiyan Albanlara ait olduğu basit bir kronolojik hesapla kolaylıkla ortaya çıkabilmektedir.[viii]

Ermeniler, Makyevelist bir yaklaşımla bir takım siyasi hesaplardan dolayı Albanların mirasını sahiplenmeye çalışmışlardır. Özellikle Ermeni tarihçilerin; Ermenilerin tarihin ilk Hristiyan devleti[ix] olduğunu vurgulaması Hristiyan dünyasından destek alabilmek için uygulanan bir stratejidir. Bu destekle komşu ülkeler diplomatik ve siyasi baskı altında tutulmaya çalışılmış, böylece Ermenilerce Albanların ortadan kaldırılmasından 1990’larda Azerbaycan topraklarının işgal edilmesine ve 1 milyondan fazla Azeri’nin kaçkın (mülteci) durumuna düşmesine kadar Ermenilerce yapılan haksız faaliyetler sözde şehitlik efsanesi ve ilk Hristiyan devlet mitolojinin sis perdesi arkasında örtbas edilmeye çalışılmıştır.[x]

Ermenilerin günümüzde komşularına yönelik işgalci politikaları esasen Ermenistan isminin tarihi tanımı ile de yakından alakalıdır. Ermenistan/Armenia ismi, sınırları belirsiz olmakla birlikte Doğu Anadolu ve güneybatı Kafkasya’yı kapsayan ve iç bütünlüğü bulunmayan bir coğrafya adı olarak tarihte yaygın olarak kullanıldığı bilinmektedir.[xi] Kendisine Hay diyen ve ‘Hayk/Haik’ adlı bir atadan türedikleri efsanesini yaşatan ve bugün dünyanın Ermeni olarak adlandırdığı milletin tarihte coğrafi bir terim olarak kullanılan Ermenistan/Armenia ismi ile hiçbir ilgisi bulunmamaktadır. Bölgede uzun yıllar hakimiyet kuran Asur, Med, Pers, Part yazıtları ile Ksenophon’un Anabasis’i ve Strabon’un Coğrafyası’nda ‘Hay’ ve yüksek ülke anlamına gelen ‘Hayastan’dan bahsedilmemektedir.[xii]

Ermenistan adıyla bilinen bölgenin otoktan halklarından olmayan ve bölgeyle ilgili en eski kaynaklarda ismi geçmeyen Hayk kavmi daha sonra bölgenin tarihi ismini etnik bir kimlik olarak üstlenmiş, böylece tarihsel hak iddialarını temellendirmeyi hedeflemiştir.[xiii] Benzer şekilde, zamanla ‘Ermeni’ adını alacak olan Hayk kavmi Gregoryan inancına sahip her toplumu Ermenilik adına sahiplenerek bu toplumların sahip olduğu siyasi, ekonomik ve kültürel değerleri de üstlenme stratejisi benimsemiştir. Böylece Hristiyanlık ve ona takılan Gregoryan markası Ermeni kimliğinin başat öğesi haline gelmiştir.[xiv] Bu noktada Ermeni tarihçi Pastırmacıyan’ın Ermeni kilisesi için sarf ettiği: "Ermeni milletinin can verilen ruhunun yeniden dünyaya gelmek için yaşadığı vücuttur”[xv] şeklindeki sözleri Ermenistan’da dinin milliyet inşa sürecindeki rolünü daha net ortaya koymaktadır.

Ermenilerin izlediği bu mono-milliyetçi politikaların çağımızın siyasi, sosyal ve kültürel Zeitgeist’ı (zamanın ruhu) ile taban tabana zıt bir anakronizm abidesi olduğu oldukça açık olmasına rağmen bu gerçeğin Hristiyan kamuoyuna yeterince anlatılamamış olması, dini taassup içinde olan bazı Batılı Hristiyan kesimlerin Ermenilere haksız destek vermelerine neden olmuştur.[xvi] Hristiyan dünyasından alınan bu desteğin de etkisiyle bin yıllık bir medeniyetin kurucuları olan Albanlar tarihin tozlu raflarına kaldırılmışlardır.

Sonuç

Günümüzde İran hariç tüm komşularından tarihi mesnetten uzak toprak iddialarında bulunan Ermenistan, kendisinden çok daha önce Hristiyan olan Alban toplumunun mirası üzerinden ‘ilk Hristiyan devlet’ olduğunu iddia etmekte böylece Azerbaycan topraklarının işgalinden, Türkiye ve Gürcistan’a yönelik mütecaviz tavırlara, Hocalı Soykırımı’ndan, ASALA terör örgütünün yaptığı katliamlara kadar yaptığı tüm olumsuz faaliyetleri ilk Hristiyan devlet mitinin gölgesinde ört bas etmeye çalışmaktadır.

Yrd. Doç. Dr. Esme ÖZDAŞLI

Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi

Burdur/TÜRKİYE


[i] Audrey L. Altsadt, The Azerbaijani Turks: Power and Identity under Russian Rule, Hoover Institution Press, Standford, 1992, s. 3.

[ii] İslam Ansiklopedisi, Cilt 3, İstanbul, 1991, ss. 394-395.

[iii] Frederik Coene, The Caucasus: An Introduction, Routledge, New York, 2010, s. 97.

[iv] Yaşar Kalafat, Mahmut Niyazi Sezgin, "Ermeni Kültür Stratejisi ve Albanlar Meselesi”, (http://www.eraren.org/tur/eren.html), (11.02.2013).

[v] Bilal Dedeyev, "Dağlık Karabağ Sorunu’nun Tarihi Arka Planına Bakış”, Karabağ Savaşı: Siyasi, Hukuki, Ekonomik Analiz, Der. Osman Nuri Aras, Qafqaz Üniversitesi Kafkasya Araştırmaları Enstitüsü Yayınları, Bakü, 2008,  ss. 17-18.

[vi] Yaşar Kalafat, "Gregoryan Türklerin Stratejik Boyutu”, (http://www.yasarkalafat.info/index.php?ll=newsdetails&w=1&yid=121), (12.02.2013).

[vii] Albanlar tarafından yapılan bugün Azerbaycan’ın Seki kasabasındaki Kiş köyünde bulunan ve Albanların ve Güney Kafkasya’nın ilk kilisesi olan Kiş Mabedi Ermenilerin ilk Hristiyan devlet efsanesini çürütür niteliktedir.

[viii] "Reply by the Delegation of the Republic of Azerbaijan "to the Response of the Delegation of the Republic of Armenia to the Written Questions No. 526 and 528 by the Azerbaijani Parliamentarians Ms. Pasheyeva and Mr. Huseyinov”, Azerbaijan Foreign Policy Planning and Strategic Studies Department, pp. 4-6, http://www.azembassy.ca/documents/conflict/culture-nakhichevan-christianmonum.pdf,  (05.01.2013).

[ix] Ermenilerin ilk Hristiyan devletini 301 yılında kurdukları tarihi gerçeklerle bağdaşmaz. Çünkü bu tarihlerde Roma imparatoru olan Diokletian katı bir pagan inanca sahipti ve Hristiyanlığa karşı amansız bir mücadele sürdürmekteydi. Hristiyanlara zulüm edenlerin sonuncusu olarak da bilinen Diokletian 303 yılında yayınladığı Fermanla Hristiyanlar üzerinde büyük bir baskı politikası uygulamaya başlamıştır. Diokletion’un gözdesi olan Ermeni prensi Tridat ülkesi Sasani istilasında olduğu için uzun yıllar Roma’da sürgün hayatı yaşamış ve 298 yılında ülkesine dönebilmiştir. Bu nedenle Roma İmparatorluğu’nun bir vassalı durumunda olan ve siyasi bağımsızlığı mevcut olmayan Ermeni prensi Tridat’ın Hristiyanlığı resmi din olarak kabul etmesi mümkün görünmemektedir. Hatta Diokletian’ın fermanına uygulayan Tridat’ın zülmüne kurban gidenler arasında ‘Aydınlatıcı Aziz Gregor’ da bulunmaktadır. Ermenistan’ın ‘asıl’ havarisi kabul edilen Gregor 14 sene hapiste yatmış, Roma İmparatorluğu I. Konstantin’in yayınladığı ve Hristiyanlık üzerindeki baskıları ortadan kaldıran 313 tarihli Milano Fermanı ile hapisten çıkabilmiştir. Bu bildiri ile Hristiyanlığın Roma’da resmen tanındığı düşünüldüğünde Hristiyanlığın Ermenistan’da kabulünün en erken 314 yılında kabul edilmesi mümkün görülmektedir. Bu bilgiler Ermenistan’ın tarihin ilk Hristiyan devleti olduğu savını çürütmektedir. Ayrıntılar için bkz. Erich Feigl, "Ermeni Milli Kilisesinin Zaferi ve Trajedisi”, Ermeni Araştırmaları, Sayı 2, Haziran-Temmuz-Ağustos 2001, http://www.eraren.org/index.php?Lisan=tr&Page=DergiIcerik&IcerikNo=211, (03.12.2012).

[x] Feigl, a.g.m.

[xi] Mahmut Niyazi Sezgin, "Anadolu Türklüğünün Kayıp Halkası: Gregoryen Türkler”, 2023 Dergisi, Kasım 2005, Sayı 15, s. 68.

[xii] Erdal İlter, "Ermenistan Adı, Menşei ve Bazı Ermeni İddiaları Üzerine”, Ermeni Araştırmaları, Sayı 6, Yaz 2002, (http://www.eraren.org/index.php?Page=DergiIcerik&IcerikNo=153), (03.01.2013).

[xiii] Kalafat ve Sezgin, a.g.e.

[xiv] a.g.e.

[xv] Mehmet Alpaslan Küçük, Ermeniler Arasında Protestanlığın Yayılışı ve Protestan Ermeniler (Türkiye Örneği), Yayınlanmamış Doktora Tezi, Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Ankara, 2005, s. 13.

[xvi] Kalafat ve Sezgin, a.g.e.

Benzer Makaleler

Diplomatik köşe

Azərbaycanın xarici ölkələrdəki diplomatik nümayəndəlikləri twitterdə

↳Yeni layihə

Dış basın

Bu adam Erdoğan'a düşman
10 Ekim 2018 Habertürk

Bu adam Erdoğan'a düşman

Daniel Pipes aynı zamanda Erdoğan'a da, Türkiye'ye de düşmandır.

Daha...
Trade war set to be the United States' next foreign policy quagmire
24 Eylül 2018 The Hill

Trade war set to be the United States' next foreign policy quagmire

History is littered with real wars, like those in Afghanistan, Iraq and Vietnam, that were supposed to be won quickly and cheaply but turned out to be the most expensive and inconclusive of quagmires.

Daha...