THE THINKING OF FUTURE
BİZ DÜNYA SİYASETİNİN TÜM SIRLARINI AÇIYORUZ

Azerbaycan-BM: 27 yıllık iş birliğinin gelişme özellikleri

Siz buradasınız: Baş sayfa »» Ekonomi »»
 0 Mesaj Yazı Aralığı+- AFont Ölçüsü+- Çap
2980
Yazı Aralığı+- AFont Ölçüsü+- Çap

Bakü, 7 Mart 2019 – Newtimes.az

Azerbaycan'ın, Birleşmiş Milletler üyeliğinin 27. yıldönümü tamamlandı. Politika uzmanları, 2 Mart 1992'den günümüze kadar Azerbaycan ile BM arasında ilişkilerin kaydadeğer şekilde geliştiği yönünde ortak görüş belirtmektedirler. Azerbaycan, bu süre zarfında BM ile ilişkilerini bütün alanlarda hızla geliştirmeği başarmıştır. Fakat bağımsızlığın ilk yıllarında BM ile ilişkilerde birtakım sorunlar yaşanıyordu. Dönemin Azerbaycan yönetiminin politik açıdan deneyimsizliği ve bazı güçlerin tahripkar faaliyetleri sonucunda ülke, BM ile aktif şekilde iş birliği yapamadı. Milli Lider Haydar Aliyev'in yönetime dönüşüyle durum tamamen değişti. Söz konusu dönemden itibaren Azerbaycan'la BM arasında iş birliği kapsamlı şekilde devam etmenin yanı sıra bağımsız Azerbaycan'ın çıkarları doğrultusunda gelişti. Bu bağlamda Azerbaycan-BM ilişkilerinin jeopolitik özellikleri üzerine detaylı değinmenin gerekli olabileceğini düşünüyoruz.

BrettonWoods sistemi ve BM: 1945 yılından sonra oluşan zıtlıklar

Birleşmiş Milletler (BM) en saygın uluslararası örgüt olarak bilinir. Örgütün tarihi ve amaçları konusunda yeterli kadar bilgiler vardır. Nisan 1945'de ABD'nin San Fransisco kentinde Soviyetler Birliği (SSCB) ile ABD temsilcilerinin birkaç aylık çalışmaları sonucunda BM Anlaşması konusunda mutabakata varıldı. Anlaşma Haziran 1945 yılında San Fransisco'da düzenlenen ve 50 ülkenin katıldığı uluslararası konferansın onayına takdim edildi. Fakat bu süreçte SSCB ve ABD'nin etken rolü açıkca görülmekteydi. Ekim 1945'de BM Anlaşması yürürlüğe girdi. Nazi Almanyası üzerinde zafer kazanan büyük devletler, dünya politikasını uluslararası hukuka uygun şekilde düzenlemek için BM'yi oluşturdu. Fakat bazı nedenlerden dolayı politika uzmanları bir hususa değinmeği hiç istemiyorlar. Bu husus günümüzde BM ile ilgili bazı zıt durumların oluşmasında da etken rol oynadı. Şimdi BM'nin önemli miktarda üyesi bulunuyor. Buna rağmen örgütün dünya politikasına etkisi geçtiğimiz yüzyıldakinden hiç de fazla değildir. Bunun farklı nedenleri vardır. Bu açıdan BM kurulduğu dönemde ortaya çıkan bir hususu kaydetmek gerekir.

Söz konusu dönemde oluşturulacak dünya düzeninde hangi faktörlere önem verileceği konusunda ABD ve SSCB arasında görüş ayrılığı yaşanmaktaydı. Washington, dünya ekonomistinin kalkınma ve düzenlenme mekanizmasının sağlanması için küresel barışı temin etmenin mümkünlüğüne inanıyordu. SSCB ise Amerika'nın sunduğu bu yaklaşıma destek vermeyerek dünya çapında politikanın düzenlenmesinin daha verimli olduğu görüşünü savunuyordu. Sonuçta iki küresel sistem oluştu: Bretton Woods sistemi ve Birleşmiş Milletler.

Bretton Woods (ABD'de küçük bir şehir) sistemi başlıca olarak ekonomi-finans alanında dünya devletlerini bir arada tutmağı ön görüyor. Bu sistemin oluşması için ilk konferans 1944 yılında ABD'nin New Hampshire eyaletinin Bretton Woods şehrinde düzenlendi. Toplantıda üç önemli kuruluşun oluşturulması ön görülüyordu: Uluslararası Para Fonu (IMF), Uluslararası İmar ve Kalkınma Bankası (IBRD) ve Gümrük Tarifeleri ve Ticaret Genel Anlaşması (GATT). Fakat SSCB, GATT'la ilgili belgeyi imzalamağı reddetti. Genellikle SSCB, bu uluslararası kuruluşlarda yer almağı istemedi. GATT konusunda mutabakat 1947 yılında sağlandı. IMF ve IBRD BM'nin kuruluşları sırasına dahil edildi.

Böylece dünyanın politik ve ekonomik açıdan yönlendirilmesi konusunda ilk dönemden Batı'yla SSCB arasında görüş ayrılığı oluştu. Moskova, uluslararası ekonomik gelişmelere müdahele etmedi ve bu yüzden ekonomi alanında bağımsız faaliyet yürüttü. Fakat bunun yanı sıra dünyanın büyük çoğunluğunun yer aldığı uluslararası ekonomik gelişmelerin de dışında kaldı. Bu mücadele XX. yüzyılın ikinci yarısı itibariyle daha da derinleşti ve iki taraftan birisinin sahayı terk etmesiyle sonuçlanması gerekmekteydi. Bu ise geçtiğimiz yüzyılın 90'lı yıllarında patlak verdi. Sosyalist kampı, yapısal olarak ekonomik zorluklar yüzünden daha fazla dayanamadı ve çöktü.

Bu süreç küresel jeopolitik gelişmeleri ciddi biçimde etkiledi. Doğal olarak politika, büyük bir gücün çökmesinin etkisi dışında kalamazdı. Başta ABD olmak üzere Batı, kendi zaferini büyük ihtişamla duyurdu ve uluslararası örgütlerin küresel politikayı düzenlemesi konusuna gerektiği kadar samimi yaklaşmadı. Tam da böyle bir karmaşık dönemde – geçtiğimiz yüzyılın 90'lı yıllarının başında bağımsızlığa kavuşan eski Soviyet cumhuriyetleri BM'e üye oldular. Azerbaycan, BM'ye üye olan 181. ülkeydi.

Azerbaycan ve BM: Haydar Aliyev'in belirlediği işbirliği yolu

Doğal olarak böyle bir karmaşık aşamada genç Müslüman bir ülkenin saygın uluslararası örgüte üye olması sıradan bir husus gibi değerlendirilemez. Büyük güçlerin yıllarca çarpıştığı bir örgütte doğru tutum sergilemek, devlet ve ulusal çıkarları sağlamak siyasi irade, profesyonellik ve diplomasi alanında üstün bir yetenek gerektiriyordu. Haydar Aliyev'den önceki siyasi iktidarlar, bu görevin üstesinden gelemedi. Azerbaycan, sadece hukuklarını savunamıyor, devlet olarak da tarihten silinmek tehlikesiyle yüzleşmişti.

Bunun başlıca nedeni deneyimsiz yönetim ve Ermenistan'ın, destekcilerinin yardımı ve talimatıyla Azerbaycan topraklarını işgal etmesiydi. 1993 yılının Haziran ayına kadar bu yönde Azerbaycan için son derece zor bir durum oluştu. Milli Lider Haydar Aliyev işte böyle ağır ve tehlikeli bir dönemde halkın talebi üzerine yönetime geçti. Böylece tüm alanlarda devlet politikasının kapsamlı ve verimli şekilde gerçekleştirilmesine başlandı. Haydar Aliyev, uluslararası örgütlerle, özellikle BM ile işbirliğine büyük önem veriyordu.

1994 ve 1995 yıllarında BM Genel Kurulu'nda konuşma yapan Haydar Aliyev, genç Azerbaycan devletinin bağımsız dış politikasının ve demokratik devletci görüşün temel hususlarını tüm dünyaya beyan etti. Böylece Güney Kafkasya'da yeni demokratik ve barışcıl bir devletin kurulduğu tüm dünyaya iletildi. Bu husus Azerbaycan-BM ilişkilerinin hangi temeller doğrultusunda geliştirileceğinin sinyallerini veriyordu. Sonraki aşamada yaşananlar Bakü'nün, BM ile iş birliğine büyük önem verdiğini ve örgütün İçtüzüğüne uyğun şekilde faaliyet yürüttüğünü gösterdi.

Fakat az önce kaydettiğimiz gibi, büyük güçlerin örgütün kurulduğu ilk yıllarda sergiledikleri farklı tutumlar BM'nin, tüm konularda adaleti sağlamasına ciddi biçimde engeller oluşturuyordu. Özellikle Ermenistan'ın, Azerbaycan'a saldırısı sonucunda Ermeni silahlı kuvvetlerinin işğal altında tuttuğu bölgeden çekilmesi meselesiyle ilgili karmaşık bir durum meydana geldi. BM, bu sorunla ilgili dörd kararname çıkarsa da, bu kararnamelerin hükümleri şimdiye kadar yerine getirilmedi. Azerbaycan'ın, BM üyeliğinin 27. yılında durumun hala bu şekilde kalması doğal olarak üzüntü doğuruyor. Ülke büyük umutlarla üye olduğu saygın uluslararası örgütün, Ermenistan-Azerbaycan Yukarı Karabağ sorunuyla ilgili aldığı kararları yerine getirememesinden büyük üzüntü duymaktadır. Bu durum BM İçtüzüğü'ne ve uluslararası hukuk normlarına doğrudan aykırıdır.

BM Güvenlik Konseyi üyelerinin tutumu bu durumun oluşmasında önemli rol oynamaktadır. Bu yüzden 1995 yılında BM'nin 50. kuruluş yıldönümü dolayısıyla düzenlenen toplantıda konuşma yapan Haydar Aliyev, örgütte ciddi reformların yapılması gerektiğini vurguladı. Büyük Önder, konuşmasında jeopolitik kuralların dünyada yeni temellere dayatılması ve bu süreçte BM'nin farklı bir rol üstlenmesi gerektiğini özellikle kaydetti. Çünkü BM, dünyada en saygın ve yetkili bir örgüt olarak bilinmektedir. Özellikle BM Güvenlik Konseyi'nin, aktif faaliyetinin ve tarafsız tutumunun sağlanması lazım. Çünkü Güvenlik Konseyi'nin, uluslararası hukukun temel prensiplerinin ihlallerine karşı toplu şekilde tepki gösterilmesi sürecinin kapsamlı biçimde düzenlenmesi konusunda önemli bir fonksiyonu yerine getirmesi gerekiyor. Zira söz konusu normların ihlalleri uluslararası barışa ve güvenliğe ciddi tehdit oluşturuyor.

Haydar Aliyev'in BM'ye büyük önem vermesi ve örgütle kapsamlı ilişkiler kurmağa başlaması olumlu sonuçlar doğurmaktadır. 1993 yılında BM, düzenlediği 85. açılış toplantısında "Azerbaycan'da mültecilere olağanüstü uluslararası yardımın yapılmasına ilişkin" kararname çıkardı. Haydar Aliyev'in, Eylül 1994'de BM 49. Genel Kurul Toplantısında yaptığı konuşma uluslararası kamuoyunun dikkatinin Ermenistan-Azerbaycan Yukarı Karabağ sorununa yönelmesinde böyük rol oynadı. BM Güvenlik Konseyi'nin, Yukarı Karabağ sorunuyla ilgili dörd kararname kabul ettiğine az önce vurgu yaptık. Haydar Aliyev, Eylül 2000'de BM Milenyum Zirvesi'nde yaptığı konuşmasında dünyanın dikkatini bir kez daha bu sorunun çözümüne yöneltmekle Azerbaycan'ın adalete dayanan tutumunu tekrar ifade etti.

Kapsamlı ve çokyönlü ilişkiler: gerçekleştirilen başarılı programlar

Böylece, Azerbaycan, BM ile yeni düzeyde iş birliğini kapsamlı şekilde geliştirmeği sağladı. Sonuçta Azerbaycan, BM'nin farklı kuruluşlarıyla verimli iş birliği kurdu. Azerbaycan, BM'nin seçmeli kuruluşlarında, altkomitelerinde, temel organlarında ve diğer kurumlarında yeterli kadar aktif faaliyet yürütüyor.

Azerbaycan, 1995 yılından itibaren BM'nin çok sayıda komisyon ve konseyine üye kabul edildi ve bu doğrultuda faaliyetini başarılı şekilde sürdürmektedir. Söz konusu komisyonlaraBM Eğitim Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO), BM Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF), BM Ekonomik ve Sosyal Konseyi (ECOSOC), ayrıca BM Kadın Birimi (UN Women), İnsan Hakları Yüksek Komiserliği (OHCHR), Dünya Sağlık Örgütü (WHO) Yönetim Konseyi'ni ve diğerlerini örnek gösterebiliriz. Bunun dışında Azerbaycan, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı'na (IAEA), BM Güvenlik Konseyi'ne üye seçildi. Azerbaycan, BM'nin sürdürülebilir kalkınma komisyonunun da üyesidir.

Azerbaycan, BM'nin temel organ ve diğer kurumlarıyla daaktif şekilde iş birliği yürütmektedir. Bu sırada BM Kalkınma Programı (UNDP), BM Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR), UNICEF, UNESCO, BM Sanayi Kalkınma Teşkilatı (UNIDO), Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ile başarılı şekilde genişlemekte olan ilişkileri gösterebiliriz.

Kaydettiğimiz üzere Azerbaycan, UNESCO ile de kapsamlı iş birliği yürütmektedir. BM Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü olan UNESCO ile ilişkiler konusuna detaylı değinebiliriz. 1994 yılında dönem Cumhurbaşkanı Haydar Aliyev'in imzaladığı Kararname'yle UNESCO Azerbaycan Milli Komisyonu kuruldu. Bilim, eğitim ve kültürün dünya çapında önemini dikkate alan Azerbaycan yönetimi, bu sürece özel bir ilgi duymaktadır. UNESCO ile ilişkilerin hızla geliştirilmesinde ülkenin First Lady'si Mihriban Aliyevaönemli rol oynamaktadır. Haydar Aliyev Fonu, bu yönde devamlı programlar yürütüyor. Bu programlar ülke hayatının tüm alanlarını kapsıyor. Ayrıca Azerbaycan kültürünün BM aracılığıyla dünyaya tanıtılması yönünde de önemli adımlar atılmaktadır.

1996 yılında ünlü Azerbaycan şairi ve düşünürü Muhammet Füzüli'nin 500. doğum yıldönümü dolayısıyla Paris'de UNESCO merkez ofisinde büyük bir tören düzenlendi. 2000 yılında ise UNESCO merkez ofisinde ''Dede Korkut'' destanının 1300. yıldönümü dolayısıyla büyük tören yapıldı. Tümüyle UNESCO anma ve kutlama etkinlikleri çerçevesinde onlarca yıldönümü töreni uluslararası düzeyde organize edildi. Mihriban Aliyeva, geleneksel müzik, edebiyat ve şiirin gelişmesine katkıları, müzik eğitimi ve kültür alanında uluslararası iş birliğine sağladığı hizmet ve UNESCO ilkelerine sadıklığından dolayı UNESCO iyi niyet elçisi ünvanına sahip oldu. 2010 yılında ise Mihriban Aliyeva, UNESCO Mozart Altın Madalyası'na layık görülmüştür. Özellikle kaydetmek gerekir ki Mihriban Aliyeva'nın faaliyeti sayesinde Azerbaycan'ın kültür mirasının incilerinden sayılan İçerişehir, Kız Kalesi ve Şirvanşahlar Saray Külliyesi, Kobustan Kayaüstü Resim Sanatı UNESCO Dünya Mirası Listesi'ne dahil edildi. Bunun dışında, Azerbaycan Muğamı, aşık sanatı, Nevruz bayramı, halı dokuma sanatı, ayrıca tar müzik enstrümanı UNESCO Somut Olmayan Kültürel Miras Listesi'ne eklendi. Ayrıca çevgan at üzerinde oynanan geleneksel oyun da UNESCO Acil Korunma Gerektiren Somut Olmayan Kültür Mirası Listesi'ne aid edildi. Tüm bu kaydedilenlere ünlü Azerbaycan bilim ve kültür adamlarının, filozoflarınındoğum yıl dönümleri dolayısıyla törenlerin yapılmasını da ekleyebiliriz.

Tüm bu söylediklerimiz Azerbaycan'ın, bilim, eğitim ve kültür alanlarında BM ile üst düzeyde iş birliğini onaylayan somut vakalardır. BM ile tüm alanlarda başarılı ilişkilerin geçtiğimiz süre zarfında geliştirildiğini söyleyebiliriz. Özellikle Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'in doğrudan girişimi ve çabası sonucu Azerbaycan-BM ilişkileri jeopolitika, siyaset, güvenlik ve diğer alanlarda hızla gelişmektedir.

Yeni aşama: İlham Aliyev'in siyasi iradesi ve iyi düşünülmüş iş birliği politikası

2003 yılında BM 58. Genel Kurul Toplantısında Azerbaycan Cumhuriyeti Başbakanı vasfıyla konuşma yapan İlham Aliyev, BM Güvenlik Konseyi'nin, oluşan durum doğrultusunda hızlı ve gereken tepkiyi veremediğini kaydetti. İlham Aliyev, bu durumun uluslararası alanda karmaşık sürecin yaşandığı dönemde üyeler arasında birtakım anlaşmazlıkların oluşması bazında ortaya çıktığına vurgu yaptı. Başbakan İlham Aliyev, özellikle BM Güvenlik Konseyi'nde belirli reformların yapılmasının gerekliliğini ifade etti. Net olarak İlham Aliyev, BM mekanizmasının tekrar oluşturulmasına gerek duyulduğunu açık şekilde dile getirdi. Özellikle BM Güvenlik Konseyi'nin daimi üyelerine tanınan veto hakkı konusunun tekrar ele alınmasını önerdi.

Bir yıl sonra, Eylül 2004'de artık Cumhurbaşkanı sıfatıyla BM 59. Genel Kurul Toplantısına katılan İlham Aliyev, konuşmasında vurguladı ki, ''güncelleştirilen Güvenlik Konseyi, daha geniş terkipte fazla sorumlu ve demokratik, iş yöntemleri daha şeffaf olmalı, XXI. yüzyılın yeni tehditleri, riskleri ve tehlikelerine karşı  daha hızlı şekilde cevap vermelidir.''

Devlet başkanı, söz konusu toplantıda Ermenistan-Azerbaycan Yukarı Karabağsorunuyla ilgili Güvenlik Konseyi'nin aldığı dörd Kararnamenin hükümlerinin yerine getirilmediğine de vurgu yaptı. Cumhurbaşkanı, bu hükümlerin yerine getirilmesinin BM Güvenlik Konseyi için önemli olduğunu ifade etti. Ardından 29 Ekim'de BM Genel Kurulu Toplantısında Azerbaycan heyetinin girişimiyle ''Azerbaycan'ın işgalde bulunan bölgelerinde durum'' konusu toplantının gündeminde yer aldı.

Bu faaliyet sonucunda 7 Eylül 2006 tarihte düzenlenen BM 60. Genel Kurul Toplantısının 98. oturumunda ve 14 Mart 2008 tarihte yapılan 62. Toplantının 86. oturumunda ''İşgal edilen Azerbaycan topraklarında durum'' başlıklı kararnameler kabul edildi. Söz konusu belgelerde BM Güvenlik Konseyi'nin önceki dörd kararnamesi doğrultusunda Azerbaycan'ın işgal edilen topraklarında Ermeniler'in yerleştirilmesinin kabul edilemez olduğu açıkca kaydediliyor. Buna ilaveten işgal edilen Azerbaycan topraklarında Ermeniler'in birtakım tahrikci hareketlerde, yıkıcı faaliyetlerdebulunması, doğayı mahvetme girişimleri sert bir dille kınandı.

Özellikle kaydetmek gerekir ki bu belgelerde Ermeni silahlı kuvvetlerinin Azerbaycan topraklarından derhal, tümüyle ve hiç bir şart olmadan çekilmesi istenmekte, Azerbaycan'ın egemenliğine ve toprak bütünlüğüne saygı ifade edilmektedir. Tüm bu hususlar, kuşkusuz, Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'in, konuya direkt BM karşısında bir kez daha dikkat çekmesi sonucunda mümkün oldu.

Bunun yanı sıra Azerbaycan-BM iş birliğinde barış ve güvenlik konularında ilişkiler de farklı bir yere sahip. Azerbaycan, BM kurumlarında barış ve güvenlik konularına ilişkin siyasi müzakerlerde hep aktif şekilde yer alıyor. Bakü, BM'nin mandatıyla yürütülen faaliyetlere katkı sağlamaktadır. Bu açıdan Azerbaycan'ın, BM çerçevesinde teröre karşı yürütülen mücadelede aktif katılımını özellikle kaydetmek gerekir. Azerbaycan, BM Güvenlik Konseyi'ne bağlı olarak kurulan Terörle Mücadele Komitesi'yle verimli şekilde iş birliği yapıyor ve söz konusu kuruluşa Azerbaycan'da terörle mücadele alanında yürütülen faaliyete ilişkin raporlar sunuyor.

Azerbaycan-BM ilişkilerine değindiğimizde Azerbaycan Cumhuriyeti'nin, 2012-2013 dönemi için BM Güvenlik Konseyi'nin geçici üyelik seçimlerindeDoğu Avrupa grubundan adaylığına ilişkin söz etmeden geçemeyiz. Seçimlerde 155 ülkenin oyunu alan Azerbaycan, BM Güvenlik Konseyi'nin geçici üyesi oldu. İlham Aliyev'in başkanlığıyla 2012 yılının Mayıs ayında Güvenlik Konseyi'nin toplantısının düzenlenmesi Azerbaycan'ın diplomasi alanında kazandığı en büyük başarılardan birisidir. Ayrıca bu Azerbaycan'ın, uluslararası alanda ağırlığının artması ve BM'de büyün saygınlık kazanmasının da ifadesiydi.

Azerbaycan, sivil, demokratik ve iş birliğine önem veren bağımsız devlet olarak BM çerçevesinde politik, ekonomik ve kültürel alanlarda gerçekleştirilen programların insanlığın refahına hizmet edebilmesi için aktif şekilde faaliyet yürütüyor. Bu açıdan Azerbaycan, jeopolitik, politik ve güvenlik konularında dengenin sağlanmasına çalışmaktadır. Örneğin, Azerbaycan, sürdürülebilir kalkınmayla ilgili BM programlarında yer alıyor. Bu sırada 2015 yılında yapılan BM Zirvesi'nde önümüzdeki15 senede (2030'a kadar) küresel kalkınmayla ilgili birtakım somut hedeflerin (17 adet SDG, toplamda 169 hedef) belirlenmesinin özellikle kaydedilmesi gerekir. Bu yönde Azerbaycan-BM iş birliği ekonomik kalkınma, yoksulluğun ortadan kaldırılması, gıda temini, eğitim, çevre, kadın eşitliği ve diger önemli kalkınma konularını içeriyor. Bu çerçevede Azerbaycan-BM iş birliği, kuşkusuz, uzun süre devam edecektir.

Böylece BM-Azerbaycan iş birliği 27 yıldır hızla gelişiyor ve derinleşiyor. Bu gerek BM gibi saygın uluslararası örgüt, gerekse de Azerbaycan için faydalıdır. Azerbaycan, dünyanın saygın uluslararası örgütlerinde kendi yeri, rolü ve bağımsız tutumuyla seçilen ülke olarak kabul görmektedir. Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'in liderliğiyle bu sürecin bir hayli derecede ivme kazanacağına güvencimiz tamdır.

Leyla Mammadaliyeva,

Azerbaycan Milli Bilimler Akademisi FelsefeEnstitüsü doktora öğrencisi

Benzer Makaleler

Diplomatik köşe

Azərbaycanın xarici ölkələrdəki diplomatik nümayəndəlikləri twitterdə

↳Yeni layihə

Dış basın

Bu adam Erdoğan'a düşman
10 Ekim 2018 Habertürk

Bu adam Erdoğan'a düşman

Daniel Pipes aynı zamanda Erdoğan'a da, Türkiye'ye de düşmandır.

Daha...
Trade war set to be the United States' next foreign policy quagmire
24 Eylül 2018 The Hill

Trade war set to be the United States' next foreign policy quagmire

History is littered with real wars, like those in Afghanistan, Iraq and Vietnam, that were supposed to be won quickly and cheaply but turned out to be the most expensive and inconclusive of quagmires.

Daha...