THE THINKING OF FUTURE
BİZ DÜNYA SİYASETİNİN TÜM SIRLARINI AÇIYORUZ

Nikol Paşinyan Özelinde Ermenistan Dış Politikası`nın Münih Hüsranı

Nikol Paşinyan Özelinde Ermenistan Dış Politikası`nın Münih Hüsranı
28 Şubat 2020

Her yıl düzenlenen Münih Güvenlik Konferansı bu sene Güney Kafkasya açısından son derece önemli bir oturumun organizasyonunu 15 Şubat 2020 tarihinde gerçekleştirdi. Şöyle ki, 56. Münih Güvenlik Konferansı kapsamında Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan ve Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Azerbaycan`ın Ermenistan tarafından işgal edilen Dağlık Karabağ ve çevre bölgeleri ile ilgili sorunu konu alan özel bir oturumda bir araya gelerek 30 seneye yakın bir süredir devam eden problemi ilk defa uluslararası kamuoyu önünde yüz yüze tartıştılar. Ermenistan`ın yazar, yorumcu ve diplomasi uzmanları da dahil olmak üzere hemen hemen herkes, oturum süresince devlet adamlığı, savunulan tezlerin dayanağı ve tutarlılığı, beden dili ve akıcı İngilizce açısından Cumhurbaşkanı İlham Aliyev`in N. Paşinyan üzerinde ezici üstünlüğünü teyit etti. Aslında bu haklı üstünlük sadece Paşinyan üzerinde değil, işgalci ve yapay bir devletin dış politikasının çok zor olan savunuculuğu üzerinde idi. Malum olduğu üzere işgalciliği, dolayısıyla da haksızlığı akıl, mantık ve bilgi ile uluslararası kamuoyu önünde savunmak imkansızdır.

2019 yılının sonuçları: İç ve dış politikanın yeni düzeyde sentezi

2019 yılının sonuçları: İç ve dış politikanın yeni düzeyde sentezi
03 Ocak 2020

Azerbaycan, 2019 yılında tüm alanlarda büyük başarılar kazandı. Kapsamlı analizler bu başarıların ülke yönetiminin mükemmel politika gerçekleştirmesi sayesinde sağlandığını gösteriyor. Vatandaşların refah düzeyinin yükseltilmesi, sosyal güvenlik, maaşlara ve emekli parasına zam yapılması yönünde önemli gelişmeler kaydedildi. Ayrıca birtakım dev stratejik altyapı projeleri gerçekleştirildi. Bunun yanı sıra bölgesel iş birliği yönünde önemli adımlar atıldı. Dış politikada da kayda değer ilerlemeler elde edildi. Azerbaycan hem komşuları hem de Avrupa ve Asya ülkeleriyle ilişkilerin derinleştirilmesi yönünde de ciddi başarılar kazandı. ABD'yle stratejik iş birliği üst düzeye ulaşmış durumda ve çeşitli alanları kapsıyor. Avrupa Birliği'yle Azerbaycan arasında ilişkilerin gerek ekonomi gerekse de diplomasi alanında derinleştirilmesi karşılıklı faydalı iş birliği için yeni imkanlar sağlıyor.

Sergey Lavrov'un "garip" düşünceleri: Ermenistan'da yeni iki terör kaynağının oluşması ihtimali bazında

Sergey Lavrov'un "garip" düşünceleri: Ermenistan'da yeni iki terör kaynağının oluşması ihtimali bazında
25 Aralık 2019

Analistler, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov'un son Erivan ziyareti sırasında ifade ettiği birtakım hususlarla ilgili haklı eleştirilerde bulunuyorlar. Söz konusu düşüncelerin Rusya Dışişleri Bakanı tarafından ifade edilmesi bahsi geçen hususlara duyulan ilgiyi arttırıyor. Çünkü Rusya-Azerbaycan ilişkileri hızla gelişiyor ve Rusya, AGİT Minsk Grubu üç eş başkanından biridir. Politika uzmanları, sorunun çözümünün anahtarının Rusya'da olduğu görüşünü savunuyorlar. Ancak söz konusu analistler, Lavrov'un Erivan'daki açıklamaları sonrası derin üzüntü duydular. En azından analistler, anahtarın yerini "kaybetmişler." Çünkü Lavrov, gerçek anlamda birçok meseleyi yerle bir eden açıklamalarda bulundu.

Bölgesel güvenlik: Ermenistan'ın bozucu faaliyeti ve Azerbaycan, Türkiye, Gürcistan arasında iş birliği imkanları

Bölgesel güvenlik: Ermenistan'ın bozucu faaliyeti ve Azerbaycan, Türkiye, Gürcistan arasında iş birliği imkanları
08 Kasım 2019

Güney Kafkasya'da güvenlik sisteminin oluşturulmasının ilkin şartları, gidişatı ve perspektifleri önde gelen politika ve ekonomi uzmanlarının, gazeteci ve analistlerin yürüttükleri müzakerelerin ana maddesini oluşturuyor. Gözlemler bu konuda çok sayıda belirsiz hususların olduğunu gösteriyor. Bu hususlar daha ziyade Erivan'ın bozucu faaliyetlerinden kaynaklanıyor. Başarısız dış politika izleyen Ermenistan yönetimi, bölgede belirsizliklerin ve çeşitli risklerin meydana gelmesine neden olmaktadır. Erivan, bu adımları özellikle Güney Kafkasya'da iş birliği ve güvenlik alanında ciddi olumlu faaliyetlerin yürütüldüğü bir aşamada atıyor. Bu ise bölgede jeopolitik manzaranın hasar gördüğü anlamına geliyor. Bu hususlar bazında Güney Kafkasya'da güvenlik sisteminin Azerbaycan-Türkiye-Gürcistan iş birliği bazında oluşturulması perspektiflerini jeopolitik açıdan ele almamızın yararlı olacağı kanısındayız.

Millî Mücadele Döneminde Türkiye-Azerbaycan İlişkileri: Atatürk ve Nerimanov Şahsiyetleri

Millî Mücadele Döneminde Türkiye-Azerbaycan İlişkileri: Atatürk ve Nerimanov Şahsiyetleri
29 Ekim 2019

Siyasi olayların karmaşıklığının, politik kimliklerin farklılıklarının bol olduğu bu süreçte, yani XX. Yüzyılın 20`li yıllarında Türkiye-Azerbaycan ilişkilerinde iki isim Atatürk ve Nerimanov şahsiyetleri belirleyici oldular. Bu iki isim aynı tarihte, "fakat farklı zeminde, ülkelerinin bağımsızlığı, milletlerinin mutluluğu ve refahı için mücadele etseler de, benzer yönleri olduğu kadar, doğal olarak farklı yönleri de vardır. İkisi de dönemin temel problemi emperyalizme karşı mücadele etmelerine rağmen, mücadele yöntemleri ve seçtikleri yol farklıydı. Aynı milletin evlatları ve milli kimliklerinin farkında oldukları halde, dünya görüşleri oldukça farklıydı. Bu farklılıklar, onların ortak olan milli kimliklerine sahip çıkmalarına ve zamanı geldiğinde birbirlerine yardımcı olmalarına asla engel olmadı".

Sivil ve demokratik entegrasyon süreci: Türk Dili Konuşan Ülkeler örnek sergiliyor

Sivil ve demokratik entegrasyon süreci: Türk Dili Konuşan Ülkeler örnek sergiliyor
28 Ekim 2019

Analistler, Türk Dili Konuşan Ülkeler İşbirliği Konseyi'nin (Türk Keneşi-Türk Konseyi) 7. Zirvesi'nin Bakü'de başarıyla gerçekleştiğini kaydediyorlar. Zirveye katılan devlet ve hükümet başkanları büyük öneme haiz ilginç tezler ifade ettiler. Kökeni bir olan halkların iş birliğinin daha verimli gelişme modelinin oluşturulması yönünde önemli fikir alışverişi yapıldı. Türk Konseyi'nin şimdiye kadar elde ettiği başarılara gölge düşürmeden, bütünleşme eğiliminin daha büyük perspektif vaad eden biçimde hayata geçirilmesine ilişkin görüş birliğine varıldı. Bu yönde somut teklifler ileri sürüldü. Zirve toplantısında konuşan liderler, Türk Dili Konuşan Ülkelerin iş birliğinin tarihi perspektifine özellikle vurgu yapmanın yanı sıra bir sonraki aşamayla ilgili düşüncelerini de dile getirdiler.

Türkiye-Rusya ilişkileri: küresel jeopolitikada güç dengesi ve Soçi mutabakatı

Türkiye-Rusya ilişkileri: küresel jeopolitikada güç dengesi ve Soçi mutabakatı
25 Ekim 2019

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Soçi ziyareti jeopolitik açıdan ciddi önem arz ediyor. Analistler, Putin-Erdoğan görüşmesini birtakım hususlar açısından dünya politikasında güç dengesini değiştirebilecek olay gibi nitelemeye çalışıyorlar. Bu öngörü ilginç bir şekilde doğrulanmış oldu. Soçi'de Putin ve Erdoğan, küresel jeopolitika ve Orta Doğu'nun geleceğiyle ilgili önemli fikir alışverişi yaptılar. Varılan mutabakatın Suriye'de durumun normalleşmesi açısından önemli rol oynayacağı ön görülüyor. Uluslararası kamuoyunun olaya tepkisi bu tezin önemini onaylıyor. ABD ve Avrupa, Soçi mutabakatıyla ilgili olumlu yönden değerlendirmede bulundu. Mutabakatın yükümlülüklerinin yerine getirilmesi durumunda sorunun tamamen ortadan kaldırılabileceği düşünülüyor. Bu bağlamda Türkiye'nin uluslararası alanda konumunun güçlenmesi büyük önem arz ediyor.

Azerbaycan Cumhuriyeti Dış Politikasında Bağlantısızlık Hareketi

Azerbaycan Cumhuriyeti Dış Politikasında Bağlantısızlık Hareketi
24 Ekim 2019

120 üye devlet, 17 gözlemci devlet ve 10 uluslararası örgütü gözlemci statüsünde bünyesinde bulunduran Bağlantısızlık Hareketi'ne Azerbaycan 26 Mayıs 2011'de tam üye olmuştur. Hareket'i Azerbaycan için çekici kılan hiç şüphesiz onun Prensipleri'dir. Azerbaycan için uluslararası hukukun egemenlik, bağımsızlık, toprak bütünlüğü ve iç işlere karışmama prensiplerivaroluşsal kırmızı çizgiler addedilmektedir. Ermenistan tarafından işgal edilen ve yağmalanan Azerbaycan'ın Dağlık Karabağ ve çevre bölgeleri ile ilgili soruna adalet ve uluslararası hukuk normları çerçevesinde çözüm bulmaya çalışan Azerbaycan Diplomasisi için Bağlantısızlık Hareketi gibi büyük ve etkili platform son derece büyük önem arzetmektedir.

Türkiye'nin adalet savaşı: Barış Pınarı Harekatı'nı kıskananlar

Türkiye'nin adalet savaşı: Barış Pınarı Harekatı'nı kıskananlar
15 Ekim 2019

Ankara'nın kuzey Suriye'de askeri harekat başlatmasına dünyanın büyük devletleri farklı tepki verdi. Söz konusu devletler arasında yol göstereni, tehdit edeni, belirli şartlar ileri süreni de oldu. Özellikle Amerika'da çeşitli söylemlere rastlanıyor. Donald Trump, onurlu duruş sergileyemediği için sert şekilde eleştiriliyor. Birleşik Devletler'de ABD'nin, Türkiye'yi cezalandırma hakkına sahip olduğu düşünülüyor. Diğerleriyse Vladimir Putin'in adım atmasını bekliyorlar. Diğer bir kısım ise Fransa ve Britanya'ya umut ediyor. Hepsinin derdi aynı; Türkiye'nin teröre karşı yürüttüğü Barış Pınarı Hareketi'na engel olmak. Fakat garip bir şekilde bazı kesimler nedense Türkiye'nin de büyük bir güç olduğunu ve en önemlisi kendini savunma hakkına sahip olduğunu "unutuyorlar." İşin aslı, bunu unutmuş olmayışları değil de, öyle yapıyorlarmış gibi davranmalarıdır.

Türkiye'den tarihi karar: Barış Pınarı Harekatı güç dengesini değiştiriyor

Türkiye'den tarihi karar: Barış Pınarı Harekatı güç dengesini değiştiriyor
10 Ekim 2019

ABD Başkanı Donald Trump'ın Amerikan birliklerinin Suriye'nin kuzeyinden hızla geri çekilmesine ilişkin kararı dünya genelinde büyük ilgi gördü. Bu kararla ilgili çeşitli yorumlar yapıldı. Kararı sert biçimde eleştiren ve destekleyenler de oldu. Trump'ın onurlu bir davranış sergilemediğini söyleyenlerin de olduğu görüldü. Özellikle bu karardan rahatsız olan bazı Pentagon yetkilileri, Türkiye'ye karşı direnilmesi gerektiğine inanıyorlar. Ancak kaydetmek gerekir ki bu mantıksız ve anlamsız bir karar olacaktı. Çünkü Türkiye için hayati öneme sahip bir konuda önemli müttefikinin direniş göstermesi ve terör örgütlerini desteklemesi anlamsız bir izlenim oluşturabilirdi. Bu nedenle analistler Amerika'nın, Ankara'nın önüne geçmeyeceğine inanıyorlar. Aynı zamanda Türkiye'nin zor bir görevi üstlendiği de göz ardı edilemez. Çünkü Türkiye, iyi donatılmış 110 bin kişilik örgüte karşı savaşmak zorunda kalacaktır. Zorluklar arasında kurulacak tuzakları da belirtmemiz lazım. Harekatın uzun süreceği ihtimal ediliyor. Ancak Ankara'nın başka bir seçeneği de bulunmuyor. Bu savaşta zafer elde edilemezse Türkiye, yeni dünya düzeninde hak ettiyi yeri bulamayacak ve Kürtler de dahil olmak üzere bölge halkları uzun bir süre boyunca risk altında kalacaklardır. Bu çerçevede Fırat'ın doğusundaki PKK / YPG ve IŞİD terör örgütlerine karşı Barış Pınarı Harekatı'yla ilgili oluşan durumu jeopolitik bağlamda değerlendirmeye gerek görüyoruz.

Diplomatik köşe

Azərbaycanın xarici ölkələrdəki diplomatik nümayəndəlikləri twitterdə

↳Yeni layihə

Dış basın

Bu adam Erdoğan'a düşman
10 Ekim 2018 Habertürk

Bu adam Erdoğan'a düşman

Daniel Pipes aynı zamanda Erdoğan'a da, Türkiye'ye de düşmandır.

Daha...
Trade war set to be the United States' next foreign policy quagmire
24 Eylül 2018 The Hill

Trade war set to be the United States' next foreign policy quagmire

History is littered with real wars, like those in Afghanistan, Iraq and Vietnam, that were supposed to be won quickly and cheaply but turned out to be the most expensive and inconclusive of quagmires.

Daha...