THE THINKING OF FUTURE
BİZ DÜNYA SİYASƏTİNİN BÜTÜN SİRLƏRİNİ AÇIRIQ

Kıyaya Vuran İnsanlık

Siz buradasınız: Əsas səhifə »» Şərhlər »»
 0 şərh Yazı aralığı+- AFont Ölçüsü+- Çap
1524
Yazı aralığı+- AFont Ölçüsü+- Çap

Bakü, 4 Eylül 2015 – Newtimes.az

Dün yani 2 Eylül 2015 günü sadece Avrupa değil, bütün dünya bir mülteci fotoğrafı ile sarsıldı. Ailesinin "belki 'değerleri' olan Avrupa oğluma hak ettiği yaşama hakkını sağlayabilir'' diyerek denize açıldığı küçücük çocuk Bodrum sahillerinde…

Hayır, yazın sonuna yaklaşırken güneşin tadını çıkarmıyor. Cansız bedeni o yakıcı güneşe rağmen soğuk muhtemelen…

Herkes insanlığından utanıyor; bir insan, bir kadın, aynı yaşlarda bir oğlan çocuğuna sahip bir anne olan ben de dâhil.

Kendimi aklama lüksüm yok bunu biliyorum. 'Akdeniz ölümcül rota' diye tespitler yazıyorum; onlarca sayfadan oluşan doktora tezimin verilerini her geçen gün son gelen göçmen istatistikleriyle güncellemekle meşgulüm; bir sorunsal tespiti yaparak bir de nedenlerini teoriye oturtarak politika yapıcılara mesaj gönderme kaygısı taşıyorum. Yaptığım bu ama yapabileceklerim mi?

Bu defa özür dileyerek bu köşeyi sessiz çığlıklarıma tercüman yapıyor ve bir günlük olarak kullanıyorum. Klavyeye bu defa 'akademik' yanımdan öte acıyan içim dokunuyor…

Kafamda Brüksel’deki Avrupa Göç Forumu. Tarih 26-27 Ocak 2015… Majid Hussain, İtalya’ya sığınan bir Nijeryalı. 'Birincil kaynak'(!), toplantıya davetli; hepimizin önüne çıkarılmış, Avrupalılara "Biz, eşitliği hak ediyoruz'' diyor. "Amaç sadece yaşamak'', "insanlık nerede'' diye sesleniyor.

Milen Eyob ise Cezayirli bir mülteci, şimdi İsveç’te, insan hakları aktivisti… Babası ile çıktığı yolculuğu anlatıyor, hâlâ etkisinde. "Yolda organlarını bile satabilirsin'' dediğinde tüylerimiz ürperiyor. Sonunda Avrupalılarca uzun uzun alkışlanıyor… Ama Eyop, Avrupa’ya minnet duyması gerekmediğini şu sözleriyle özetliyor: "Neden biz [Avrupalı] sisteme yerel halktan daha fazla minnet duymalıyız? Bize zaten tanınması gereken haklardan dolayı mı?''

Organlarını satma ve ölme pahasına çıkılan 'Avrupa yolculuğu'… Hayatın ya kendi ülkesinde ölme ya da bu yolculuğu - en azından evladının geleceği için - deneme, iki ateş arasında bıraktığı seçim…

Avrupa, uzun süre bu yolculuğa seçeneksizlikten yola çıkıldığını anlamadı. "Düzmece'' (bogus) diyerek bu insanları geri püskürtmeye çalıştı. İtalya’nın kendi imkânlarıyla Akdeniz’de yapmaya çalıştığı arama-kurtarma operasyonlarını eleştirdi. Çünkü ne de olsa denizde kurtarılma ihtimalleri, göçmenleri Akdeniz’i geçmek konusunda daha fazla cesaretlendirmekteydi(!)…

Ahlaken savunulamaz bu gerekçeye sığınanlar, II. Dünya Savaşı’nda savaş, işkence ve fakirlikten kaçan milyonlarca Avrupalıyı unutmuş gibiydi.

Bugün gerçek bir adım atmakta geç kalınan her hafta için üzerine binler eklenen göçmen ölümleri, hâlâ Cameron’ı inandırabilmiş değil… "Akdeniz’i geçenlerin çoğu sığınmacı değil'' demeye devam ediyor. Küçücük masum bedenin sahile balıklar gibi vurduğu gün bile "göçmen krizinin ülkelere daha fazla sığınmacı alarak çözülemeyeceğini'' savunuyor.

Sadece sığınmacı alımıyla krizin çözülemeyeceği 'bahar' diye başlanan Kuzey Afrika ve Ortadoğu ayaklanmalarının başında da gün gibi aşikârdı. O gün demokratikleşme çabasındaki ülkelere bir yandan fırsattır diye (ne kadar demokratikleşme o kadar finansal yardım diyerek) destek veren Avrupa, öte yandan sırf göçü kontrol etmek amacıyla rejimlerin demokratik olup olmadıklarına bakmaksızın fonlamaya devam etti.

Dolayısıyla o gün Avrupa’nın doğru zamanda at(a)madığı adımlar, kıyısına yanaşan botlarla ve kıyaya varamayan mülteci bedenleriyle bugün sonuçlarını veriyor.

Kısacası Avrupa’nın 'Arap Baharı' ardından yenileyip sunduğu 'göçmen-odaklı' yaklaşım, bugün odağına göçmenleri almış yürüyor da – maalesef ters açıdan… ‘Retorik’ bir kez daha ‘pratik’ ile uyuşmuyor…

Tabi Avrupa’ya suçu atmakla ne Türkiye ne Müslüman dünya kurtulmuş oluyor. Çünkü sahildeki cansız bedenini, İslami usullerle defnedilecek bir cami cemaatine emanet eden çocuk eminim "nerede o insanlık dini, nerede misafirperverlik, nerede kardeş ülke'' sorularını hesap sorabileceği bir mecraya saklıyor…

See more at: www.usak.org.tr

Oxşar yazılar

Qoşulu olduğu bölmələr

Azərbaycanın xarici ölkələrdəki diplomatik nümayəndəlikləri twitterdə

Yeni layihə

Xarici mətbuat

Yerevan Moskvanı şantaj edir
05 sentyabr 2019 1in.am

Yerevan Moskvanı şantaj edir

"Yerevanın Moskvaya layiqli cavabı: Rusiyada başa düşməlidirlər ki, vəziyyət dəyişib"

Davamı...
2019-cu ildə keçirilmiş "ümumerməni oyunlar"ı sülh perspektivinə kölgə saldı
29 avqust 2019 Foreign Policy Journal

2019-cu ildə keçirilmiş "ümumerməni oyunlar"ı sülh perspektivinə kölgə saldı

Bir müddət əvvəl mübahisəli Dağlıq Qarabağ regionunda "ümumerməni oyunları'' təşkil olunub. Amma bu, beynəlxalq səviyyədə lazımi dərəcədə pislənməyib.

Davamı...