THE THINKING OF FUTURE
BİZ DÜNYA SİYASETİNİN TÜM SIRLARINI AÇIYORUZ

Yeni Dünya Gücü – BRIC Grubu

Siz buradasınız: Baş sayfa »» Ekonomi »»
 0 Mesaj Yazı Aralığı+- AFont Ölçüsü+- Çap
11302
Yazı Aralığı+- AFont Ölçüsü+- Çap

Dünyanın tek kutuplu olmasının, uluslararası alanda uzun süreli istikrarı vaad etmediğini, çağdaş dönemin gerçekleri ve tarihi deneyim onaylamaktadır. Tek kutuplu dünya daha ziyade güç merkezinin çıkarları üzerine kurulduğundan, küresel adalet ve eşit haklarla iş birliği gibi ilkeler dikkate alınmamaktadır.

SSCB’nin başkanlık ettiği sosyalist blok çöktükten sonra, çağdaş uluslararası ilişkiler, ABD’nin önderliğindeki Batı’nın baskın olmasıyla ayırdedilir. Geçen dönem zarfında ayrı ayrı bölgelerdeki etnik ve dini çatışmalar, uygarlıklar arası karşıtlıklar, dünyanın karşılaştığı mali, iktisadi ve çevresel krizler ise; bu dünya düzeni biçiminin de yeni yapılandırma değişikliklerini kaçınılmaz kıldığını göstermiştir.

Dünyanın yeni parlayan kutupları şimdiden iktisadi güç merkezleridir. Geçen yüzyılın varisi Rusya, Asya’da Çin ve Hindistan ile Batı yarımküresinde Brezilya; sınırları çizilmekte olan yeni dünyadaki esas jeo-iktisadi oyuncular olarak görünürler. Çağdaş terminolojide bu ülkeleri “BRIC Grubu” olarak adlandırırlar. BRIC sözüne ilk defa, iktisadi bir terim ya da kısaltma olarak “Goldman Sachs” şirketinin 2001 yılı analitik raporunda rastlanmıştır.

Önceleri, BRIC’e iktisadi siyasetlerinde hiçbir eşgüdümü olmayan, ayrı ayrı ülkelerin gelişme düzeyine göre sınıflandırıldığı bir grup olarak bakılmıştır. Batı’nın çıkarlarına hizmet eden merkezlerin BRIC’i bir grup değil, sadece iktisatçı Jim O`Neill’in (“Goldman Sachs”ın çalışanı) yarattığı, ortak siyasal ve iktisadi çıkarları olmayan ülkelerin baş harflerinden oluşmuş bir ad olarak kabul ettiklerini kaydetmeliyiz.1 Ancak zamanla, BRIC ülkelerinin siyasal ve iktisadi ittifak yaratma eğilimi gözlemlenir. Bu süreç, iktisadi gücün jeo-siyasal etkiye dönüşme girişimi olarak da değerlendirilebilir.

BRIC’e uygarlık çerçevesinden yaklaşım da önemlidir. Farklı uygarlıkları temsil etmesini, BRIC için üstünlük ya da zayıflık olarak değerlendirenler vardır. Hindistan ve Çin kadim uygarlıkları, Brezilya ve Rusya ise birbirine oldukça yabancı olan, tamamen farklı uygarlıkları temsil ederler. Henüz grup içinde değerlerin diğerlerine dayatıldığı gözlemlenmemektedir. Grup ülkelerini daha ziyade genel çıkarlar birleştirir.

Batı’nın tek uygarlık ve tek değer modeline alternatif bir görüş oluşur. Rusya BRIC’i Doğu-Batı ve Kuzey-Güney doğrultusunda, geçmişteki engellerin yerine kurulan küresel ilişkilerin yeni bir modeli olarak görür.2 Genel olarak ise, BRIC’e uygarlıklar arası diyalog modeli olarak da bakılır. Yani BRIC modeli, şimdiye dek var olan Doğu-Batı ve Kuzey-Güney karşıtlığı kuramını tamamen inkâr eder.

2011 yılında, Güney Afrika Cumhuriyeti’nin bu iktisadi blokla birleşmesiyle grup, BRICS olarak adlandırılır. Lakin jeo-siyasal bir oyuncu olarak grup BRIC olarak ifade edilir ve Güney Afrika Cumhuriyeti jeo-siyasal ağırlığı sebebiyle bu gruba dâhil edilmez.

Hali hazırda dünya arazisinin %25’i, nüfusunun %40’ı ve gayrı safi milli hâsılasının %14,6’sı; bu gruptaki ülkelerde toplanmıştır. Son 10 yılda grup ülkelerinin genel ekonomileri 4,2 kat büyümüştür. Aşağıdaki tabloda3 da görüldüğü gibi bu ülkelerin göstericileri onların yeni dünya devlerine dönüşme potansiyelinin gerçek olduğunu gösterir.

 

Dünyadaki sıralaması Brezilya Rusya Hindistan

Çin

Arazi 5 1 7 3
Nüfus 5 9 2 1
İş Gücü 5 7 2 1
GSMH (Satın Alma Gücü Bakımından) 7 6 3 2
Altın-Para Rezervi 7 4 6 1
Askeri Harcamalar 12 5 10 2

 

Dünyanın etkili danışmanlık şirketlerinden olan “Knight Frank” ve “City Private Bank”ın birlikte hazırladıkları rapora göre; 2050 yılında GSMH hacmi bakımından Çin ve Hindistan ABD’yi geçecek, Brezilya ise ilk beşe katılacak. Maliyecilerin fikrince; 2010-2050 yıllarında yıllık %8’lik gelişme göstericisine sahip olacak Hindistan, 2050 yılından sonraki dönemde Çin’i de geçecek. Öngörülere göre; 2050 yılında Hindistan’da GSMH’nın 85,97 trilyon Dolar, Çin’de 80,02 trilyon Dolar ve ABD’de 39,07 trilyon Dolar olması bekleniyor.

BRIC ülkelerini yeni dünya liderlerinin kulübü olarak adlandırmak mümkündür. Uzun zaman dünya siyasal ve iktisadi sahnesinde “Büyük 7” ülkeleri (ABD, Kanada, Almanya, Fransa, İngiltere, İtalya ve Japonya) öncü rol oynamışlardır. Uluslararası bir teşkilat değil, uluslararası bir forum olan G-7; artık iktisadi göstericilere göre BRIC ülkelerinin gerisinde kalmaktadır. Böylelikle de ABD ve müttefikleri iktisadi alanda önderliği kaybetmiş olmaktalar.

“Goldman Sachs”’ın hesaplamalarına göre; 2050 yılında BRIC Grubu ülkelerinin dünya ekonomisindeki genel ağırlığı “Büyük 7” ülkelerini geride bırakacak. Buradan hareketle, hali hazırda BRIC Grubu’nun G-7’nin yerini alması ya da ona alternatif olmasına ilişkin görüşler bulunmaktadır.

İktisadi göstergeler bakımından değerlendirildiğinde, BRIC ülkelerinin bu alanda baskın olmaya ilişkin somut şansı da vardır: Şöyle ki; bu ülkeler ancak, kendi aralarında iktisadi uygulamaları ve mali kaynaklarının devinimini genişleterek; diğerlerini, onları dikkate almak zorunda bırakabilirler.

Rusya ve Brezilya’nın zengin doğal kaynakları, Hindistan’ın ucuz entelektüel kaynakları ve Çin’in ucuz iş gücü bu zincirin esas halkalarıdır. Rusya ve Brezilya esas hammadde sağlayıcısı olarak, Çin ve Hindistan ise sanayi ürünleri üretimi ve hizmet sektörü sayesinde, Batı ülkeleri ile iktisadi ilişkilerdeki bağımlılıktan tamamen kurtulabilirler. Hatta, Batı’nın ekonomisi enerji ve hammadde üreticisi olan bu ülkelere daha bağımlıdır.

BRIC, grup içi uygulamalara ağırlık verirse, dünyanın iktisadi arenasında kuvvetler dengesinin tamamıyla değişmesi ve Batı’nın yeni iktisadi krizlerle yüzleşmesi kaçınılmazdır. BRIC ülkelerinden ikisinin BM Güvenlik Konseyi’nin daimi üyesi ve üçünün nükleer devlet olduğu dikkate alındığında grubun siyasal ağırlığı da artmış olur.

Uzmanların görüşüne göre, BRIC ülkelerinin yakın gelecekte hızla gelişmesi birkaç iç pazar sektörüne dayanır. Şöyle ki, hali hazırda BRIC ülkelerinde orta gelirli nüfus kesimi 800 milyon kişiye ulaşmıştır ve bu sayının daha da artması beklenmektedir. Orta gelirli nüfus, asıl tüketici kesimi oluşturur ve ulusal ekonomiyi canlı tutan başlıca unsurdur.

“Goldman Sachs”ın hesaplamalarına göre; 2010 yılında dünyada orta gelirli nüfusun toplam sayısı 2,6 milyar olmuştur ve bunun %29’u G-7 ülkelerinde, %33’ü ise BRIC ülkelerinde yaşamaktadır. 2030 yılında orta gelirli nüfusun sayısının 5,2 milyar olması; bunun da %52’sinin BRIC, %15’inin G-7 oranında gerçekleşmesi öngörülür. Böylelikle, dünyanın tüketim merkezinin G-7 alanından BRIC’e kayacağı net olarak görünür.

Diğer taraftan, Çin ve Hindistan’da milyarderlerin ve şehir nüfusunun sayısının artması büyük iktisadi gereksinimler yaratır (şehir altyapısı, hizmet, eğlence, taşınmaz mal). “Forbes” dergisinin verdiği bilgilere göre; 2011 yılında BRIC ülkelerinde 301 milyarder yaşamaktadır. Bir karşılaştırma yapmak için, Avrupa’daki milyarderlerin sayısının 300 olduğunu kaydedelim.4 Bütün bu gereksinimlerin karşılanması ve yürütülen altyapı işlerinde, ayrıca yapılan yatırımlarda, Batı şirketlerinin değil, BRIC ülkelerine mahsus şirketlerin teşvik edilmesiyle, yakın geleceğin iktisadi sahnesinde kimin baskın olacağı konusu netleşir.

İlk aşamada, iktisadi gelişme düzeyi bakımından bir grup ülkeyi temsil eden BRIC’in, artık siyasal sahnede de bir oyuncuya dönüşme sürecinin işaretleri sezilmektedir. Bu konuda herkesin hemfikir olmadığı doğrudur. BRIC ülkeleri; farklı uygarlıkların temsilcileri olmalarından, çeşitli gelişme modellerine ağırlık vermelerine kadar birçok bakımından genel çıkarlara sahip değiller.

Lakin son dönemlerde, siyasal yönde de ilişkilerde eşgüdüm çabaları gözlemlenir. Özellikle de BM’de reformların meydana gelmesi, Brezilya ve Hindistan dâhil edilerek Güvenlik Konseyi’nin üye sayısının arttırılması, Dünya Bankası ve Uluslararası Para Fonu’nda gelişmekte olan ülkelerin paylarının yükseltilmesine ilişkin konularda BRIC ülkelerinin çıkarları çakışmaktadır.

BRIC ülkelerinin başkanlarının zirvelerinde siyasal duruşların uyumlaştırılması doğrultusundaki çabaların artan grafiği de yukarıda bahsedilenleri tasdiklemektedir.

2009 yılında Yekaterinburg’daki ilk zirvede katılımcılar eşit haklara sahip, demokratik ve çok kutuplu bir dünya kuruluşu oluşturulmasına taraftar olduklarını bildirdiler.

2010 yılında Brezilya’da geçirilen ikinci zirvede, yeni maliye düzeninin yaratılması, bu ülkelerin Dünya Bankası ve Uluslararası Para Fonu’ndaki etki olanaklarının arttırılmasına ilişkin çağrı dile getirildi.

2011 yılında Çin’de geçirilen üçüncü zirvede BM’deki reformlar, iktisadi uygulamaların ulusal para birimleriyle yürütülmesi ve Libya’ya ilişkin ortak görüş oluşturulması doğrultusunda çaba gösterildi.

28-29 Mart 2012 yılında Hindistan’da geçirilen dördüncü zirvede, Ortak Gelişim Bankası’nın yaratılması, Dolar ve Avro’dan ulusal para birimleri lehine kaçınma; ayrıca Yakın Doğu ve İran’a ilişkin ortak görüş oluşturulması konuları ortaya koyuldu. Böylelikle, grubun siyasal konularla ilgili görüşlerinin gitgide uyumlaştırıldığı gözlemlenir. BRIC’in yeni dünya gücü olduğu artık bir gerçektir.

 

New Times

 

Başvurulan Kaynaklar:

  1. Does the BRICS Group matter? Council on Foreign Relations. Mart 30, 2012.
  2. Сергей Лавров. БРИКС – ГЛОБАЛЬНЫЙ ФОРУМ НОВОГО ПОКОЛЕНИЯ. Научно-практическая конференция "Страны БРИКС как восходящие государства-гиганты: новая роль в системе международных отношений, глобальная проекция внешнеполитических стратегий, сравнительный анализ национальных моделей модернизации. Опыт для России". Моskova, МГИМО, Kasım 9-10, 2011.
  3. Tabloda kullanılan veriler www.cia.gov sitesinden alınmıştır.
  4. BRICs becoming billionaire factory http://www.ft.com/cms

 

Benzer Makaleler

İlişkili bölümler

Diplomatik köşe

Azərbaycanın xarici ölkələrdəki diplomatik nümayəndəlikləri twitterdə

↳Yeni layihə

Dış basın

Bu adam Erdoğan'a düşman
10 Ekim 2018 Habertürk

Bu adam Erdoğan'a düşman

Daniel Pipes aynı zamanda Erdoğan'a da, Türkiye'ye de düşmandır.

Daha...
Trade war set to be the United States' next foreign policy quagmire
24 Eylül 2018 The Hill

Trade war set to be the United States' next foreign policy quagmire

History is littered with real wars, like those in Afghanistan, Iraq and Vietnam, that were supposed to be won quickly and cheaply but turned out to be the most expensive and inconclusive of quagmires.

Daha...