THE THINKING OF FUTURE
BİZ DÜNYA SİYASETİNİN TÜM SIRLARINI AÇIYORUZ

Özgürlük Karşılığında Tazminat – Bir Ülkenin Acı Kaderi

Siz buradasınız: Baş sayfa »» Ekonomi »»
 0 Mesaj Yazı Aralığı+- AFont Ölçüsü+- Çap
14591
Yazı Aralığı+- AFont Ölçüsü+- Çap

Bakü, 12 Ağustos 2013 – Newtimes.az

Köle ticareti ve insanların tüm haklarından mahrum ederek köleliğe zorlama insanlık için kara bir lekedir. Büyük coğrafi keşiflerden sonra Batılı devletlerin ekonomik yükselişi yeni insan kaynakları gerektiriyordu. "Eski kıta"nın sakinleri yeni keşfettikleri topraklarda daha çok yönetimde temsil olunmak için yeterliydi. Şeker, tütün, kahve tarlalarında ağır işler için Avrupalılar Afrika'dan milyonlarca insanı köle olarak getirmişlerdir.

Bugün tüm dünyaya demokrasi dersi geçenlerin bir zamanlar insanlığa karşı yaptıklarından dolayı kendilerini haklı görmeleri ilginçtir. Böyle olmasaydı 2010 yılındaki depremden sonra yerle bir olan, 200 000'den fazla vatandaşının ise hayatını kaybettiği Haiti'nin onarımı için uluslararası bir grubun girişimi sonuçsuz kalmazdı.

Fransa'da bulunan Kızılderililer Derneği Temsilciler Meclisi’yle yazar ve akademisyenlerden oluşan uluslararası grup Fransa yönetimine başvurarak köle ticaretinin bugünkü mirası olarak dünya haritasında mevcut olan Haiti'nin bağımsızlığını kazanması için Fransa'ya ödediği 21 milyar dolar tazminatın iadesini talep ediyorlar.

Fransa Cumhurbaşkanı bu tazminat taleplerinin kabul edilemez olduğunu düşünüyor. Mesele hiç de tazminatın verilip verilmemesinde değildir. Tarihte yaşanmış tüm olaylar şimdi yargılanacak olsaydı, uluslararası ilişkiler sisteminin modern strüktürü oldukça karmaşık olurdu. Fakat tarihte meydana gelen bir olayın üstünden hiçbir şey olmamış gibi geçip gitmek de gelecek için iyi bir şey vaat etmiyor.

Batı Uygarlığının Karayıp Havzasına Katkısı: İspanyollar - Bulaşıcı Hastalık, Fransızlar - Kölelik, ABD - uyuşturucu transiti

Tüm olaylar Kristof Kolomb'un Yeni dünyanın keşfiyle başlamıştır. Karayıp denizinde Antil adalarının en büyüklerinden biri olan Hispaniola Adası'na her yeni Avrupalı ​​işgalci kendisiyle yeni bir bela getirdi. İlk önce İspanyolların işgali adada Avrupa'dan gelen bulaşıcı hastalıkların yayılmasına neden oldu. Sonuçta yerli nüfusun büyük bölümü mahvoldu. Bu İspanyolların katkısıdır.

İspanyollardan biraz sonra gelen Fransızlar da adanın kaderinde derin iz bıraktılar. Adanın batısında yaşayan Bukkonerler denilen Fransız korsanlar burayı korsan yuvasına çevirdiler. 17’nci yüzyılın ortalarından Bukkonerler adanın batısını Fransa kralına bağlı müstemlekeye dönüştürdüler. Böylece, adanın kaderinde etkisini bugün de koruyan en önemli olay yaşandı. O dönemden başlayarak adanın batısı Fransızların, doğusu ise İspanyolların egemenliğine dâhil oldu. Şimdi de batıdaki Haiti Cumhuriyeti Fransızca, doğudaki Dominik Cumhuriyeti ise İspanyolca konuşuyor. Haiti Cumhuriyeti Amerika kıtasında Kanada’ya beraber Fransız dilinin resmi dil olduğu 2 devletten biridir. Bir adayı paylaşan Haiti ve Dominik Cumhuriyetleri arasında farklar nüfuz alanı ve kültürel etkinin yanı sıra, ekonomik gelişme seviyesinden tutmuş uluslararası ilişkilere kadar tüm alanları kapsar. Ülkelerin tarihi gelişme yolu ve büyük devletlerin adanın hayatında oynadığı rol bu farklılıkları göstermeye olanak sağlar.

Fransız Bukkonerler bir süre sonra büyük ekin tarlaları sahiplerine dönüştüler. Onlar Haiti'de öncelikle tütün, daha sonra ise şeker ve kahve üreticisine dönüştüler. Bu tarlalarda çalışmak için ise Fransızlar Afrika'dan köle getirmeye başladılar. Haiti'ye 2 milyona yakın siyah köle getirilmiştir ki, bunun da üçte biri yerel iklim koşulları, tropikal hastalıklar ve ağır iş koşulları nedeniyle Haiti'deki yaşamlarının ilk yıllarda ölmüştür. Genellikle yapılan araştırmalar Haiti'ye getirilen kölelerin büyük bölümünün Afrika'da doğduğunu onaylıyor. Yani, Haiti'de bu kulların çocukları oluncaya kadar yaşaması mümkün değildi. Bu nedenle Haiti'de nüfusun Afrika'ya bağlılığı diğer komşu devletlerden, örneğin, Dominik Cumhuriyeti'nden, oldukça farklıdır. Haiti Cumhuriyeti’nin resmi politikasında ve dış ilişkilerinde de bu kendini gösteriyor. Zira şu anda Afrika Birliği'nde gözlemci statüsü olan Haiti Cumhuriyeti’nin bu örgüte üyeliği meselesi gündemdedir.

XIX Yüzyılın "Özgürlük Adası"

Büyük Fransız Devrimi Fransız sömürgelerini de ciddi etkiledi. Haiti'de siyah köleler isyan ettiler ve sonuçta 1792 yılında burada kölelik ortadan kalktı. Böylece, kölelik bu ülkede ABD'den ve İngiltere'den daha önce ortadan kalkmıştır. Aynı dönemde ABD'den özgür siyah derililerin Haiti'ye gelmeleri bilinmektedir. Haiti o dönemde köleliğin iptal edildiği ve çevre sömürgelerde kulların özgürlük umuduyla yüz tuttuğu "Özgürlük Adası'na" dönüşmüştü.

100 binden fazla siyah derilinin öldürülmesi (25 000 'e yakın beyaz derili de öldürülmüştür) hesabına olsa da kulların bu ayaklanması 1804 yılında Haiti'nin bağımsız Cumhuriyet ilan edilmesiyle sonuçlandı. Bu, Latin Amerika ve Karayıp havzasında ilk bağımsız devletti. Dünyada ise Haiti siyah birisinin başkanlık yaptığı ilk devlet olarak tarihe geçmiştir.

Haiti’nin bağımsızlığını tazminat ödeyerek kazanması ve koruması bir gerçektir. 1825 yılında kral X Karl Haiti'yi yeniden işgal etmek için donanma göndermişti. Fransa'nın talebi üzerine, eski köle sahiplerinin mallarını ve varidatını kaybetmesi bahane getirilerek, Haiti 150 milyon frank (altınla) tazminat ödemeye zorlandı. Karşılığında Fransa bu devletin bağımsızlığını tanıdı. Fransa'ya 1947 yılına kadar 90 milyon frank (şimdiki değerlendirmede 21 milyar dolar) değerinde tazminat ödenmiştir. Böylece,  Fransa Haiti'nin bağımsızlığını 122 sene onun zenginliğini benimseyerek tanımıştır. Tüm durumlarda bu meselede kazanan Fransa'dır, çünkü hatta köle ticareti ve emeği kalsaydı bile Fransa'nın Haiti'de bu kadar para kazanabilmesi belki de mümkün olmayacaktı.

200 Yıllık Bağımsızlık Tarihinde 32 Darbe

Yirminci yüzyılın başlarından Karayıp bölgesi ABD'nin nüfuz alanı altına geçti. 1915 yılında ABD adayı işgal etti ve o dönemden başlayarak Haiti ve Dominik Cumhuriyetlerinin siyasi konumlarında önemli tezat oluştu. Dominik Cumhuriyeti bu egemenliği kabul etmiş ve zaman-zaman ABD'nin askeri müdahalesiyle burada çeşitli rejimlerin iktidara getirilmesi doğal kabul edilmiştir. Haiti de yirminci yüzyılın büyük bölümünde ABD işgali altında kalsa da, ülkede her zaman Amerika karşıtı harekât mevcut olmuştur. Haiti'nin 200 yıllık bağımsızlık tarihinde 32 darbe olmuştur ki, bunların da çoğunluğu yabancı güçlerin işine yaramıştır. Batı'nın diktatör adlandırdığı birçok Haiti yöneticisine kâh ABD, kâh Fransa’nın kucak açması ilginçtir. 15 yıl iktidarda olan Jean-Claude Duvalier 1986 yılında Paris'e sığınmıştı. 2004 yılında devrilen Başkan Jean-Bertrand Aristide de Orta Afrika Cumhuriyeti'ndeki bir Fransız askeri üssüne kaçırılmıştı.

ABD'nin adada egemenliği döneminde Haiti ve Dominik Cumhuriyetlerinin her ikisi uyuşturucu transiti mekâna dönüştüler. Kolombiya'dan ABD’ye ve Avrupa'ya uyuşturucu taşınmasında bu ülkeler önemli rol oynamaktadır. Fakat, uluslararası kuruluşların raporlarında her zaman nedense Haiti'nin üzerinde çok durulması ilginçtir. Böylece, Haiti özellikle ABD kontrolündeyken uyuşturucu ticareti merkezine dönüştü. Bu da ABD'nin katkısıdır.

BM Barış Misyonu’nun Katkıları

2004 yılında demokratik yollarla seçilmiş başkan devrildikten sonra Haiti'ye BM Barış Misyonu getirildi. Fakat bu dönemde de BM Misyonu da ülkeye barış getiremedi ve adı sürekli skandallara karıştı. Öncelikle BM barış gücü ülke dâhilinde meydana gelen siyasi mücadelede tek taraflı tutum sergilemekte suçlanıyor. Suçlamalara göre, barış gücü askerleri eski Cumhurbaşkanının taraftarları üzerinde silahlı kontrollerin yapılmasında hükümet güçleriyle ortak hareket ettiler.

Diğer bir olay Haiti'de BM Misyonu’nda hizmet eden Sri Lanka askerleriyle ilgili olmuştur. 2007 yılında Sri Lanka askerlerinin çocuklara karşı cinsel istismar ve suistimal durumları ortaya çıktı. Sonuç olarak ise, 114 askerin sadece geri gönderilmesiyle süreç sona erdi.

2010 senesinde Haiti'de yaşanan korkunç deprem sırasında da BM barış gücünün adı tatsız olaylara karıştı. Deprem sonucunda 200 binden fazla kişi öldü, ülkeye milyarlarca dolar hacminde zarar deydi. Bir yandan da veba hastalığı yayıldı ve hastalık sonucu 10 bine yakın insan hayatını kaybetti. Bağımsız uzmanların araştırmalarına esasen, hastalığın köken itibariyle BM Barış Misyonu’nda Nepal’dan olan askerler tarafından bulaştırılmış olabileceği iddia edildi. Böylece, BM Barış Misyonu da Haiti'de olduğu yaklaşık 10 yıl boyunca ülkeye katkıda bulundu.

Tüm bunlar bir zamanlar Fransa'nın en zengin sömürgesi olan, şimdi ise Amerika'da en fakir ülkelerden birine dönüşen Haiti'nin tazminat ödeyerek kazanabildiği bağımsızlığının gelişme yolunun halen büyük güçlere bağlı olduğunu gösteriyor.

Newtimes.az

Benzer Makaleler

İlişkili bölümler

Diplomatik köşe

Azərbaycanın xarici ölkələrdəki diplomatik nümayəndəlikləri twitterdə

↳Yeni layihə

Dış basın

Macron Fransası ve Doğu Akdeniz siyaseti
10 Eylül 2020 Anadolu Ajansı

Macron Fransası ve Doğu Akdeniz siyaseti

Dünya barışı kavramının uluslararası arenadaki mevcut kargaşa içerisinde unutulduğunu ve yerini ne olursa olsun kazanma hırsının aldığını müşahede ediyoruz.

Daha...
Eşk olsun Azerbaycan…
06 Eylül 2020 Gözlem

Eşk olsun Azerbaycan…

Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'in sözleri, yaşamakta olduğumuz bu zor günlerde, yüreğimize su serpti.

Daha...