THE THINKING OF FUTURE
BİZ DÜNYA SİYASETİNİN TÜM SIRLARINI AÇIYORUZ

Barışa hazırlık: Ermenistan hazır mı?

Siz buradasınız: Baş sayfa »» Ekonomi »»
 0 Mesaj Yazı Aralığı+- AFont Ölçüsü+- Çap
2661
Yazı Aralığı+- AFont Ölçüsü+- Çap

Bakü, 25 Ocak 2019 – Newtimes.az

Son dönemde medyada Azerbaycan ve Ermenistan Dışişleri Bakanları'nın Paris'te yaptıkları görüşmenin sonuçlarına ilişkin yorumların sayı artmaktadır. Politika uzmanları, uluslararası örgütlerin temsilcileri bu görüşmeye ilişkin kendi düşüncelerini ifade ediyorlar. Söz konusu şahıslar, daha ziyade iki bakanın Azerbaycan ve Ermeni toplumlarının barış sürecine hazırlanmasına ilişkin açıklamalarına ilgi gösteriyorlar. Bu husus Azerbaycan Dışişleri Bakanlığı'nın açıklamasında da ifade edildi. Fakat konuyla ilgili Ermenistan basınında yer alan haberlerin kısa analizi işin aslının tamamen farklı olduğunu gösteriyor. Ermenistan'da, gerçek anlamda asıl durumun değişik yönde sunulması amaçlanan fikirlere rastlanıyor. Ermeniler, ''barış sürecine hazırlık'' konusunu kendi çıkarları doğrultusunda sunmağa çalışıyorlar. Bu husus üzerine bir az detaylı değinmek istedik.

Sorundan barışa: adalet ve gerçeklik uğruna

Tüm savaşlar barışla sonlanıyor. Sorunların da barışla sonuçlanması lazım. Ermeniler, on yıllarca bu gerçeği anlayamamışlar. Ermeniler, destekcilerinin savaş meydanında sağladığı geçici üstünlüğü kendilerinin ''kalıcı zaferi'' olarak görmek gibi kötü alışkanlıklarından kurtulamamışlar. Nisan 2016'da yapılan savaşda Ermeni ordusunun ve halkının ''kahramanlığı'' konusunda hala utanmadan konuşuyorlar. Beyaz Rusya Cumhurbaşkanı Aleksandr Lukaşenko'nun tabiriyle söylersek, Putin'i gördüğünde ''dilini yutan'' Ermeni liderler, egemenlik, bağımsız ordu ve ya dış politikadan yorulmadan söz ediyorlar. Bu durum Azerbaycan ve Ermenistan Dışişleri Bakanları'nın 16 Ocak tarihte Paris'te yaptıkları görüşmenin ardından ivme kazanmağa başladı. Acaba, bunun nedeni ne?

Ermenistan medyasında yer alan yorumlar, bu hususun sorunun çözümüne ilişkin umut veren belirtilerin görülmesiyle ilgili olduğunu gösteriyor. Tabii, nihai çözümle ilgili ciddi bir adımın olduğu şimdiden söylenemez. Fakat Azerbaycan Dışişleri Bakanlığı'nın konuyla ilgili yaptığı açıklamada belirtildiği üzere, görüşmeler olumlu yönde devam ediyor ve belirli sorunların çözümüne ilişkin müzakerelerin sürdürülmesi konusunda anlaşma sağlandı. Söz konusu açıklamada ''... taraflar arasında 4 saat süren görüşmelerde daha ziyade anlayış ve güvenin oluşturulmasının önemini de içeren faydalı ve olumlu fikir alışverişinin yapıldığı belirtiliyor. Devamlı ve sonuç alınmasına yönelik görüşmelerin önümüzdeki ay sürdürülmesi konusunda mütabakat sağlandı.

İki taraf görüşme süresinde birtakım konuları, özellikle iki toplumun da barışa, güvenliğe ve kalıcı bölgesel kalkınmaya hazırlanması yollarına ilişkin hususları ele aldı.''

Ermenistan Dışişleri Bakanlığı da benzer bir açıklama yayınladı. Fakat genel tezlere yaklaşım konusunda Ermeni medyasında yer alan isteri açıkca görülmektedir. Öncelikle kaydetmek gerekir ki BM Genel Sekreterliği, görüşmenin sonuçlarını olumlu değerlendirdi. Avrupa Birliği, somut sonucun alınmasını ''sabırsızlıkla beklediğini'' beyan etti.

Bu noktada kaydetmek gerekir ki görüşmeler AGİT Minsk Grubu formatı çerçevesinde düzenlendi. Bu yüzden eşbaşkanları da her zaman olduğu gibi sonuçlar konusunda kendi görüşlerini açıkladılar. Görüşmenin olumlu ruhuna vurgu yapan eşbaşkanları, bölgesel iş birliği potansiyelinin artırılmasının önemi açısından süreci umut veren adım olarak değerlendirdiler.

Bu husus işgalci ülkenin, sorunun çözümüne ilişkin somut adım atmağa hazır olduğunu söylememiz anlamına gelemez. Asla böyle değildir. Bu noktada başka bir önemli hususu kaydetmek gerekir. Sıradan insanlar, sorunun çözüm imkanlarının olduğunu düşünüyor, Ermeniler ise telaşlanıyorlar.

Ermeniler, ifade edilen tüm sözlerle ilgili şöyle düşünmektedirler: "Ermenistan'ın, işgal ettiği topraklardan çekilmemesi gerekir. Azerbaycan, savaşın sonucunu kabüllenmeli ve sözde "Yukarı Karabağ cumhuriyeti"ni tanımalıdır. Ermeni tarafının işgal altında tuttuğu bölgenin her hangi bir ilçesinden çekilmesi bile Ermenistan'ın acı yenilgisi, Ermeni halkının rezil olmasıdır" (Bkz, Örn., Sergey Şakaryans, "Armeniya-Azerbaydjan. Çto takoe "podgotovka naseleniya k miru"? / "Regnum", 22 Ocak 2019).

Bazen halkların barışa hazırlanması konusunun küresel güçlerin yaklaşımı bazında ele alınmasını tafsiye ediliyor. Bu noktada da Rusya ve İran, dünyanın diğer güçlerine karşı konumda ele alınıyor (savaş konusuyla ilgili). Rusya ve İran'ın, Yukarı Karabağ sorunuyla ilgili statükonun değiştirilmemesine, diğerlerinin ise değiştirilmesine çalıştıklarını yazıyorlar (Bkz, Akop Badalyan. Kto pıtaetsya izmenit status-kvo v Artsakhe: zablujdenie ili iskajenie / "Lragir", 18 Ocak 2019).

Tektaraflı yaklaşım: işgalcinin eski karakteri

Bu tür basit analiz ve ön yargılı değerlendirme Ermenistan'da siyaset camiasının ve uzmanların sorunun adil şekilde çözümüne asla hazır olmadıklarını gösteriyor. Söz konusu şahıslar, Ermeni halkının adından konuşmakla manipülasyonlar yapıyorlar. Sıradan Ermeni vatandaşlar ise Ermenistan'ın Azerbaycan topraklarını işgalinin kötü sonuçlar doğuracağının farkındadırlar. Şimdi artık bunun vaktinin geldiğini biliyorlar. Ermenistan devlet olarak kendini gösterememesinin yanı sıra vatandaşlar kötü yaşam koşulları yüzünden zorluk çekiyorlar. Ülkede ciddi biçimde demografik, ekonomik, toplumsal, psikolojik sorunlar yaşanıyor. Ermenistan, tüm bölgesel iş birliği projelerinin dışında kalmıştır. Ermenistan'a, üye olduğu Avrasya Ekonomik Birliği'nde bile saygı duyulmuyor.

Ermenistan, şimdiye kadar hiçbir faydalı proje teklifi bile yapamamış. Önceki dönemlerde izlediği politikayı bundan böyle de sürdüreceği takdirde olumlu bir proje sunması da beklenemez. Peki ülke bu durumdan nasıl kurtulabilir? Azerbaycan Cumhurbaşkanı, bunu net şekilde ifade ediyor. Art arda mesajlar veriliyor. Ermenistan'ın, işgal altında tuttuğu topraklardan bir an önce çekilmesi gerekiyor. Azerbaycan'ın toprak bütünlüğünün sağlanması lazım. Bir karış Vatan torpağı bile düşman işgalinde kalmamalıdır. Kendi memleketlerini bırakmak zorunda kalan Azerbaycanlı mülteciler topraklarına geri dönmeliler. Ermenistan'ın bölge dışında kaldığı durum yalnız bundan sonra ortadan kaldırılabilir.

Şimdi sıradan vatandaş bile bunun böyle gerektiğini anlıyor. Eğer Ermenistan yönetiminde bunu anlayan birileri varsa öncelikle Ermeni toplumunun buna sevinmesi lazım. Bu açıdan baktığımızda Paris görüşmesinde de Ermenistan, yapıcı tutum sergilemişse eğer Ermeniler buna da sevinmeliler. Aynı zamanda Ermeni basınının bu olaya ilgisi dünya kamuoyu, özellikle AGİT Minsk Grubu eşbaşkanları için daha bir işaret niteliğindedir.

Ermenistan siyaset camiası, sorunun çözümünden yana olmadığını açıkca gösteriyor. Bunun yanı sıra uluslararası toplumda yanlış düşünce oluşturmağı sürdürüyorlar. Bir taraftan barışa hazırlıklarla ilgili konuşuyor, diğer taraftan toplumun bu konuda büyük tepki verdiğini belirtiyorlar. Çünkü söz konusu "barış" kavramını Ermeniler, sıradan insanların algıladığından tam farklı görüyorlar. Ermeniler için barış Azerbaycan'ın işgal durumunu kabullenip kendi topraklarında ikinci bir Ermeni devletinin kurulmasına itiraz etmemesi anlamına geliyor. Ayrılıkçı Ermeni düşüncesi için bunun dışında başka türlü barış bulunmuyor.

Eğer böyle olmasaydı, birtakım Ermeni politika uzmanları Azerbaycan'ın, Yukarı Karabağ'a büyük ölçüde özerklik tanımasına ilişkin tutumuna alaycı yaklaşım sergilemezlerdi. Ermeniler, sözde "Yukarı Karabağ cumhuriyeti"nin bağımsız devlet olarak tanınması dışında hiçbir seçeneği kabul edemeyeceklerini düşünüyorlar. Aslında uluslararası örgütlerin, kamuoyunun ve net olarak AGİT Minsk Grubu eşbaşkanlarının, Ermenistan'ın siyaset ve aydın camiasını, toplumdaki radikal grupları barış sürecine hazırlaması gerekiyor. Ermeni silahlı kuvvetlerinin işğal altında tuttuğu topraklardan çekilmediği sürece Ermenistan'ın mahv olacağının topluma anlatılması lazım.

Azerbaycan toplumunu barış sürecine hazırlamağa ihtiyaç duyulmamaktadır. Çünkü biz her zaman barıştan ve tolerans görüşten yanayız. Azerbaycan'da hiçbir kimse diğer toplumlarla ilgili radikal görüş sergilemedi ve sergilememektedir. Eğer bir kimse ''barışa hazırız'' adıyla Azerbaycanlılar'ın kendi ülkesinin toprak bütünlüğünden vaz geçebileceğini ima ediyorsa, o zaman hayatının en büyük yanlışını yapmış oluyor. Çünkü bu imkansız olmanın yanı sıra adaletsizlik ve bağımsızlığa ihanettir.

Azerbaycan devleti ve halkı başkasının topraklarına hak iddaa etmiyor. Yalnız böyle bir toplum diğerlerine barış dersi verebilir. Fakat sabrın da bir sınırı vardır. İşgalci ülke elinde tuttuğu torpaklardan çekilmediği takdirde barışa zorlandırılacaktır. Bu herkesçe biliniyor.

Newtimes.az

Benzer Makaleler

Diplomatik köşe

Azərbaycanın xarici ölkələrdəki diplomatik nümayəndəlikləri twitterdə

↳Yeni layihə

Dış basın

Bu adam Erdoğan'a düşman
10 Ekim 2018 Habertürk

Bu adam Erdoğan'a düşman

Daniel Pipes aynı zamanda Erdoğan'a da, Türkiye'ye de düşmandır.

Daha...
Trade war set to be the United States' next foreign policy quagmire
24 Eylül 2018 The Hill

Trade war set to be the United States' next foreign policy quagmire

History is littered with real wars, like those in Afghanistan, Iraq and Vietnam, that were supposed to be won quickly and cheaply but turned out to be the most expensive and inconclusive of quagmires.

Daha...