THE THINKING OF FUTURE
BİZ DÜNYA SİYASETİNİN TÜM SIRLARINI AÇIYORUZ

Behring Breivik’in Batı Uygarlığına ve Dünya Görüşüne Attığı Kurşunlar

 0 Mesaj Yazı Aralığı+- AFont Ölçüsü+- Çap
14761
Yazı Aralığı+- AFont Ölçüsü+- Çap

Bugün, dünyanın, terörün “kanla sulamadığı” bir köşesi kalmamıştır. İletişim kanallarının verdiği bilgiler; “Masum insanlar hayatını yitirdi” cümlesiyle başlıyor, “suçlular aranıyor” cümlesi ile bitiyor. Ancak, ne masum insanların hayatını yitirmesi son buluyor ne de sonuncu teröristin aranması bir sonuç veriyor. Artık insanların beyninde terörist ile masumiyet birbirine karışmıştır. Aynı içerikteki olaylara o derecede farklı açıklamalar getiriyorlar ki, insanın adalet ve vicdan duygusu şok yaşıyor. Büyük Sokrates bile, bu mantıksızlık ve adaletsizlik karşısında “vicdan ve kişilik” anlayışlarından imtina ederdi.

Avrupa medyası şimdi de “Breivik olayı” adını alan olayı, iletişim dünyasının güncel unsuruna çevirmeye girişmiştir. Anders Behring Breivik 22 Temmuz 2011 tarihinde, Norveç’in başkenti Oslo ve sayfiye adası Utoyya’da 77 kişiyi katletmiştir. O insanların hiçbirinin Breivik’le ilişkisi olmamıştır. Onların biri bile, bu Norveçli gence karşı bir kötülük işlememiştir. A. Breivik, 77 kişiyi Müslümanlara nefret beslemesi ve çeşitli din ve uygarlıklara sahip kişilerin Norveç’e gelmesi sebebiyle katletmiştir.

33 yaşındaki A.Breivik’in kimliği ve hayat hikâyesi, işlediği suçun içeriğini anlamak ve Avrupa bilgi dünyasında meydana gelenleri açıklamak için ilginçtir. O, 1979 yılında doğmuştur. Babası diplomattır. En yakın dostlarından biri Pakistanlı bir göçmen olmuştur. 15 yaşındayken A.Breivik, Protestanlığı kabul etmiştir. Birkaç yıl sonra bundan imtina etmiştir. Annesi başka biriyle evlendikten sonra aralarındaki ilişki bozulmuştur. Aktif siyasi çalışmaları varmış. Birkaç radikal, faşist eğilimli teşkilatla ilişkisi olmuş. Büyük Britanya’daki iki Müslüman karşıtı teşkilatla ilişki kurmuştur. Bunlar “İngiliz Savunma Cemiyeti” (English Defence League) ve “Avrupa’nın İslamileşmesinin Durdurulması” (Stop the Islamification of Europe) teşkilatlarıdır. 2002 yılından beri “Hıristiyan milliyetçiliği” uğruna mücadele eden Norveçli PCCTS adlı radikal teşkilata üye olmuştur. Gizli adı “Sigrud”tur. İlginç olan ise; A. Breivik’in aynı zamanda Oslo’daki “Johannes Lodge Soilene” adlı mason loncasına dahil olmasıdır (Bkz.: Jonathan Corke. Nazi-loving Freemason Who Made The World Crumble. - “Daily Star Sunday”, 24.07.2011 ve Sean Rayment. Norway killings: the quiet and modest man who became peacetime Europe's worst mass killer. - “The Telegraph”, 23.07.2011).

Bu kısa biyografik özet, A.Breivik’in kimliğinin sınırlarını bir hayli aşan ve Batı dünyası için karakteristik olan bazı unsurları ortaya çıkartıyor. A.Breivik’in, Batılı bir çevrenin yetiştirdiği, aydın bir ailede ve iyi okullarda eğitim görmüş, birkaç şirkette çalışmış, hatta kendi özel şirketi olan bir Avrupalı olduğu görülüyor. Onun ruh hastası olması söz konusu değildir. Bunun yerine güncel olanı, A.Breivik’i Yahudi loncasının mı radikal Hıristiyan gruplaşmaya yönelttiğini yoksa onu radikal “Hıristiyanların” mi Yahudi loncasına yönlendirdiğini netleştirmekten ibarettir. Yani, söz konusu olan bir serserinin umursamaz ve yahut hasta bir ruh halindeyken yaptığı davranış değildir. Sorun, Avrupa toplumunda daha derine kök salmış hayat şekli, dünya görüşü ve bilginin dolaşım ilkelerinin krizindedir. Fransa’da 4 kişiyi katleden Müslüman’ın kimliği ile birlikte, hemen hangi teşkilatla ilişkili olduğu araştırıldı. Kardeşini bulup konuşturdular, onlardan organize hareket eden bir grup oluşturdular. Batı kamuoyuna bu olayı da tamamen bu bakış açısıyla sundular. Batılı iletişim araçları, hemen “İslam terörü”, “Müslüman radikalizmi” ve “Müslüman hoşgörüsüzlüğü”ne ilişkin bir yığın çızıktırma haber ile iletişim dünyasını doldurdu. Bundan birkaç yıl önce, Macaristan’da doğal hakkı olan nefsi müdafaadan istifade eden ve kendisine edilen hakarete cevap veren Azerbaycanlı Ramil Seferov hakkında bile, buna benzer bilgiler yaymıştılar. R.Seferov’a vatanının, halkının ve kendisinin şerefini koruduğu için ömür boyu hapis cezası verdiler. Her defasında da “Müslüman hoşgörüsüzlüğü ve terörü” ifadesini ortaya atıp, insanların bilincini kötüye kullandılar. 77 kişiyi katleden, Avrupalı birkaç terörist teşkilatın üyesi olan, mason loncasına katılmış bir Avrupalı teröriste ise, 77 masum insanı katletmesi sebebiyle topu topu 21 yıl hapis cezası vermeyi düşünüyorlar. Üstelik, Batı medyası bu kadar adaletsizliği gizleyip, taraflı bir bilgi savaşı yürütüyor.

Bunların arka planında, Batı iletişim araçlarının A.Breivik’e ilişkin sunduğu somut yayınlara bakıldığında nelerin meydana geldiğini daha net olarak görebiliriz. Onun hakkında yukarıda bahsettiklerimizden de geniş bilgi olmasına rağmen, önce A. Breivik’i bir deli olarak kaleme aldılar. Buna paralel olarak, kurbanlardan bazılarının yakınlarını konuşturup; “Anders de insandır, ona karşı insan gibi davranılsın isterdik” dedirttiler. Bunu diyen Breivik’in katlettiği 21 yaşındaki Norveçli gencin annesidir. Batılı çeşitli medya temsilcileri A.Breivik’i manşetlere çıkarıp, olayın çapını küçültmeye ve bunu bir kişinin adi bir suçu olarak sunmaya başladılar. Aynı yayınların hiçbirinde bu teröristi yetiştiren teşkilatlardan, Batı’nın krizde olan sosyo-kültürel ve manevi-psikolojik durumundan, İslamofobi’den ve farklı düşünenlere karşı hoşgörüsüz yaklaşımın oluşma sebeplerinden bahseden yoktur. Batı medyası çoğunlukla teröristin kişisel niteliklerini öne çıkarıyor ve mahkemenin ona karşı daha adaletli olması gerekliliğinden bahsediyor. Bazı Batılı medya organları ve aydınları bu bilgi yanlışlığının ve yapaylığının farkındadır. Örneğin, Almanya’nın “Tagesspiegel” gazetesi; “Kitlesel katliam gerçekleştiren birine ne kadar ilgi gösterilebilir?” diye soruyor. Norveç’in “Dagbladet” gazetesi ise, bu konuyu tamamen gündemden çıkarmayı teklif ediyor.

Lakin bu yayınların da zararlı başka bir tarafı var. A.Breivik’i bu duruma getiren sosyo-psikolojik ve ideolojik mekanizmaları dünyaya anlatıp, bunları ortadan kaldırmak yerine unutturmak, yine Hıristiyan terörizmine ve hoşgörüsüzlüğe hizmet etmek demektir. Batılı en büyük iletişim ajanslarının katıldığı bu kampanyanın, bazı çevreler için çok gerekli olduğu görülüyor. İletişim savaşında, sıradaki İslam karşıtı dalgayı başka bir kılıfta gösterip, kötü emellerine devam etmenin peşindeler. Ancak çok yanılıyorlar; çünkü A. Breivik tek değildir, onun gibileri yetiştiren ideolojik sistem ve somut teşkilatlar bütün Batı’yı bürümüştür. Terör Batı’yı bundan sonra daha şiddetle sarsacak. İslam dünyasına atılan “bumerang” artık ulaşabileceği en uç noktayı geçip, onu fırlatanlara geri dönüyor. Bu sebeple de, A.Breivik’in hareketinin asıl sebebini gizlemek, Batı toplumunun yakalandığı ideolojik, manevi-ahlaki ve bilgiye ilişkin hastalığı tedavi etmemek ilk olarak onun kendisi için zararlıdır. Behring Breivik bir şahıs olarak tektir, fakat Batı toplumunun yetiştirdiği Behringler, Bering Denizi’ndeki su damlaları kadardır. Bering Denizi, coğrafi olarak Asya ile Amerika’yı birbirinden ayırıyor. Bu, sorun değil – çağdaş gelişim onu kolaylıkla aradan kaldırıyor. Behring Breivik ise, Batı düşünce şeklinin kendini soyutlamasının kanıtıdır. İşte, bunu aradan kaldırmak çok zordur. Avrupa düşünsün!

Newtimes.az

 

Benzer Makaleler

Diplomatik köşe

Azərbaycanın xarici ölkələrdəki diplomatik nümayəndəlikləri twitterdə

↳Yeni layihə

Dış basın

Bu adam Erdoğan'a düşman
10 Ekim 2018 Habertürk

Bu adam Erdoğan'a düşman

Daniel Pipes aynı zamanda Erdoğan'a da, Türkiye'ye de düşmandır.

Daha...
Trade war set to be the United States' next foreign policy quagmire
24 Eylül 2018 The Hill

Trade war set to be the United States' next foreign policy quagmire

History is littered with real wars, like those in Afghanistan, Iraq and Vietnam, that were supposed to be won quickly and cheaply but turned out to be the most expensive and inconclusive of quagmires.

Daha...