THE THINKING OF FUTURE
BİZ DÜNYA SİYASETİNİN TÜM SIRLARINI AÇIYORUZ

Riyad Zirvesi: Gerçek Tehlikeler, Vaatler ve Çıkış Yolu

Siz buradasınız: Baş sayfa »» Siber alanı »»
 0 Mesaj Yazı Aralığı+- AFont Ölçüsü+- Çap
1676
Yazı Aralığı+- AFont Ölçüsü+- Çap

Bakü, 30 Mayıs 2017 – Newtimes.az

Suudi Arabistan'ın başkentinde Arap-İslam-Amerika zirvesi yapıldı. Etkinliğe dünyanın çeşitli ülkelerinin liderleri katıldı. Zirvede uluslararası terörle mücadele temel müzakere konusu oldu. Amerikan Başkanı Donald Trump konuşması sırasında bazı tezler ileri sürdü. Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı İdaresi Başkan Yardımcısı Novruz Mammadov bununla ilgili kendi röportajında kaydetti ki, aslında, ABD yönetiminin bütünüyle dış politikaya korrekteler etmesi söz konusudur. Aynı şekilde Donald Trump artık Amerika'nın diğer devletlere kendi yaşam tarzını yansıtmayacağını ve onlara yardım edeceğini açıkladı. Bu, tabii ki, ilginçtir, aynı zamanda, dikkate almak gerekir ki, onları gerçekleştirmek için güçlü siyasi irade gerekiyor. Çünkü şimdiye kadar büyük devletler terörle mücadelede çifte standartlara üstünlük verdiler. Önemlidir ki, zirveye Azerbaycan Cumhurbaşkanı da katıldı. Somut olarak, uygarlıklar, dinler ve kültürler arasında işbirliğinin somut modellerini Azerbaycan'ın Devlet Başkanı birkaç yıldır ileri sürüyor. Bunların dikkate alınması genellikle dünya için ciddi faydalar verebilirdi.

Uluslararası Tehditler: Objektif Yaklaşıma Olan Ihtiyaç

ABD Başkanının Suudi Arabistan ziyaretinde Arap-İslam-Amerika Zirvesi özel bir yer tutuyordu. Son yıllarda ABD'nin Müslüman dünyası ile ilişkilerinde önemli sorunlar ortaya çıktı. İslam ülkelerinin Washington'un samimiyetine ciddi şüpheleri meydana geldi. Amerika'nın yeni yönetimi bu konuda durumu ciddi biçimde değiştirmek için adımlar atmak için karar verdi. Dolayısıyla Riyad'da Arap-İslam-Amerika Zirvesi'nin düzenlenmesi aciliyet arz etti. Bu etkinlik hem de oraya Müslüman ülkeleri başkanlarının katılması ile ilgi doğuruyordu. Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'in zirve toplantısına davet olunmasının da özel bir önemi vardı.

Mesele şu ki, Azerbaycan'ın Devlet Başkanı hem farklı dinler ve uygarlıklar arasında işbirliğinin geliştirilmesinde, hem de İslam dayanışmasının somut içerik arz etmesinde ayrıca hizmeti olan liderdir. İşte Azerbaycan'da düzenlenen uluslararası etkinliklere toplumda hoşgörüye ulaşmak, dini ekstremizm ve radikalizmle mücadele, tarikatlararası ve dinler barışı sağlamak, medeniyetler arası diyaloga somut içerik vermek gibi fikirler sık sık seslenmiş. Riyad Zirvesi'nde de aynı tezler esas olarak ileri sürüldü. Bu şu demektir ki, Azerbaycan Cumhurbaşkanı Zirve`ye gerçek etkinliği olan lider olarak katıldı.

Riyad'daki etkinlik "Birlikte güçlüyüz" sloganı altında yapıldı. Tabii ki, güncel ve gerçekleşmesine ciddi ihtiyaç olan slogandır. Elametdardır ki, küresel güvenliğin, istikrarın sağlanması, şiddet, terörizm ve aşırıcılık ile mücadele ve bu alanda mevcut işbirliğinin daha da derinleştirilmesi konusunda tartışmalar bu deviz altında yapıldı. Artı, bu tartışmalara çok sayıda ülkenin temsilcisi katıldı. Yani, aslında, uluslararası koalisyondan bahs ediliyor. Eğer orada seslenen fikirler hayata geçirilirse, hiç şüphesiz, ondan tüm dünya faydalanmış olur.

Burada Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı Başkan Yardımcısı, Dış İlişkiler Daire Başkanı Novruz Mammadov`un Zirve gorüşü ile ilgili yaptığı açıklamada vurguladığı bir fikre dikkat yöneltmekte fayda vardır. Novruz Mammadov ifade etti ki, Donald Trump etkinlikteki konuşmasında kaydetti ki, şimdiye kadar gerçekleştirilen dış politikadaki bir takım eksiklikler uluslararası ölçekte belli sorunların oluşmasına neden oldu. Bu nedenle stratejik ve taktik olarak belli hususlara yeniden bakılmalıdır. Novruz Mammadov bunu Amerika'nın dış politikasında yeni özelliklerin kendisini göstermesi olarak değerlendirdi.

Bu açıdan, düşünüyoruz ki, Azerbaycanın tecrübesinden de zirve katılımcılarının yararlanmasında fayda vardır. Çünkü Bakü`nün düzenlediği etkinliklere ileri sürdüğü teşebbüslerin her biri somut olarak hayata geçirilme mekanizmalarına sahiptir. Onlar esasen Azerbaycan`ın önerdiği işbirliği formatlarına dayanıyor. Burada bölgesel ve küresel düzeyde işbirliği formatlarından söz ediliuyor. Örneğin, Azerbaycan bölgesel ölçekte etkili olduğu artık onaylanan üçlü işbirliği formatının girişimcisidir. Bu temelde Azerbaycan, Türkiye, İran, Gürcistan, Türkmenistan ve Rusya arasında çeşitli alanlarda işbirliğini geliştirmek mümkün olmuştur.

Küresel ölçekte ise TAP ve TANAP çerçevesinde Azerbaycan'ın girişimiyle oluşturulan uluslararası işbirliği grubu somut etkinliğini göstermektedir. "Güney gaz koridoru"nun gerçekleşmesi yönünde atılan adımlar bunu tamamen onaylıyor. Onu belirtelim ki, bu projede yer alan devletler farklı dinleri temsil ederler. Bu da dinler ve medeniyetler arası diyaloğun somut örneği olarak kabul edilebilir.

Demek ki, eğer gerçek ve samimi istek olsa, küresel ölçekte işbirliğini geliştirmek, kültürler arasında işbirliğine ulaşmak mümkündür. Bu bağlamda Riyad Zirvesi'ne seslenen fikirler de ilgi doğurmuştur. Uzmanlar onları esasen üç grupta toplamışlar. Bu gruplar İslam ülkeleri arasında sağlıklı ve samimi dayanışmayı gerçekleştirmek, mezhepler arasındaki ihtilaflara, düşmanlık ve bir bütün olarak dini radikalizme son koymaktan, Müslüman, Hıristiyan ve başka uygarlıklar arasında işbirliği formatlarını pekiştirmekten ve uluslararası terörizmin tüm tezahürlerine karşı daha etkili yöntemlerle mücadele etmekten, bölgelerde istikrarı ve barışı berpa etmekten ibarettir.

İslamofobi ve Çifte Standartlar: Temel Engeller "Unutuluyor"

Etkinlikte Amerikan Başkanının konuşmasına ilgi çok oldu. Donald Trump bazı düşündürücü tezler ileri sürdü. O öncelikle aşırıcılıkla mücadelenin öneminden konuştu. D.Trump mücadelenin hayırla şer arasında gittiğini söyledi. Bu nedenle herhangi dini terörle bağlamak doğru değil, aksine, birleşerek şeri mağlup etmeliyiz. ABD Başkanı onu da kaydetti ki, insanları Allah adına katletmek, aslında, inançlı insanlara hakaret etmektir. Amerika'nın devlet başkanı vurguladı ki, ayrıca masum Müslümanların öldürülmesinin, Yahudilerin takip edilmesinin ve Hıristiyanların katledilmesinin önünü sadece birleşerek almak mümkündür. Bunu dünya nüfusu siyasi liderlerden bekliyorlar.

Bizce, ilginç ve önemli fikirlerdir. Ancak bu, meselenin sadece bir tarafıdır. Gerçekte Müslüman, Yahudi ve Hıristiyan devletleri birleşip terörün tüm çeşitlerine karşı savaşabilir mi? Hayır, kesinlikle birleşemiyorlar! Sebebi nedir? Bizce, meselenin esas sorunu da işte bundan ibarettir.

Çünkü islamofobi siyasete derinden işlemiş, çifte standartlar dünyanın güçlü devletlerinin dış politikalarının temel ilkeleri haline gelmiştir. Donald Trump`ın Riyad'daki zirvede dedikleri ile Washington başta olmak üzere Batılı devletlerin uyguladıkları dış politikanın gerçek içeriği arasında ciddi farklar vardır. Bunun için birkaç örnek gösterebiliriz.

Amerikan Başkanı Suudi Arabistan'a yolculuk ederken eşi Müslüman geleneğine uygun olarak başını örtmədi. Fakat toplam 2 gün sonra Vatikan'da Katoliklerin adetine uygun şekilde başını örttü. Bu, kendi içinde küçük ayrıntı olabilir, fakat Müslüman ülkeleri medyası bu meseleyi vurguluyor.

Amerika terörle mücadele derken bir kere olsun Ermeni teröründen bahsetmedi. O, sadece Müslümanlara atfedilen çeşitli terör örgütlerinden konuştu. Ya 100 binlerce Türk, Müslümanın hayatına son veren ve özel vahşeti ile seçilen Ermeni teröründen neden söz edilmiyor? Onun yok edilmesi ile ilgili önlemlerden bahsetmiyorlar? Myanmar'daki Müslümanlara karşı kitle katliamı yapanların adı neden geçmiyor? Dağlık Karabağ'da özel vahşetle terör uygulayan Ermenilerin ve onların patronlarınin katliamları neden araştırılmıyor? Tüm dünyayı IŞİD`in üzerine kaldırıyor ve bunun fonunda sivil Müslümanları bombalarla katlediyorlar. Bu da terör değil mi?

FETÖ`nün başkanını Pennsylvania'da tutuyorlar, darbe yapanlara hamilik ederek, onları korurlar. Bunun adı nedir? Nihayet, D.Trump Riyad'da uluslararası terörle mücadeleden bahsettiğinde, ABD'nin Ermenistan'daki Büyükelçisi saldırgan devletin enerji sektörüne 8 milyar dolar yatırım yapmak imkanından bahsediyordu. Dünyanın büyük devletlerinin hiçbiri (Türkiye hariç) Ermenistan`ın devlet olarak terörü desteklediğini ve bu yüzden sorumluluk taşımalı olduğunu diline getirmez. Onlar Ermeni silahlı haydutlarının işgal edilmiş Azerbaycan topraklarından çıkarılması meselesini kesin olarak koymuyorlar.

Bu tür ayrımcılığın mevcut olduğu bir ortamda Riyad'da ne kadar istiyorsan, zirve teşkil et, gerçek sonucu olamaz. Amerika'nın devlet başkanı Riyad'a PKK'nın Suriye'deki koluna yüklü miktarda silah vermekle ilgili belgeye imza attıktan sonra gitmiş. Böyle anlaşılıyor ki, Washington ve onun uzantıları halen terör derken kendilerinin işine yaramayanları bu sıraya katıyorlar. Gerçek teröristlere ise kapsamlı yardımlar gösteriyorlar.

Riyad zirvesi kendiliyonde önemlidir. En azından terörün bütün dünya devletleri için ciddi tehlike olduğu bir kez daha doğrulandı. Şimdi öyle bir ülke yoktur ki, terör olayından siğortalanabilsin. Londra'da yaşanan son terör olayı da bunu bir daha gösterdi. Avrupa ülkeleri, Rusya, ABD ve başka ülkelerde yaşanan terör eylemleri gösteriyor ki, bu konuda ayrım yapmak genellikle dünya için tehditler oluşturuyor. Bu nedenlerden uluslararası terörle mücadelede gerçek teklifler veren Azerbaycan gibi ülkelerin sözlerine dikkat etmek gerekir. Çeşitli kültürler, dinler arasında gerçek işbirliği yaratmak felsefesini Azerbaycan'dan öğrenmenin faydası var. O halde tam manasıyla insanlıkta işbirliği gelişecek ve terörün kökü kesilecek!

Newtimes.az

Benzer Makaleler

Diplomatik köşe

Azərbaycanın xarici ölkələrdəki diplomatik nümayəndəlikləri twitterdə

↳Yeni layihə

Dış basın

Bu adam Erdoğan'a düşman
10 Ekim 2018 Habertürk

Bu adam Erdoğan'a düşman

Daniel Pipes aynı zamanda Erdoğan'a da, Türkiye'ye de düşmandır.

Daha...
Trade war set to be the United States' next foreign policy quagmire
24 Eylül 2018 The Hill

Trade war set to be the United States' next foreign policy quagmire

History is littered with real wars, like those in Afghanistan, Iraq and Vietnam, that were supposed to be won quickly and cheaply but turned out to be the most expensive and inconclusive of quagmires.

Daha...